Cihan Türe
09-08-2007, 12:42 AM
Çoğu genç oyuncu adayı, nasıl oyuncu olunacağını merak ediyor. Yaygın inanışa göre, "basketboldan para kazanmaya başladığınızda oyuncu olmuşsunuzdur" şeklinde düşünülür ve söylenir. Ancak bu maalesef pek doğru birşey değildir. Bu yüzden öncelikle şu soruya bir cevap verelim. Basketbolcu yada oyuncu kelimesini nasıl tanımlıyorsunuz?
Eğer cevabınız, bu işten para kazanan, akşamları antrenmana giden, bir klüpte oynayan kimse oyuncudur şeklinde ise büyük olasılıkla oyuncu olmayacaksınızdır.
Esasında basketbolcu, zamanının ve enerjisinin tamamını basketbola adamış olan kimsedir.
Bir klüpte lisanslı olmanız, düzenli antrenman yapmanız ve hatta başarılı olup para kazanıyor olmanız bile yeterli değildir. Sorun şu ki bu düzeyde ne kadar devam edebileceksiniz yada daha üste çıkabilecekmisiniz?
Unutmamalıyız ki her zaman ulaşılacak daha üst nokta vardır. Eğer bir klüpte oynuyorsanız, sahada kalma sürenizi arttırmalısınız.
Eğer sahada yeterince kalıyor iseniz, çok daha iyi bir klübe transfer olmalısınız.
Eğer iyi bir klüpte oynuyor iseniz, bu işten para kazanacak seviyeye gelmeli ve o klübün A Takımında süre almalısınız.
Ve eğer A Takımlar seviyesinde oynuyor iseniz de hep daha iyi takımları hedeflemelisiniz.
Bunların hepsi, oyunculuğa giden yolda aşmanız gereken basamaklardır. Bunları aşmanın en önemli yolu ise çalışmak, çalışmak ve daha çok çalışmaktır. Biraz şansla, biraz fiziki özelliklerinizle, biraz da tanıdıklarınız vasıtası ile bir yerlere gelebilirsiniz. Ancak o noktada tutunmak işin esas önemli kısmıdır.
Burada esas anlatmak istediğim ise, işte o bir yerlere gelebilen oyunculara yöneliktir. İlk kazandığınız paraları, kendinize yatırım yaparak harcamalısınız. Bu nedir? Evinize tam set bir halter takımı alabilirsiniz. Eğer bahçeniz varsa basketbol potası yaptırabilirsiniz. Boş vakitlerinizde gitmek üzere bir ağırlık salonuna üye olabilirsiniz. Ve hatta yazları katılmak üzere kamplara başvurabilirsiniz.
İlk kazandığı para ile tatile çıkanlar, üzülerek söylemeliyim ki kariyerlerine bir çizgi çekmiş ve bir duraklamaya girmiş olacaklardır.
--------------------------------------------------
Bu konu ile ilgili olarak size iki oyuncudan da kısaca bahsetmek istiyorum.
Bunlardan bir tanesi, minik yıldız ve genç takımlar boyunca sürekli olarak sayı kralı olmuştur. Bulunduğu takımda tüm topları kullanma izni verilmiştir. Zaten doğuştan gelen yetenekleri ile 15 kişilik kadrosunun tamamı İzmir için çok kaliteli Tuborg ve Pınar KSK altyapısından oynayan oyuncuların olduğu lisede bile 60 sayı ortalaması tutturmuştur. Kabul edeceğiniz gibi kötü bir takımda çok sayı atmak pek önemli değildir ancak iyi oyuncuların arasında oynarken bu rakama ulaşabilmek efsanevi bir olaydır. Tüm bu yeteneklerine, klübü tarafından kollanmasına ve ufak yaşlardan itibaren A Takımda denenmesine ve ısrarla 1. ligde süre bulmasına rağmen, kendine yatırım yapmadığı, sağlıklı yaşamadığı, özel hayatına dikkat etmediği için tutunamamıştır.
Bu oyunculardan ikincisi ise, uzun boyuna rağmen hareketsiz ve savruktur. Tüm minik yıldız ve genç takımlar boyunca günde zaman zaman 2-3 antrenman yapmıştır. Pek çok kereler özel olarak çalıştırılmış, boş zamanlarında da kendisi çalışmaya devam etmiştir. Yukarıda söylediğimiz skorer oyuncu ile aynı takımda olup daima onun gölgesinde kalmış, çalışmış çalışmış ve kendine dikkat etmiştir. Kendi A Takımlarında zorla süre bulmuş ancak bu fırsatı çok iyi oynayarak değerlendirmiş ve kısa sürede çok daha iyi bir takıma (Efes Pilsen`e) transfer olmuş ve hala da üst seviyelere tırmanmaya devam etmektedir.
Tahmin edeceğiniz gibi bu oyunculardan ikinci söylediğim şu an Milli Takım`ımızda bulunan ve hepimizin bildiği Kaya Peker`dir. İlk söylediğim oyuncuyu ise 2. ligi yakından takip etmediyseniz büyük olasılıkla duymamışsınızdır bile. Yakın zamana kadar 2. ligde oynamaya devam ediyordu, açıkçası şu an ne yaptığını ben de bilmiyorum.
Tercihlerinizi iyi yapın, kendinize yatırım yapın. Başka şeylere değil...
Eğer cevabınız, bu işten para kazanan, akşamları antrenmana giden, bir klüpte oynayan kimse oyuncudur şeklinde ise büyük olasılıkla oyuncu olmayacaksınızdır.
Esasında basketbolcu, zamanının ve enerjisinin tamamını basketbola adamış olan kimsedir.
Bir klüpte lisanslı olmanız, düzenli antrenman yapmanız ve hatta başarılı olup para kazanıyor olmanız bile yeterli değildir. Sorun şu ki bu düzeyde ne kadar devam edebileceksiniz yada daha üste çıkabilecekmisiniz?
Unutmamalıyız ki her zaman ulaşılacak daha üst nokta vardır. Eğer bir klüpte oynuyorsanız, sahada kalma sürenizi arttırmalısınız.
Eğer sahada yeterince kalıyor iseniz, çok daha iyi bir klübe transfer olmalısınız.
Eğer iyi bir klüpte oynuyor iseniz, bu işten para kazanacak seviyeye gelmeli ve o klübün A Takımında süre almalısınız.
Ve eğer A Takımlar seviyesinde oynuyor iseniz de hep daha iyi takımları hedeflemelisiniz.
Bunların hepsi, oyunculuğa giden yolda aşmanız gereken basamaklardır. Bunları aşmanın en önemli yolu ise çalışmak, çalışmak ve daha çok çalışmaktır. Biraz şansla, biraz fiziki özelliklerinizle, biraz da tanıdıklarınız vasıtası ile bir yerlere gelebilirsiniz. Ancak o noktada tutunmak işin esas önemli kısmıdır.
Burada esas anlatmak istediğim ise, işte o bir yerlere gelebilen oyunculara yöneliktir. İlk kazandığınız paraları, kendinize yatırım yaparak harcamalısınız. Bu nedir? Evinize tam set bir halter takımı alabilirsiniz. Eğer bahçeniz varsa basketbol potası yaptırabilirsiniz. Boş vakitlerinizde gitmek üzere bir ağırlık salonuna üye olabilirsiniz. Ve hatta yazları katılmak üzere kamplara başvurabilirsiniz.
İlk kazandığı para ile tatile çıkanlar, üzülerek söylemeliyim ki kariyerlerine bir çizgi çekmiş ve bir duraklamaya girmiş olacaklardır.
--------------------------------------------------
Bu konu ile ilgili olarak size iki oyuncudan da kısaca bahsetmek istiyorum.
Bunlardan bir tanesi, minik yıldız ve genç takımlar boyunca sürekli olarak sayı kralı olmuştur. Bulunduğu takımda tüm topları kullanma izni verilmiştir. Zaten doğuştan gelen yetenekleri ile 15 kişilik kadrosunun tamamı İzmir için çok kaliteli Tuborg ve Pınar KSK altyapısından oynayan oyuncuların olduğu lisede bile 60 sayı ortalaması tutturmuştur. Kabul edeceğiniz gibi kötü bir takımda çok sayı atmak pek önemli değildir ancak iyi oyuncuların arasında oynarken bu rakama ulaşabilmek efsanevi bir olaydır. Tüm bu yeteneklerine, klübü tarafından kollanmasına ve ufak yaşlardan itibaren A Takımda denenmesine ve ısrarla 1. ligde süre bulmasına rağmen, kendine yatırım yapmadığı, sağlıklı yaşamadığı, özel hayatına dikkat etmediği için tutunamamıştır.
Bu oyunculardan ikincisi ise, uzun boyuna rağmen hareketsiz ve savruktur. Tüm minik yıldız ve genç takımlar boyunca günde zaman zaman 2-3 antrenman yapmıştır. Pek çok kereler özel olarak çalıştırılmış, boş zamanlarında da kendisi çalışmaya devam etmiştir. Yukarıda söylediğimiz skorer oyuncu ile aynı takımda olup daima onun gölgesinde kalmış, çalışmış çalışmış ve kendine dikkat etmiştir. Kendi A Takımlarında zorla süre bulmuş ancak bu fırsatı çok iyi oynayarak değerlendirmiş ve kısa sürede çok daha iyi bir takıma (Efes Pilsen`e) transfer olmuş ve hala da üst seviyelere tırmanmaya devam etmektedir.
Tahmin edeceğiniz gibi bu oyunculardan ikinci söylediğim şu an Milli Takım`ımızda bulunan ve hepimizin bildiği Kaya Peker`dir. İlk söylediğim oyuncuyu ise 2. ligi yakından takip etmediyseniz büyük olasılıkla duymamışsınızdır bile. Yakın zamana kadar 2. ligde oynamaya devam ediyordu, açıkçası şu an ne yaptığını ben de bilmiyorum.
Tercihlerinizi iyi yapın, kendinize yatırım yapın. Başka şeylere değil...