sonerk
09-26-2007, 11:37 PM
Spor alanında bugün hala en çok tutulan maddelerden biri karnitin. Karnitin vücuttaki yağ yakımını hızlandırmak ve dolayısıyla kilo kaybı sağlamak bir taraftan da dayanıklılık gerektiren sporlarda performansı arttırmak için tavsiye ediliyor. Fakat gerçek durum öyle mi, bakalım.
Baştan şunu söylemek gerekir ki henüz bu konuda yeterli sayıda spora yönelik araştırma olmamasına rağmen bugüne kadar yapılanların gösterdiği, ek olarak karnitin kullanımının sporda bir işe yaramadığı.
Karnitin, (eskiden vitaminlerle ilgisi olmamasına rağmen) Vitamin T olarak adlandırılıyordu, ki bu vücutta bulunan bir madde. Bir taraftan günde 15 mg kadar karaciğer, böbrekler ve beyinde üretiliyor, diğer taraftan da besin ile günde 10-70 mg arasında, dengeli bir beslenmede ortalama 30 mg (bilhassa et) alınıyor. Vücuttaki sabit karnitin miktarı 20-25 g. Karnitin depolarının %98' i kaslarda, geri kalanı da karaciğer ve böbreklerde bulunuyorlar. İdrar aracılığı ile günde 20 mg kadar karnitin atıyoruz.
Karnitin kas hücrelerinde taşımacılık yapıyor. Karmaşık yağ asitlerini yakılacakları (ve dolayısıyla güç sağlayacakları) mitokondriyene taşıyor (beta-oksidasyon için).
Karnitin pazarlanmasında, yani ek olarak karnitin kullananlara söylenmeyen şu: Karnitin kas hücresinde daima yeterli miktarda bulunuyor, yani „karnitinim azaldı“ gibi bir durum kesinlikle söz konusu değil vücutta. İdrar yoluyla atılan karnitin oranından çok daha fazlası besin yoluyla alınıyor zaten. Ayrıca vücut fazla karnitini de depoluyor.
Bugüne kadar yapılmış bilimsel araştırmaların gösterdiği, sağlıklı bir vücutta (ki buna profesyonel sporcular da dahil) karnitin eksiği yok, her zaman yeterli miktarda karnitin var.
Önemli ve gene söylenmeyen bir nokta ağızdan alınan karnitinin kas hücrelerine ulaşmaması, tam tersine kana karışıyor. Bu da asıl gerekli olduğu yer olan kas hücrelerinde fazla karnitin anlamına gelmiyor. Kas hücresinde karnitin oranı 3-4 mmol/litre, kanda 40-60 µmol/litre, yani kanda çok daha az, dolayısıyla ağızdan karnitin alınınca sadece kandaki karnitin oranı yükseliyor, fakat bunun performans arttırımı konusunda hiçbir faydası yok. Kandaki karnitin idrar ile işlenmeden atılıyor. Dolayısıyla aslında ağızdan karnitin almak parayı sokağa atmak ile eşdeğer. Varsayım olarak ağızdan alınan karnitinin kana değil de kaslara yerleştiğini düşünsek bile, bunun buradaki yağ yakımını arttırması gerekmiyor, çünkü karnitinin ne miktarda bulunduğu yağ yakımının ne derece hızlı olacağını belirleyen ölçü değil. Bu daha çok yağ sindirimine yardımcı olan Lipaz enzimi ile ilgili, onun da karnitin miktarı ile bir bağlantısı yok. Buna ek olarak karnitinin üstlendiği fizyolojik işlem zaten maksimum hızda gerçekleşiyor, yani daha fazla karnitin, daha yüksek hız anlamına gelmiyor.
Dayanıklılık sporlarında önemli olan, kasın çalışması sırasında yağ dokusundan ve kısmen kas dokusundan ne kadar serbest yağ asidinin harekete geçirilebildiği ve yakımın gerçekleştireleceği ne kadar mitokondriyen bulunduğu. Bu da sadece antrenman ile bağlantılı bir durum. Ne kadar çok antrenman, o kadar çok mitokondriyen demek.
Bir örnekle açıklama gerekirse: Karnitin taksi, serbest yağ asitleri müşteriler. Mitokondriyen ise otel. Beta oksidasyon, yani yağ yakımı da otelin cirosu. Ağızdan karnitin alımı taksi sayısını arttırmıyor, fakat dediğimiz gibi arttırdığını farz etsek bile müşteri (yağ asidi) sayısında artış olmadığı sürece taksi sayısının artmasının hiçbir faydası yok.
Karnitinin antioksidan ve damar genişletici etkisi var, orası tartışılmaz ki çocuklar için karnitin araştırmaları var, değişik yaş grupları ve çeşitli hastalıklar üzerinde de karnitin araştırmaları var.
Yalnız ağızdan sporcuların yağ yakımı ya da güç arttırımı gibi nedenlerle karnitin almasının bir getirisi yok.
Kaynak: Cüneyt Kazokoğlu' nun yazısından alıntıdır.
Baştan şunu söylemek gerekir ki henüz bu konuda yeterli sayıda spora yönelik araştırma olmamasına rağmen bugüne kadar yapılanların gösterdiği, ek olarak karnitin kullanımının sporda bir işe yaramadığı.
Karnitin, (eskiden vitaminlerle ilgisi olmamasına rağmen) Vitamin T olarak adlandırılıyordu, ki bu vücutta bulunan bir madde. Bir taraftan günde 15 mg kadar karaciğer, böbrekler ve beyinde üretiliyor, diğer taraftan da besin ile günde 10-70 mg arasında, dengeli bir beslenmede ortalama 30 mg (bilhassa et) alınıyor. Vücuttaki sabit karnitin miktarı 20-25 g. Karnitin depolarının %98' i kaslarda, geri kalanı da karaciğer ve böbreklerde bulunuyorlar. İdrar aracılığı ile günde 20 mg kadar karnitin atıyoruz.
Karnitin kas hücrelerinde taşımacılık yapıyor. Karmaşık yağ asitlerini yakılacakları (ve dolayısıyla güç sağlayacakları) mitokondriyene taşıyor (beta-oksidasyon için).
Karnitin pazarlanmasında, yani ek olarak karnitin kullananlara söylenmeyen şu: Karnitin kas hücresinde daima yeterli miktarda bulunuyor, yani „karnitinim azaldı“ gibi bir durum kesinlikle söz konusu değil vücutta. İdrar yoluyla atılan karnitin oranından çok daha fazlası besin yoluyla alınıyor zaten. Ayrıca vücut fazla karnitini de depoluyor.
Bugüne kadar yapılmış bilimsel araştırmaların gösterdiği, sağlıklı bir vücutta (ki buna profesyonel sporcular da dahil) karnitin eksiği yok, her zaman yeterli miktarda karnitin var.
Önemli ve gene söylenmeyen bir nokta ağızdan alınan karnitinin kas hücrelerine ulaşmaması, tam tersine kana karışıyor. Bu da asıl gerekli olduğu yer olan kas hücrelerinde fazla karnitin anlamına gelmiyor. Kas hücresinde karnitin oranı 3-4 mmol/litre, kanda 40-60 µmol/litre, yani kanda çok daha az, dolayısıyla ağızdan karnitin alınınca sadece kandaki karnitin oranı yükseliyor, fakat bunun performans arttırımı konusunda hiçbir faydası yok. Kandaki karnitin idrar ile işlenmeden atılıyor. Dolayısıyla aslında ağızdan karnitin almak parayı sokağa atmak ile eşdeğer. Varsayım olarak ağızdan alınan karnitinin kana değil de kaslara yerleştiğini düşünsek bile, bunun buradaki yağ yakımını arttırması gerekmiyor, çünkü karnitinin ne miktarda bulunduğu yağ yakımının ne derece hızlı olacağını belirleyen ölçü değil. Bu daha çok yağ sindirimine yardımcı olan Lipaz enzimi ile ilgili, onun da karnitin miktarı ile bir bağlantısı yok. Buna ek olarak karnitinin üstlendiği fizyolojik işlem zaten maksimum hızda gerçekleşiyor, yani daha fazla karnitin, daha yüksek hız anlamına gelmiyor.
Dayanıklılık sporlarında önemli olan, kasın çalışması sırasında yağ dokusundan ve kısmen kas dokusundan ne kadar serbest yağ asidinin harekete geçirilebildiği ve yakımın gerçekleştireleceği ne kadar mitokondriyen bulunduğu. Bu da sadece antrenman ile bağlantılı bir durum. Ne kadar çok antrenman, o kadar çok mitokondriyen demek.
Bir örnekle açıklama gerekirse: Karnitin taksi, serbest yağ asitleri müşteriler. Mitokondriyen ise otel. Beta oksidasyon, yani yağ yakımı da otelin cirosu. Ağızdan karnitin alımı taksi sayısını arttırmıyor, fakat dediğimiz gibi arttırdığını farz etsek bile müşteri (yağ asidi) sayısında artış olmadığı sürece taksi sayısının artmasının hiçbir faydası yok.
Karnitinin antioksidan ve damar genişletici etkisi var, orası tartışılmaz ki çocuklar için karnitin araştırmaları var, değişik yaş grupları ve çeşitli hastalıklar üzerinde de karnitin araştırmaları var.
Yalnız ağızdan sporcuların yağ yakımı ya da güç arttırımı gibi nedenlerle karnitin almasının bir getirisi yok.
Kaynak: Cüneyt Kazokoğlu' nun yazısından alıntıdır.