Ahmet Dedeoğlu
10-26-2007, 10:51 AM
Fenerbahçe,Euroligdeki ilk maçında Real Madride,Abdi İpekçide 8 sayı ile kaybetti.Bir Eurolig maçı,Fenerin karşısında Real Madrid gibi bir dev var,ama tribünlerin yarısı boş.Neden?Cevap olarak birkaç sebep sayabiliriz.Ha,şimdi birçok kişi Abdi İpekçiye ulaşım zorluğundan bahsedebilir.Bu da yıllardır bu tür boşluklara karşı,hepimizin ortak fikir olarak ürettiği bir mazerettir.Kabul.
Peki,Abdi İpekçide; Efes,Ülker ve Fenerbahçenin geçmişte Avrupa kupalarındaki birçok maçında tribünlerin tıklım tıklım dolduğu zamanlar olmamışmıdır?.Çok olmuştur,çok.Hem de Real Madrid gibi bir marka değil,sadece basketbolseverlerin ismini bildiği sıradan kulüp takımlarının maçlarında bile dolu tribünlere oynamıştır takımlarımız.
O zaman başka nedenlere sıra geldi.En son Banvit maçında,Fenerbahçe döküldü.Kötü basketbol oynadı.Banvit maçındaki kötü ve silik basketbol,bu maçta seyircileri biraz umutsuzlandırdı.
Solomon'un sakatllığı ve oynayamayacak olması,Mirsadın durumunun son anlarda netlik kazanması da taraftarın bu maça ilgi göstermemesinin gerekçelerinden bazılarıydı.
Şimdi Fenerbahçe taraftarı biliyor ki;Solomon varsa Fenerbahçe var,yoksa yok..Savunma,en başta Solomonun point guarda yaptığı müthiş baskı ile başlıyor ve motive oluyor.Hücumda,artık Tanjeviçin eski demode setleri tıkanınca,Solomon devreye giriyor,insiyatif alıyor,ya atıyor ya da attırıyor.Savaşıyor,mücadele ediyor,atletik üstün yeteneklerini sergiliyor ve taraftarı tribüne çekiyor.Taraftar onu o taraftarı öyle seviyor ki,seve seve kendi isteği ile Türk vatandaşı oluyor.Yani,hani bir terim vardır ya " Tek başına takım " diye,biraz abartılarak kullanılan bu deyim işte Fenerbahçede sanki Solomon için söylenmiş.
" En zorlu lig " başlıklı yazımda da belirttiğim gibi,Fenerbahçede skor yükü iki üç tane yıldız oyuncunun omuzuna yüklenmiş.Solomon,Mirsad Türkcan,Mrsiç ve İbrahim Kutluay bireysel yetenekleri ile Fenerbahçeyi taşıyorlar.
Onlar biraz aksadığında ve kötü oynama haklarını kullandığında Fenerbahçe çöküyor.Dün geceki maçta ilk yarıda bunu gördük.Solomonun yokluğunda,ve saydığımız oyuncuların tutukluğunda FB Ülker 20 küsur sayı ile geri düştü.
Sonra,Avrupa ribaund kralı Mirsad Türkcan,Demir-yani Mrsiç ve İbrahim ikinci yarıda bir devreye girdiler,Fener geri döndü.Bu üç oyuncunun arka arkaya attığı üçlükler ve Mirsadın aldığı çok kritıik ribaundlarla coşarak farkı dört sayıya kadar indirdi.Ama taşıma su ile değirmen yürümez misali,yetmedi.Sekiz sayı ile maçı kaybettik.Solomon olsaydı bu maçı Fener alırdı ve Tanjeviç kurtulurdu.Aman kurtulsun,yeter ki Fener başarılı olsun biz Tanjeviçin hatalarıı sineye çekmeye razıyız.Keşke milli takımda da Solomon ve Mirsad Türkcan olsaydı ve Tanjeviçi kurtarsaydı da Milli takımımız Avrupa şampiyonu filan olsaydı ne güzel olurdu.Yani yeri gelmişken,Avrupanın en iyi 4 numarası olan Mirsad Türkcan,hepimizin bildiği gibi diğer yıldızlarımızla yıldızı barışmadığı için kadroya alınmadı veya o istemedi.Neticede konuşulup,hepsi biraraya getirilip uzlaşma ve barış sağlanamazmıydı.Milli değerlerimiz için birlikte savaşmaları gerektiği gerekirse psikologlar tarafından anlatılıp ikna edilemezlermiydi diye düşünüp hayıflanıyorum bazen.
Neyse gelelim konumuza.Şimdi günümüz basketbolunda çok sert savunmalar yapılıyor.Eskisi gibi yumuşak değil savunmalar artık.İşte bunun için,eski sistemlerde-ki Tanjeviçin de uygulattığı hücum sistemleri bunlar.- screenlerden çıkarak şut atmaya çalışan dış oyuncular bu şutu rahat bulamıyorlar.Yolda kaç kere bump yapılıyor,itiliyor,kakılıyor,adamı yapışıyor,çıkacağı yer scoutlarla biliniyor,switchler,show up lar yapılıyor, sonunda yıpranmış olarak screenden çıkarken,o başarılı şutu atacak hali kalmıyor.Artık ikili,üçlü oyunlar,inside out denlen içeri paslar ve savunma kapanınca içerden dışarı çıkarılan paslarla atılan şutlar ve penetrelerle hücum geliştiren,transition game,hızlı ve tempolu oyun sistemini benimseyen takımlar başarılı oluyor.Tamam Tanjeviçin kariyerine birşey demiyoruz,ama yeniliklere açık olmalı ve değişmeli artık,yoksa onu değiştirirler sonunda.
Bizim de alt seviyelerde de olsa 30 yıllık bir antrenörlük geçmişimiz var.Baktık olmuyor,birçok şeyi değiştirdik,yenilikleri aldık hemen sisteme uygun bir şekilde monte ettik.Neticede alt seviyelerde de olsa birçok şampiyonluklar kazandık.Hatalarda ısrar etmemeli,en başarılı insanlar hatalardan ders çıkaran ve hatalarla öğrenen insanlardır.
Tanjeviçin bir olumlu işi olarak,dün gece ikinci yarıda Demir ve Mirsad için hazırladığı ikili oyunlar benim hoşuma gitti.Ordan Demir ve Mirsad ile ve bazen de Oğuz ve Semih ile çok sayı üretti Fener.Oyuncuların özelliklerine göre hazırlanmış oyunlar güzel bir gelişmeydi hem Fener hem Tanjeviç için.Mirsadın dış atış ve penetre özelliğini çok iyi kullandı Tanjeviç bu dakikalarda.Yani biz Sezarın hakkını sezara her zaman teslim ederiz.Yeter ki bu hakka sahip olsun Sezar.Yani Fenerin iki yüzü ve iki yönü var.Bu iki farklı yönü, bir maçta bile bariz bir şekilde kendini ortaya çıkarıyor.
Uzun oyuncular Oğuz ve Semih,Euroligde bu tür sert savunmalara karşı oynayıp,eurolig sertliğine iyice alışırlarsa Milli takımda bunun olumlu yansımalarını gösterecekerdir.Çünkü ikisi de geleceği parlak uzun oyuncularımız.Sloven uzun Vidmarda da ışık var.Tecrübe kazanıp,takıma uyum sağladıkça güzel işler çıkaracak gibi gözüküyor.
Sonuçta Fenerbahçeden çok şey beklenir ama herşey de beklenir..
Peki,Abdi İpekçide; Efes,Ülker ve Fenerbahçenin geçmişte Avrupa kupalarındaki birçok maçında tribünlerin tıklım tıklım dolduğu zamanlar olmamışmıdır?.Çok olmuştur,çok.Hem de Real Madrid gibi bir marka değil,sadece basketbolseverlerin ismini bildiği sıradan kulüp takımlarının maçlarında bile dolu tribünlere oynamıştır takımlarımız.
O zaman başka nedenlere sıra geldi.En son Banvit maçında,Fenerbahçe döküldü.Kötü basketbol oynadı.Banvit maçındaki kötü ve silik basketbol,bu maçta seyircileri biraz umutsuzlandırdı.
Solomon'un sakatllığı ve oynayamayacak olması,Mirsadın durumunun son anlarda netlik kazanması da taraftarın bu maça ilgi göstermemesinin gerekçelerinden bazılarıydı.
Şimdi Fenerbahçe taraftarı biliyor ki;Solomon varsa Fenerbahçe var,yoksa yok..Savunma,en başta Solomonun point guarda yaptığı müthiş baskı ile başlıyor ve motive oluyor.Hücumda,artık Tanjeviçin eski demode setleri tıkanınca,Solomon devreye giriyor,insiyatif alıyor,ya atıyor ya da attırıyor.Savaşıyor,mücadele ediyor,atletik üstün yeteneklerini sergiliyor ve taraftarı tribüne çekiyor.Taraftar onu o taraftarı öyle seviyor ki,seve seve kendi isteği ile Türk vatandaşı oluyor.Yani,hani bir terim vardır ya " Tek başına takım " diye,biraz abartılarak kullanılan bu deyim işte Fenerbahçede sanki Solomon için söylenmiş.
" En zorlu lig " başlıklı yazımda da belirttiğim gibi,Fenerbahçede skor yükü iki üç tane yıldız oyuncunun omuzuna yüklenmiş.Solomon,Mirsad Türkcan,Mrsiç ve İbrahim Kutluay bireysel yetenekleri ile Fenerbahçeyi taşıyorlar.
Onlar biraz aksadığında ve kötü oynama haklarını kullandığında Fenerbahçe çöküyor.Dün geceki maçta ilk yarıda bunu gördük.Solomonun yokluğunda,ve saydığımız oyuncuların tutukluğunda FB Ülker 20 küsur sayı ile geri düştü.
Sonra,Avrupa ribaund kralı Mirsad Türkcan,Demir-yani Mrsiç ve İbrahim ikinci yarıda bir devreye girdiler,Fener geri döndü.Bu üç oyuncunun arka arkaya attığı üçlükler ve Mirsadın aldığı çok kritıik ribaundlarla coşarak farkı dört sayıya kadar indirdi.Ama taşıma su ile değirmen yürümez misali,yetmedi.Sekiz sayı ile maçı kaybettik.Solomon olsaydı bu maçı Fener alırdı ve Tanjeviç kurtulurdu.Aman kurtulsun,yeter ki Fener başarılı olsun biz Tanjeviçin hatalarıı sineye çekmeye razıyız.Keşke milli takımda da Solomon ve Mirsad Türkcan olsaydı ve Tanjeviçi kurtarsaydı da Milli takımımız Avrupa şampiyonu filan olsaydı ne güzel olurdu.Yani yeri gelmişken,Avrupanın en iyi 4 numarası olan Mirsad Türkcan,hepimizin bildiği gibi diğer yıldızlarımızla yıldızı barışmadığı için kadroya alınmadı veya o istemedi.Neticede konuşulup,hepsi biraraya getirilip uzlaşma ve barış sağlanamazmıydı.Milli değerlerimiz için birlikte savaşmaları gerektiği gerekirse psikologlar tarafından anlatılıp ikna edilemezlermiydi diye düşünüp hayıflanıyorum bazen.
Neyse gelelim konumuza.Şimdi günümüz basketbolunda çok sert savunmalar yapılıyor.Eskisi gibi yumuşak değil savunmalar artık.İşte bunun için,eski sistemlerde-ki Tanjeviçin de uygulattığı hücum sistemleri bunlar.- screenlerden çıkarak şut atmaya çalışan dış oyuncular bu şutu rahat bulamıyorlar.Yolda kaç kere bump yapılıyor,itiliyor,kakılıyor,adamı yapışıyor,çıkacağı yer scoutlarla biliniyor,switchler,show up lar yapılıyor, sonunda yıpranmış olarak screenden çıkarken,o başarılı şutu atacak hali kalmıyor.Artık ikili,üçlü oyunlar,inside out denlen içeri paslar ve savunma kapanınca içerden dışarı çıkarılan paslarla atılan şutlar ve penetrelerle hücum geliştiren,transition game,hızlı ve tempolu oyun sistemini benimseyen takımlar başarılı oluyor.Tamam Tanjeviçin kariyerine birşey demiyoruz,ama yeniliklere açık olmalı ve değişmeli artık,yoksa onu değiştirirler sonunda.
Bizim de alt seviyelerde de olsa 30 yıllık bir antrenörlük geçmişimiz var.Baktık olmuyor,birçok şeyi değiştirdik,yenilikleri aldık hemen sisteme uygun bir şekilde monte ettik.Neticede alt seviyelerde de olsa birçok şampiyonluklar kazandık.Hatalarda ısrar etmemeli,en başarılı insanlar hatalardan ders çıkaran ve hatalarla öğrenen insanlardır.
Tanjeviçin bir olumlu işi olarak,dün gece ikinci yarıda Demir ve Mirsad için hazırladığı ikili oyunlar benim hoşuma gitti.Ordan Demir ve Mirsad ile ve bazen de Oğuz ve Semih ile çok sayı üretti Fener.Oyuncuların özelliklerine göre hazırlanmış oyunlar güzel bir gelişmeydi hem Fener hem Tanjeviç için.Mirsadın dış atış ve penetre özelliğini çok iyi kullandı Tanjeviç bu dakikalarda.Yani biz Sezarın hakkını sezara her zaman teslim ederiz.Yeter ki bu hakka sahip olsun Sezar.Yani Fenerin iki yüzü ve iki yönü var.Bu iki farklı yönü, bir maçta bile bariz bir şekilde kendini ortaya çıkarıyor.
Uzun oyuncular Oğuz ve Semih,Euroligde bu tür sert savunmalara karşı oynayıp,eurolig sertliğine iyice alışırlarsa Milli takımda bunun olumlu yansımalarını gösterecekerdir.Çünkü ikisi de geleceği parlak uzun oyuncularımız.Sloven uzun Vidmarda da ışık var.Tecrübe kazanıp,takıma uyum sağladıkça güzel işler çıkaracak gibi gözüküyor.
Sonuçta Fenerbahçeden çok şey beklenir ama herşey de beklenir..