Ahmet Dedeoğlu
10-18-2007, 10:51 PM
"GOOOLL"
Hafta sonundaki önemli maça hazırlanıyordu genç oyuncu.
- İçime doğuyor, bu maçta gol atacağım, dedi eşine...
xxx
Denk kuvvetlerin mücadelesi şeklinde geçiyordu maç...
Dakikalar 70'i gösterdiğinde rakip takım bir köşe vuruşu kazanmıştı. Savunma arkadaşlarına yardımcı olmak için kendi ceza sahasına girdi genç oyuncu... Top kalecisini de aşıp arka direğe doğru süzüldü havadan. Tekrar kornere atmak için kafa vurduğunda rakip seyircinin büyük gürültüsü ile topu kendi kalesine attığını anladı, yere düşerken...
Derin bir pişmanlık duydu. Kafasının yerden kaldıramıyor, kimseye bakmıyordu. "Ayağım kırılsaydı da gitmeseydim savunmaya" diye düşündü.
Deplasmandaydılar, artık sürekli hata yapıyor, topu ayağının altından kaçırıyor, yanlış pas veriyordu... Top ona geldiğinde seyirci "Şişşt, şişt" diye tempo tutuyor, dalga geçiyordu.
Maç, genç oyuncunun kendi kalesine attığı tek golle bitti...
xxx
Futbolcular soyunma odalarına doğru yönelmişti. Rakip santrfor geldi genç oyuncunun yanına... Şakayla karışık:
- Benim yapmam gerekeni sen yaptın, dedi. Sırtını sıvazladı.
Sonra:
- Forma değiştirelim mi? diye sordu.
Genç oyuncu:
- Şimdi olmaz dedi. Tünele inelim ondan sonra...
Şaşırdı santrfor. Soyunma odalarına giden tünelin merdivenine indiler. Santrfor formasını çıkardı, rakibine uzattı, genç oyuncu duvar dibinde durdu:
- Ben futbolcular ve gazeteciler çıktıktan sonra formamı çıkartacağım, dedi:
Herkes geçti. Genç oyuncu sırtını santrfora döndükten sonra formasını çıkarıp arkaya uzattı.
Yüzünü saklamasına bir kez daha şaşırdı santrfor. Formanın altında beyaz bir tişört vardı. Onu da çıkarttı. Tişörtü buruşturup, yumak yaparak santrforun eline tutuşturan genç futbolcu koşar adımlarla soyunma odasına seğirtti.
Santrfor, kendi kalesine gol atan futbolcunun, terden sırılsıklam olmuş tişörtünü merakla açtı; mağazadan giysi beğenen müşteri gibi omuzlarından tutup, ön kısmındaki yazıyı okuyunca biraz içi burkuldu:
"Gooll" yazıyordu...
Hafta sonundaki önemli maça hazırlanıyordu genç oyuncu.
- İçime doğuyor, bu maçta gol atacağım, dedi eşine...
xxx
Denk kuvvetlerin mücadelesi şeklinde geçiyordu maç...
Dakikalar 70'i gösterdiğinde rakip takım bir köşe vuruşu kazanmıştı. Savunma arkadaşlarına yardımcı olmak için kendi ceza sahasına girdi genç oyuncu... Top kalecisini de aşıp arka direğe doğru süzüldü havadan. Tekrar kornere atmak için kafa vurduğunda rakip seyircinin büyük gürültüsü ile topu kendi kalesine attığını anladı, yere düşerken...
Derin bir pişmanlık duydu. Kafasının yerden kaldıramıyor, kimseye bakmıyordu. "Ayağım kırılsaydı da gitmeseydim savunmaya" diye düşündü.
Deplasmandaydılar, artık sürekli hata yapıyor, topu ayağının altından kaçırıyor, yanlış pas veriyordu... Top ona geldiğinde seyirci "Şişşt, şişt" diye tempo tutuyor, dalga geçiyordu.
Maç, genç oyuncunun kendi kalesine attığı tek golle bitti...
xxx
Futbolcular soyunma odalarına doğru yönelmişti. Rakip santrfor geldi genç oyuncunun yanına... Şakayla karışık:
- Benim yapmam gerekeni sen yaptın, dedi. Sırtını sıvazladı.
Sonra:
- Forma değiştirelim mi? diye sordu.
Genç oyuncu:
- Şimdi olmaz dedi. Tünele inelim ondan sonra...
Şaşırdı santrfor. Soyunma odalarına giden tünelin merdivenine indiler. Santrfor formasını çıkardı, rakibine uzattı, genç oyuncu duvar dibinde durdu:
- Ben futbolcular ve gazeteciler çıktıktan sonra formamı çıkartacağım, dedi:
Herkes geçti. Genç oyuncu sırtını santrfora döndükten sonra formasını çıkarıp arkaya uzattı.
Yüzünü saklamasına bir kez daha şaşırdı santrfor. Formanın altında beyaz bir tişört vardı. Onu da çıkarttı. Tişörtü buruşturup, yumak yaparak santrforun eline tutuşturan genç futbolcu koşar adımlarla soyunma odasına seğirtti.
Santrfor, kendi kalesine gol atan futbolcunun, terden sırılsıklam olmuş tişörtünü merakla açtı; mağazadan giysi beğenen müşteri gibi omuzlarından tutup, ön kısmındaki yazıyı okuyunca biraz içi burkuldu:
"Gooll" yazıyordu...