Ahmet Dedeoğlu
10-22-2007, 01:12 AM
ŞEHİT
Ülke amansız bir işgale maruz kalmıştı. Düşman askerleri dört bir yandan ülkeyi ele geçirmeye çalışıyor, girdikleri her köyde katliamlar gerçekleştiriyor, adeta ülkede taş üstünde taş bırakmıyorlardı. Önlerine çıkan herkesi yaşlı, kadın, çocuk demeden öldürüyorlar, kadınların namusunu hiçe sayıyorlar, camilerde toplu katliamlar gerçekleştiriyorlardı. Köylerdeki gençlerin cephede olması işlerini daha da kolaylaştırıyordu.
Yaşlı kadın, üç oğlunu cepheye göndermişti. Geriye ise bir kendisi bir de henüz onaltı yaşındaki küçük oğlu kalmıştı. Cepheye giden oğullarını belki de bir daha göremeyecekti. Ama yine de içinde en ufak bir pişmanlık dahi hissetmiyor, hatta yetiştirdiği üç oğlunu değerleri uğruna feda edebildiği için kendisiyle gurur duyuyordu. “Keşke binlerce oğlum daha olsaydı da hepsini cepheye gönderebilseydim” diyordu.
İlerleyen günlerde savaşın şiddeti birazda olsa hafiflemişti. Cepheye gidenlerin paramparça, kanlar içindeki cesetleri, geriye kalan hafif yaralılar tarafından köylerine getiriliyordu. Bazıları tanınmayacak haldeydi. Gelenler arasında, yaşlı kadının kanlar içinde acımasızca öldürüldükleri belli olan iki oğluda vardı. Kadın, iki oğlunun öldürülmesinden çok vatanın hala işgal altında olmasına yanıyordu. Bütün ümitlerini cephedeki diğer oğluna bağlamıştı. Ne yazık ki çok geçmeden diğer oğlunun da esir düştüğü haberi geldi. Yaşlı kadın, bu son haber karşısında daha fazla göz yaşlarını tutamadı. Kadın, bir yandan ağlıyor, bir yandan da avuçlarını semaya kaldırmış: “ Ya Rab! Bin tane oğlum, bin tane canım olsa hepsi sana feda olsun...” diyordu. Yaşlı kadının göz yaşları avucuna düşüyordu. Derken dizlerinin dibine kısılmış küçük oğluna dönerek:
-Sıra sende! Eğer vatana sahip çıkacak büyük oğlum kalmadıysa....sıra sende! Hem abilerinin, hem de zulmü asla hak etmeyen bu milletin öcünü almak sana düşer!”
Kadın, oğlunun kolundan sürükler gibi çekerek eve girdi. Ve alelacele hazırlıklara başladı. Yere koyduğu epeyce büyük bir bezin üzerine, biraz ekmek ve birkaç yiyecek bıraktı. Daha sonra elindeki seccade ve tesbihi de oğlunun gözlerine bakarak bezin üzerine koydu. Aslında yaşlı kadın, oğlunun belki de hiç secdeye gidemeden kahbe kurşunlara hedef olacağını biliyordu. Ama her yola çıkanın azığının yanına seccade ve tesbih koymak oralarda adet olmuştu. Kadın daha yüzünden tek bir tüy bile çıkmamış oğluna elindeki azığı uzatarak: “Haydi oğlum” dedi. Oğlunu belki bir daha göremeyecek belki de cesedini görecekti. Ona son kez doya doya sarıldıktan sonra:
-Oğlum, bu vatan kurtulurda geri dönersen ne mutlu sana; olurya dönemezsen, Allah, bana üç, belki de dört oğlumu kendisine adamış olmayı nasip edecek. Vatanın üzerindeki kara bulutları kaldır ki Allahda mahşer günü yüzümüzdeki karalığı, mahcupluğu kaldırsın...”
-Küçük çocuk neredeyse kendisi kadar olan tüfeğini omuzuna alarak cepheye doğru yol almaya başladı. Fakat köyden biraz uzaklaşmıştı ki küçük bedeni düşmanın kahbe kurşunlarına hedef oldu. Çocuğun küçük bedeni omuzundaki tüfeği ve vücuduna saplanan kurşunları taşıyamayarak olduğu yere kanlar içinde yığıldı. Daha tek bir kurşun bile saplayamamıştı düşmanın alçak bedenine...
İlerleyen günlerde yoldan geçen bir asker küçük çocuğun cesediyle karşılaştı. Çocuğun azığına şöyle bir baktı. Birkaç kuru ekmek, biraz yiyecek ve bir de seccadesiyle tesbihi vardı. Küçük çocuğu orada bırakıp gitmek içine sinmedi. Ve bir çukur kazıp seccadesine sararak oracıkta gömdü...
Savaş birkaç yıl daha sürdü. Düşmanın hiç hesap etmediği bir durum vardı. Bu vatan için böyle analar ve oğulları hiçbir zaman tükenmeyecekti... sonunda bu vatanın anaları ve evlatları, vatanın hiçbir zaman işgal edilemeyeceğini bütün dünyaya duyurdular. Savaş büyük kayıplardan sonra kazanılmıştı.
Aradan çok uzun yıllar geçmişti. Şehirin biraz dışında bir eğlence merkezinin inşaatı başlamıştı. Temelde çalışan işçilerden bir tanesi sigarasını tüttürerek işçileri seyreden güzel giyimli adama:
-Abi biraz gelirmisin?
Güzel giyimli adam, sigarasından derin bir nefes daha çektikten sonra işçilerin yanına gitti. Temelde çalışan işçi işaret parmağıyla kazılan yeri gösterdi. Gösterdiği çukurda bir ceset vardı. Ceset seccadeye sarılmış, onaltı yaşlarında küçük bir çocuğa aitti. Güzel giyimli adam hayretle ve birazda korkuyla bakıyordu. Daha sonra kazdığı yerden çıkan işçi:
-Abi yeni öldürülmüş herhalde toprakta kan izleri var...
xx xx xx
ŞEHİTLER ÖLMEZ,BU VATAN BÖLÜNMEZ..
Şehitlerin cesedleri çürümez..Ne mutlu şehit olana..Şehitler;sorgusuz,hesapsız Cennete girecektir.Vatan sevgisi imandandır..Bütün şehitlerimize Allah rahmet eylesin..Hain ve ahmak pkk,bilmez ki bir Şehit Mehmetçiğimizin yerini binlerce Mehmetçik alacaktır..Hem de seve seve,o kutsal paye,yani ŞEHİT olmak için,vatanı için savaşacaktır..Bir fatiha ve üç ihlas okuyalım,bütün şehitlerimizin ruhlarına hediye edelim..Sevabı okuyanlara da yazılacaktır..
Türk'ü,Kürdü,Lazı,Çerkezi,vs.,bu vatanı seven herkes,bu vatanın evladıdır..Yeri geldiğinde,hain saldırılara karşı yek vücut,tek yürek olarak kenetlenmiştir,kenetlenecektir..Tarih;Türk analarının,Türk evladının,Mehmetçiğin kahramanlık destanlarıyla doludur..Bütün dünya bilmelidir ki,Türk milleti yıkılmaz,bu vatan bölünmez,şehitler ölmez..Bu böyle biline..
BASTIĞIN YERLERİ TOPRAK DİYEREK GEÇME TANI,
DÜŞÜN ALTINDA BİNLERCE KEFENSİZ YATANI,
SEN ŞEHİT OĞLUSUN,İNCİTME YAZIKTIR ATANI,
VERME,DÜNYALARI ALSAN DA BU CENNET VATANI.
KİM BU CENNET VATAN UĞRUNA OLMAZ Kİ FEDA,
ŞUHEDA FIŞKIRACAK,TOPRAĞI SIKSAN ŞUHEDA,
CANI,CANANI BÜTÜN VARIMI ALSIN DA HÜDA,
ETMESİN BENİ TEK VATANIMDAN DÜNYADA CÜDA..
Ülke amansız bir işgale maruz kalmıştı. Düşman askerleri dört bir yandan ülkeyi ele geçirmeye çalışıyor, girdikleri her köyde katliamlar gerçekleştiriyor, adeta ülkede taş üstünde taş bırakmıyorlardı. Önlerine çıkan herkesi yaşlı, kadın, çocuk demeden öldürüyorlar, kadınların namusunu hiçe sayıyorlar, camilerde toplu katliamlar gerçekleştiriyorlardı. Köylerdeki gençlerin cephede olması işlerini daha da kolaylaştırıyordu.
Yaşlı kadın, üç oğlunu cepheye göndermişti. Geriye ise bir kendisi bir de henüz onaltı yaşındaki küçük oğlu kalmıştı. Cepheye giden oğullarını belki de bir daha göremeyecekti. Ama yine de içinde en ufak bir pişmanlık dahi hissetmiyor, hatta yetiştirdiği üç oğlunu değerleri uğruna feda edebildiği için kendisiyle gurur duyuyordu. “Keşke binlerce oğlum daha olsaydı da hepsini cepheye gönderebilseydim” diyordu.
İlerleyen günlerde savaşın şiddeti birazda olsa hafiflemişti. Cepheye gidenlerin paramparça, kanlar içindeki cesetleri, geriye kalan hafif yaralılar tarafından köylerine getiriliyordu. Bazıları tanınmayacak haldeydi. Gelenler arasında, yaşlı kadının kanlar içinde acımasızca öldürüldükleri belli olan iki oğluda vardı. Kadın, iki oğlunun öldürülmesinden çok vatanın hala işgal altında olmasına yanıyordu. Bütün ümitlerini cephedeki diğer oğluna bağlamıştı. Ne yazık ki çok geçmeden diğer oğlunun da esir düştüğü haberi geldi. Yaşlı kadın, bu son haber karşısında daha fazla göz yaşlarını tutamadı. Kadın, bir yandan ağlıyor, bir yandan da avuçlarını semaya kaldırmış: “ Ya Rab! Bin tane oğlum, bin tane canım olsa hepsi sana feda olsun...” diyordu. Yaşlı kadının göz yaşları avucuna düşüyordu. Derken dizlerinin dibine kısılmış küçük oğluna dönerek:
-Sıra sende! Eğer vatana sahip çıkacak büyük oğlum kalmadıysa....sıra sende! Hem abilerinin, hem de zulmü asla hak etmeyen bu milletin öcünü almak sana düşer!”
Kadın, oğlunun kolundan sürükler gibi çekerek eve girdi. Ve alelacele hazırlıklara başladı. Yere koyduğu epeyce büyük bir bezin üzerine, biraz ekmek ve birkaç yiyecek bıraktı. Daha sonra elindeki seccade ve tesbihi de oğlunun gözlerine bakarak bezin üzerine koydu. Aslında yaşlı kadın, oğlunun belki de hiç secdeye gidemeden kahbe kurşunlara hedef olacağını biliyordu. Ama her yola çıkanın azığının yanına seccade ve tesbih koymak oralarda adet olmuştu. Kadın daha yüzünden tek bir tüy bile çıkmamış oğluna elindeki azığı uzatarak: “Haydi oğlum” dedi. Oğlunu belki bir daha göremeyecek belki de cesedini görecekti. Ona son kez doya doya sarıldıktan sonra:
-Oğlum, bu vatan kurtulurda geri dönersen ne mutlu sana; olurya dönemezsen, Allah, bana üç, belki de dört oğlumu kendisine adamış olmayı nasip edecek. Vatanın üzerindeki kara bulutları kaldır ki Allahda mahşer günü yüzümüzdeki karalığı, mahcupluğu kaldırsın...”
-Küçük çocuk neredeyse kendisi kadar olan tüfeğini omuzuna alarak cepheye doğru yol almaya başladı. Fakat köyden biraz uzaklaşmıştı ki küçük bedeni düşmanın kahbe kurşunlarına hedef oldu. Çocuğun küçük bedeni omuzundaki tüfeği ve vücuduna saplanan kurşunları taşıyamayarak olduğu yere kanlar içinde yığıldı. Daha tek bir kurşun bile saplayamamıştı düşmanın alçak bedenine...
İlerleyen günlerde yoldan geçen bir asker küçük çocuğun cesediyle karşılaştı. Çocuğun azığına şöyle bir baktı. Birkaç kuru ekmek, biraz yiyecek ve bir de seccadesiyle tesbihi vardı. Küçük çocuğu orada bırakıp gitmek içine sinmedi. Ve bir çukur kazıp seccadesine sararak oracıkta gömdü...
Savaş birkaç yıl daha sürdü. Düşmanın hiç hesap etmediği bir durum vardı. Bu vatan için böyle analar ve oğulları hiçbir zaman tükenmeyecekti... sonunda bu vatanın anaları ve evlatları, vatanın hiçbir zaman işgal edilemeyeceğini bütün dünyaya duyurdular. Savaş büyük kayıplardan sonra kazanılmıştı.
Aradan çok uzun yıllar geçmişti. Şehirin biraz dışında bir eğlence merkezinin inşaatı başlamıştı. Temelde çalışan işçilerden bir tanesi sigarasını tüttürerek işçileri seyreden güzel giyimli adama:
-Abi biraz gelirmisin?
Güzel giyimli adam, sigarasından derin bir nefes daha çektikten sonra işçilerin yanına gitti. Temelde çalışan işçi işaret parmağıyla kazılan yeri gösterdi. Gösterdiği çukurda bir ceset vardı. Ceset seccadeye sarılmış, onaltı yaşlarında küçük bir çocuğa aitti. Güzel giyimli adam hayretle ve birazda korkuyla bakıyordu. Daha sonra kazdığı yerden çıkan işçi:
-Abi yeni öldürülmüş herhalde toprakta kan izleri var...
xx xx xx
ŞEHİTLER ÖLMEZ,BU VATAN BÖLÜNMEZ..
Şehitlerin cesedleri çürümez..Ne mutlu şehit olana..Şehitler;sorgusuz,hesapsız Cennete girecektir.Vatan sevgisi imandandır..Bütün şehitlerimize Allah rahmet eylesin..Hain ve ahmak pkk,bilmez ki bir Şehit Mehmetçiğimizin yerini binlerce Mehmetçik alacaktır..Hem de seve seve,o kutsal paye,yani ŞEHİT olmak için,vatanı için savaşacaktır..Bir fatiha ve üç ihlas okuyalım,bütün şehitlerimizin ruhlarına hediye edelim..Sevabı okuyanlara da yazılacaktır..
Türk'ü,Kürdü,Lazı,Çerkezi,vs.,bu vatanı seven herkes,bu vatanın evladıdır..Yeri geldiğinde,hain saldırılara karşı yek vücut,tek yürek olarak kenetlenmiştir,kenetlenecektir..Tarih;Türk analarının,Türk evladının,Mehmetçiğin kahramanlık destanlarıyla doludur..Bütün dünya bilmelidir ki,Türk milleti yıkılmaz,bu vatan bölünmez,şehitler ölmez..Bu böyle biline..
BASTIĞIN YERLERİ TOPRAK DİYEREK GEÇME TANI,
DÜŞÜN ALTINDA BİNLERCE KEFENSİZ YATANI,
SEN ŞEHİT OĞLUSUN,İNCİTME YAZIKTIR ATANI,
VERME,DÜNYALARI ALSAN DA BU CENNET VATANI.
KİM BU CENNET VATAN UĞRUNA OLMAZ Kİ FEDA,
ŞUHEDA FIŞKIRACAK,TOPRAĞI SIKSAN ŞUHEDA,
CANI,CANANI BÜTÜN VARIMI ALSIN DA HÜDA,
ETMESİN BENİ TEK VATANIMDAN DÜNYADA CÜDA..