PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Bir fark oluşturabilmek...


Ahmet Dedeoğlu
10-31-2007, 03:01 PM
Biraz duygusal ama, daha önce yabancı isimlerle okuduğum bir hikayenin
türkçe isimlere uyarlanmış hali,

BİR FARK OLUŞTURABİLMEK....


Okulun ilk gününde 5.nci sınıfın önünde dururken, öğretmen çocuklara bir
yalan söyledi. Çoğu öğretmen gibi, öğrencilerine baktı ve hepsini aynı
derecede sevdiğini söyledi. Ancak bu imkansızdı, çünkü ön sırada oturduğu
yerde bir yana kaykılmış, ismi Mustafa Yılmaz olan bir erkek çocuk vardı.
Bayan Mediha bir yıl önce Mustafa yı izlemişti ve diğer çocuklarla iyi
oynamadığını, elbiselerinin kirli olduğunu ve sürekli olarak kirli
dolaştığını gözlemişti. İlave olarak Mustafa tatsız olabiliyordu. Bu öyle
bir noktaya geldi ki, bayan Mediha onun kağıtlarını büyük bir kırmızı
kalemle işaretlemekten, kalın çarpılar (x ) yapmaktan ve kağıdın üstüne
büyük " 1 " (en düşük derece) koymaktan zevk alır oldu.

Bayan Mediha nın okulunda, her çocuğun geçmiş kayıtlarını incelemesi
gerekiyordu ve Mustafa nın kayıtlarını en sona bıraktı. Ancak, onun
hayatını gözden geçirdiğinde, bir sürpriz ile karşılaştı.

Mustafa nın birinci sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:

Mustafa gülmeye hazır parlak bir çocuk. Ödevlerini derli toplu ve temiz
yapıyor ve çok terbiyeli. Onun etrafta olması çok ağlenceli"

İkinci sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:

"Mustafa mükemmel bir öğrenci, sınıf arkadaşları tarafından çok seviliyor,
ama annesinin ölümcül bir hastalığı olduğu için sıkıntı içinde ve evde ki
yaşamı mücadele içinde geçiyor."

Üçüncü sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:

"Mustafa nın annesinin ölümü onun için çok zor oldu. Mustafa elinden
gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor, ama babası ona ilgi göstermiyor ve
eğer bazı adımlar atılmazsa evde ki yaşamı yakında onu etkileyecek."

Mustafa nın dördüncü sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:

"Mustafa içine kapanık ve okulda derslere çok fazla ilgi göstermiyor. Çok
fazla arkadaşı yok ve bazen sınıfta uyuyor."

Bunları okuyunca, Bayan Mediha problemi kavradı ve kendinden utandı.
Öğrencileri ona güzel kurdelelerle ve parlak kağıtlara sarılmış hediyeleri
getirdiğinde bile çok kötü hissediyordu. Mustafa nın hediyesini alıncaya
kadar bu böyle devam etti.

Mustafa nın hediyesi bir marketten aldığı kalın, kahverengi ambalaj kağıdı
ile beceriksizce sarılmıştı. Bayan Mediha onu diğer hediyelerin ortasında
açmaktan acı duydu. Bayan Mediha pakette taşlarından bazıları düşmüş yapma
elmas taşlı bir bilezik ve çeyreği dolu olan bir parfüm şişesini çıkarınca
çocuklardan bazıları gülmeye başladı. Ama o bileziğin ne kadar güzel
olduğunu haykırdığında çocukların gülmesi kesildi. Bileziği taktı ve
parfümü bileklerine sürdü. Mustafa, o gün okuldan sonra öğretmenine şunu
söylemek için kaldı.

" Öğretmenim bugün aynı annem gibi kokuyordunuz."

Çocuklar gittikten sonra, bayan Mediha en az bir saat ağladı. O günden
sonra, okuma, yazma ve aritmetik öğretmeyi bıraktı.Bunun yerine, çocukları
eğitmeye başladı. Bayan Mediha, Mustafa ya özel ilgi gösterdi. Onunla
çalışırken, zihni canlanmaya başlıyor görünüyordu. Onu daha fazla teşvik
ettikçe, daha hızlı karşılık veriyordu. Yılın sonuna kadar Mustafa sınıfta
ki en zeki çocuklardan biri oldu ve tüm çocukları aynı derecede sevdiğini
söylemesine rağmen, Mustafa onun gözdelerinden biri idi.

Bir sene sonra, Bayan Mediha kapısının altında Mustafa dan bir not buldu,
ona hala tüm yaşamında sahip olduğu en iyi öğretmen olduğunu söylüyordu.

Altı yıl sonra Mustafa dan bir not daha aldı. Liseyi bitirdiğini, sınıfında
üçüncü olduğunu ve onun hala hayatındaki en iyi öğretmen olduğunu yazmıştı.

Bundan dört yıl sonra, bazı zamanlar zor geçmesine rağmen okulda kaldığını,
sebatla çalışmaya devam ettiğini ve yakında kolejden en yüksek derece ile
mezun olacağını yazan başka bir mektup aldı. Yine Bayan Mediha nın tüm
yaşamında ki en iyi ve ne favori öğretmen olduğunu yazmıştı. Sonra dört yıl
daha geçti ve başka bir mektup geldi. Bu kez fakülte diplomasını aldıktan
sonra, biraz daha ilerlemeye karar verdiğini açıklıyordu. Mektup onun hala
karşılaştığı en iyi ve en favori öğretmen olduğunu açıklıyordu. Ama simdi
ismi biraz daha uzundu.

Mektup söyle imzalanmisti,

Prof. Dr. Mustafa Yılmaz ( Tıp Doktoru)

Öykü burada bitmiyor. Görüyorsunuz, ortaya çıkan başka bir mektup var.
Mustafa bir kızla tanıştığını ve onunla evleneceğini söylüyordu. Babasının
birkaç hafta önce vefat ettiğini açıklıyordu ve evlenme töreninde Bayan
Mediha nın damadın annesine ayrılan yere oturup oturamayacağını soruyordu.
Şüphesiz Bayan Mediha bunu kabul etti. Ve tahmin edin ne oldu ?

Taşları düşmüş olan o bileziği takti. Dahası, Mustafa nın annesinin
süründüğü parfümden sürdü.

Birbirlerini kucakladılar ve Dr. Mustafa, Bayan Mediha nın kulağına şöyle
fısıldadı,

"Bana inandığınız için teşekkür ederim, öğretmenim.

Bana önemli olduğumu hissettirdiğiniz ve bir fark meydana getirebileceğimi
gösterdiğiniz için çok teşekkür ederim"

Bayan Mediha, gözlerinde yaslarla fısıldadı, söyle dedi:

"Mustafa, yanlış şeylere sahiptim. Bir fark oluşturabileceğimi bana
öğreten sensin. Seninle tanışıncaya dek, nasıl öğreteceğimi bilmiyordum".

Birinin Hayatında Bir Fark Oluşturun..

Kemal Başaran
11-01-2007, 01:56 PM
Bıkmadan, usanmadan, yaş alırken, yaşlanmadan, pas tutmadan, yas tutmadan, eğilmeden, bükülmeden, ezmeden, ezilmeden, kin tutmadan, kül yutmadan...Yaşam o kadar kasvetli ki gerçekten bazen hepimiz ortak noktamızı unutuyoruz.Allah'ın kulu olduğumuzu.Bu zor dünyada kişisel sıkıntıların gün yüzüne çıkmasını hep ayıp bulurum.İnsanları kırmamanın incitmemenin erdemine inanırım.Başkalarının ayıplarını örtmede gece gibi olmak gerektiğini bilirim..Aslında insanoğlu istediği zaman kelimelerin en kahredici en mahvedici olanını kullanmasını çok iyi biliyorsda,bir türlü ''NE OLURSA OLSUN YİNE GEL''diyemiyor.Çoğu insan zalimin meclisinde oturuyor.Ama bilmiyorki zalimin meclisinde oturanında zalim olduğunu.Sonra bilirsiniz pişmanlıklar,amanlar,başa dönmeler..

Yeryüzünde kırılması en zor olan şeyin ön yargı olduğunu biliyoruz..Ve maalesef ısrarla bunu yapıyoruz.Ama bizim felsefemiz şöyle olmalı.Biz kendimizi karşımızdakinin yerine koyabildiğimiz an,onun yerine ete kemiğe bürünebildiğimiz an başarırız erdemli bir insan olmayı diye düşünüyorum.

en nihayetinde şu olacak.Bir bakmışız yol almışız saçlarımızda aklar,yüzlerimizde pürüzler,kalbimizde bi burukluk ve bu dizeler dökülecek ağzımızdan..

Bir sabah saçlarını okşayıpta rüzgar,izlerini sürüpte gidecek beyaz beyaz....

Ve güneş...aynaya baktığında çizgilerden ,yeni bir yüz gösterecek üzülerek biraz...

Ama şu varki bu konu ile bağlantılı olarak Ahmet hocamı 3 belki 4 aydır bu site sayesinde tanıdım.Ama yıllarca yan yana olduğum çoğu insandan daha farklı bir tecrübeye deneyime ve hoş sohbete şahit oldum.bu yazıda hayatta inişleriniz olabilir ama sağlamve iyi bir karaktere sahip olursanız size karşı oluşan ön yargıda bir şekilde kırılacak ve insanlar gerçek yüzünüzü niyetinizi ve kalbinizin iyiliğini görecektir.

BüŞrA
11-05-2007, 09:56 AM
hocam diğer yazınızda okuduğum en güzel yazı demiştim ama bu yazıda en az onun gibi harika bir yazı...inanın çok duygulandım.o sevmediği öğrenci,pasaklı diye yazılılarına 0 verilen öğrenci,bir gün gelip doktor olmuş...annesinin ölümü onu yıkmış zaten.{hocam benimde arkadaşımın babası ölmüştü inanın onu 8 yıldır tanıyorum ve her akşam babasının şehit olduğunu cennete gittiğini söyleyerek kendini avutuyordu:(derslerini çok ama çok etkilemişti.öğretmenler yazılı yapmayalım derdi.oda benim diğerlerimden ne farkım var bende öğrenciyim ve ŞEHİT ÇOCUĞUYUM.diyip olduğu yerde ağlardı.bende onla birlikte yıllarca ağladım diyebilirim.öğretmenimiz ona biraz daha önem verirdi ve hiç birimiz ona ilgi veriliyor diye kıskanmazdık.kim bilir belki oda doktor olur:)}
hocam yazılarınız inanın bizi o kadar duygulandırıyorki;geceleri Allah'ıma 'annemi,babamı,tüm sevdiklerimi ve tüm müslümanları koru,uzun ömür,sağlık sıhat ver' diye dua ediyorum.
yazı için çok ama çok TEŞEKKÜR EDERİM.
yine harika bir yazı,yine duygulu bir yazı ve yine duygulandığım bir yazı...

Cihan Türe
11-05-2007, 11:53 AM
Çok iyi bir hikaye, kendi adıma fazla yoruma gerek yok.