Ahmet Dedeoğlu
10-11-2007, 04:40 PM
KESİLDİ Mİ ELLERİN?
Öyküyü bilirsiniz.
Mehmet Emin Yurdakul, hayırsız bir evladı anlattığı manzum eserinde, gece yarısı sarhoş olarak eve gelen oğlun, dul annesini, "Kalk çabuk, kalk bana para ver!" diye sert hareketlerle sarsarak uyandırmasını kaydeder.
Anne, "Bende para ne gezer evladım? Param olsa ele dikişi diker miyim?" dese de, hayırsız evlat elinde bıçakla, "O masalı başkasına anlat sen. Para istiyorum! Yoksa vururum seni!" diye tehdit eder.
Annenin feryadı yürek yakıcıdır:
"Vurma, dur; beni dinle, hangi ana para vermez oğluna?
Vallahi yok, olmuş olsa, feda olsun yoluna."
Çocuğun gözünü hırs ve ihanet bürümüştür, bıçağı annesinin omzuna saplar.
Bıçak darbesinden daha çok evladın ihaneti yere devirir anneyi…
"Kim derdi ki, koynumda büyüttüğüm o ellerin benim şu ak, şu kınalı saçlarımdan tutarak acımadan, titremeden bana bıçak vuracak?" diye inlerken, oğlunun elinde kan görür.
Ve bunun üzerine, benim yazarını kıskandığım, okuru tam kalbinden yakalayacak ve yaralayacak cümle gelir anneden:
"O kan ne?.. O damlayan kimin kanı? Yoksa bana bıçak saplarken ellerin mi kesildi? Kesildi mi ellerin?! Kıyamam… Kaç buradan, seni şimdi gelip burada tutarlar; zincir vurup o karanlık zindanlara atarlar. Kaç buradan kuş gibi, ben kanımı helal ettim, sen de affet Yâ Rabbî!.."
Öyküyü bilirsiniz.
Mehmet Emin Yurdakul, hayırsız bir evladı anlattığı manzum eserinde, gece yarısı sarhoş olarak eve gelen oğlun, dul annesini, "Kalk çabuk, kalk bana para ver!" diye sert hareketlerle sarsarak uyandırmasını kaydeder.
Anne, "Bende para ne gezer evladım? Param olsa ele dikişi diker miyim?" dese de, hayırsız evlat elinde bıçakla, "O masalı başkasına anlat sen. Para istiyorum! Yoksa vururum seni!" diye tehdit eder.
Annenin feryadı yürek yakıcıdır:
"Vurma, dur; beni dinle, hangi ana para vermez oğluna?
Vallahi yok, olmuş olsa, feda olsun yoluna."
Çocuğun gözünü hırs ve ihanet bürümüştür, bıçağı annesinin omzuna saplar.
Bıçak darbesinden daha çok evladın ihaneti yere devirir anneyi…
"Kim derdi ki, koynumda büyüttüğüm o ellerin benim şu ak, şu kınalı saçlarımdan tutarak acımadan, titremeden bana bıçak vuracak?" diye inlerken, oğlunun elinde kan görür.
Ve bunun üzerine, benim yazarını kıskandığım, okuru tam kalbinden yakalayacak ve yaralayacak cümle gelir anneden:
"O kan ne?.. O damlayan kimin kanı? Yoksa bana bıçak saplarken ellerin mi kesildi? Kesildi mi ellerin?! Kıyamam… Kaç buradan, seni şimdi gelip burada tutarlar; zincir vurup o karanlık zindanlara atarlar. Kaç buradan kuş gibi, ben kanımı helal ettim, sen de affet Yâ Rabbî!.."