Ahmet Dedeoğlu
09-09-2007, 02:14 AM
Bir basketbol maçını kazanmak için önce inanacaksınız ve de kararlı olacaksınız.Yani rakibi savunmada ve hücumda yenmeye,maçı kazanmaya bunları yapmak için de savaşmaya,son saniyeye kadar mücadele etmeye maça çıkmadan karar vereceksiniz ve de buna tam olarak inanacaksınız.İnanmazsanız başaramazsınız.Determination,yani Kararlılık, maçın kazanılmasında gerekli olan savunma,mücadele,şut seçimleri vs.gerekli olan herşeyi yaptıran bir anahtardır.
Peki buna sizi kim inandıracak.Tabii ki Head Coach ve staff.Ama şüphesiz Head Coach'un bunu yapabilmesi için önce kendisine ve sistemine özgüven duyması,takımına da inanması gerekir.
Şimdi milli takımın maçlarına coach olarak bir göz attığımızda,hazırlık dahil ilk maçlarda uygulanan hatta benim de çalıştırdığım birçok takımda yaptırdığım bir set,son iki maçta hiç uygulanmadı.Yani vazgeçildi.Nedenlerini bilmiyorum,belki Serkan yok diyedir,ama o set tam Hidayet'e ve Ersan'a yani 3 numaraya göreydi.Sen
2 ay çalış,bir sürü hazırlık maçında ısrarla oyna,son maçlarda tamamen vazgeç.Burda bir inançsızlık ve kararsızlık hemen gözüküyor.
Geçtik Slovenya maçına.İlk yarı müthiş mücadele,ribauntlarda bariz üstünlük ( ki size'lı oyunculardan kurulan takımımızdan böyle bir domine ben şahsen bekliyordum ) kaçan bir sürü yakın atışa rağmen 39-36 öne geçmemiz filan ,bize işte milli takımımız bu dedirtiyordu.O yakın atışların kaçması da ayrı bir güvensizlik ve kararsızlık işaretiydi ya neyse.
İkinci yarıda Hidayet ve Mehmetin skoru domine etmesi,Keremin savaşması Hidayetin sakatlık nedeniyle herhalde çıkmasına kadar bizi maçta üstün kıldı.Ama Hidayetle birlikte Mehmet de çıkınca skor üretemedik.Kerem de yorulup yerine giren Ermal sıfır konsantrasyonla rakibine üç tane üçlük attırınca ipler koptu.Kazanma alışkanlığı olmayan,tam tersi kaybetme alışkanlığı olan takımımızı yine kaybetme korkusu sardı ve maç bitmeden maçı bıraktılar.Son perioda Hidayet ve Mehmet Okur'la başlamadı Tanjeviç.Ne düşündüyse artık.Dokuz dakika sayı atamadı takım ve bir mola bile alınmadı.Bir mola hakkımızı kullanmadan maç bitti.Hiçbir maçta 2-3 veya 2-1-2 alan savunması denenmedi.Herhalde gerek kalmaz diye çalışılmamıştır.Halbuki pota altından ve penetrelerden yenilen sayılara karşı,bu tür savunmalar bir önlemdir.Şampiyonada birçok takım bu savunmaya sıkışınca başvuruyor.
Hayatta herşey değişiyor,değişmeyen bir tek değişimin kendisidir.Ha,pardon bir de Tanjeviç değişmiyor.Eski tas eski hamam.Eski camlar bardak oldu diye bir söz vardır.Eski sistemler de artık çöktü.Basketbol hızla gelişiyor,tempo artıyor,30 saniye kuralı 24 saniyeye,10 saniye kuralı 8 saniyeye indi.Yani zamana karşı müthiş bir yarış başladı.Sayı yedikten sonra bile rakip geriye koşmadan fastbreak le hemen 4-5 saniyede karşı potaya gidip basket atma çağını yaşıyoruz. Anti parantez,sayı yedikten sonra hemen en çabuk yoldan top çıkarıp karşı basket atma sistemini çok eski çağlarda da birçok takım oynardı da herhalde Tanjeviç bilmiyordu.(Bu garibin de-yani benim- basketbol antrenörlük yaşantısı boyunca sistemi hep bu tarz hızlı basketbol olmuştu.)Ama biz sayı yiyince,artık bittik,mahvolduk,kaybettik gibi düşünceler içinde melankolik bir zihniyetle yürüye yürüye karşıya gidiyoruz.Bu çağımızın gereği olan sürate ayak uyduramıyoruz.Biz derken,tabii ki bu eksiklik ve geri kalmışlık tamamen bir Tanjeviç ürünüdür.Millet koşuyor,sprint atıyor,biz yürüyor,jogging yapıyoruz Tanjeviç sayesinde.
Bir musibet bin nasihatten iyidir,derler.Tabii ders alana.Burda öyle böyle idare edip te 2010 yılında Dünya şampiyonasında kendi evimizde rezil olmaktansa,Tanjeviç'e bu şampiyonadan sonra teşekkür edilir ve bana göre,daha önce bahsettiğim kadroya girecek oyuncularla birlikte müthiş bir potansiyale sahip olan ve her zaman Dünyanın ilk 8 takımı arasında yer alması gereken Milli Takımımız, emin ellere teslim edilir,böylece şerden hayır doğar sözü gereği hiç olmazsa sadece bir turnuva kaybedilir ama gelecek kazanılır.
Spor Yazarı-Basketbol Antrenörü,Ahmet Dedeoğlu
ahmet_dedeoglu57@hotmail.com
Peki buna sizi kim inandıracak.Tabii ki Head Coach ve staff.Ama şüphesiz Head Coach'un bunu yapabilmesi için önce kendisine ve sistemine özgüven duyması,takımına da inanması gerekir.
Şimdi milli takımın maçlarına coach olarak bir göz attığımızda,hazırlık dahil ilk maçlarda uygulanan hatta benim de çalıştırdığım birçok takımda yaptırdığım bir set,son iki maçta hiç uygulanmadı.Yani vazgeçildi.Nedenlerini bilmiyorum,belki Serkan yok diyedir,ama o set tam Hidayet'e ve Ersan'a yani 3 numaraya göreydi.Sen
2 ay çalış,bir sürü hazırlık maçında ısrarla oyna,son maçlarda tamamen vazgeç.Burda bir inançsızlık ve kararsızlık hemen gözüküyor.
Geçtik Slovenya maçına.İlk yarı müthiş mücadele,ribauntlarda bariz üstünlük ( ki size'lı oyunculardan kurulan takımımızdan böyle bir domine ben şahsen bekliyordum ) kaçan bir sürü yakın atışa rağmen 39-36 öne geçmemiz filan ,bize işte milli takımımız bu dedirtiyordu.O yakın atışların kaçması da ayrı bir güvensizlik ve kararsızlık işaretiydi ya neyse.
İkinci yarıda Hidayet ve Mehmetin skoru domine etmesi,Keremin savaşması Hidayetin sakatlık nedeniyle herhalde çıkmasına kadar bizi maçta üstün kıldı.Ama Hidayetle birlikte Mehmet de çıkınca skor üretemedik.Kerem de yorulup yerine giren Ermal sıfır konsantrasyonla rakibine üç tane üçlük attırınca ipler koptu.Kazanma alışkanlığı olmayan,tam tersi kaybetme alışkanlığı olan takımımızı yine kaybetme korkusu sardı ve maç bitmeden maçı bıraktılar.Son perioda Hidayet ve Mehmet Okur'la başlamadı Tanjeviç.Ne düşündüyse artık.Dokuz dakika sayı atamadı takım ve bir mola bile alınmadı.Bir mola hakkımızı kullanmadan maç bitti.Hiçbir maçta 2-3 veya 2-1-2 alan savunması denenmedi.Herhalde gerek kalmaz diye çalışılmamıştır.Halbuki pota altından ve penetrelerden yenilen sayılara karşı,bu tür savunmalar bir önlemdir.Şampiyonada birçok takım bu savunmaya sıkışınca başvuruyor.
Hayatta herşey değişiyor,değişmeyen bir tek değişimin kendisidir.Ha,pardon bir de Tanjeviç değişmiyor.Eski tas eski hamam.Eski camlar bardak oldu diye bir söz vardır.Eski sistemler de artık çöktü.Basketbol hızla gelişiyor,tempo artıyor,30 saniye kuralı 24 saniyeye,10 saniye kuralı 8 saniyeye indi.Yani zamana karşı müthiş bir yarış başladı.Sayı yedikten sonra bile rakip geriye koşmadan fastbreak le hemen 4-5 saniyede karşı potaya gidip basket atma çağını yaşıyoruz. Anti parantez,sayı yedikten sonra hemen en çabuk yoldan top çıkarıp karşı basket atma sistemini çok eski çağlarda da birçok takım oynardı da herhalde Tanjeviç bilmiyordu.(Bu garibin de-yani benim- basketbol antrenörlük yaşantısı boyunca sistemi hep bu tarz hızlı basketbol olmuştu.)Ama biz sayı yiyince,artık bittik,mahvolduk,kaybettik gibi düşünceler içinde melankolik bir zihniyetle yürüye yürüye karşıya gidiyoruz.Bu çağımızın gereği olan sürate ayak uyduramıyoruz.Biz derken,tabii ki bu eksiklik ve geri kalmışlık tamamen bir Tanjeviç ürünüdür.Millet koşuyor,sprint atıyor,biz yürüyor,jogging yapıyoruz Tanjeviç sayesinde.
Bir musibet bin nasihatten iyidir,derler.Tabii ders alana.Burda öyle böyle idare edip te 2010 yılında Dünya şampiyonasında kendi evimizde rezil olmaktansa,Tanjeviç'e bu şampiyonadan sonra teşekkür edilir ve bana göre,daha önce bahsettiğim kadroya girecek oyuncularla birlikte müthiş bir potansiyale sahip olan ve her zaman Dünyanın ilk 8 takımı arasında yer alması gereken Milli Takımımız, emin ellere teslim edilir,böylece şerden hayır doğar sözü gereği hiç olmazsa sadece bir turnuva kaybedilir ama gelecek kazanılır.
Spor Yazarı-Basketbol Antrenörü,Ahmet Dedeoğlu
ahmet_dedeoglu57@hotmail.com