M. Sahin Kundakcı
11-05-2007, 12:48 PM
İstanbul ve Basketbol Okulları
Her geçen gün yeni bir tanesi açılan basketbol okulları temel anlamda basketbola yeni başlayan çocuklarımızın spor eğitimlerini sağlamak amacı ile kurulan ve tüm yaşlarda basketbol öğrenilmesine zemin hazırlayan sportif organizasyonlardır. İlk anlamı ile kulağa hoş gelen bu yapının özünde önemli bir açığı kapattığı tartışılmaz bir gerçektir. Bu açığın giderilmesi için kimi spor kulüpleri yatırım yapmakla birlikte birçoğu da gerekli yatırımı kendi içerisinden sağlayan spor okulları, bu özelliklerinden dolayı bir sektör halini almaktan kurtulamamıştır.
Sektörleşmenin bir sonucu olarak spor okullarının işlevinde de bazı değişikliklerin oluşması kaçınılmaz bir hal almıştır. Her sektörde olduğu gibi spor okulculuğunda da yoğun bir rekabet ortamı doğmuştur. basketbola faydalı olabilecek sonuçları da olan bu rekabet ortamında reklamın gerekliliği sonucunda kimi zaman ünlü coachlar ve sporcular spor okullarında antrenörlük yapmış, kimi zaman da önemli spor kulüplerinin isim hakları kullanılarak basketbol adına bir albeni kazandırılıp organizasyonlar süslü hale getirilmiştir.
İşte bu rekabet ortamında bazı uygulamalar amacından uzaklaşarak
basketbol dışında etkenlere hizmet eder hale gelmiştir. Spor okullarının getirileri yükseldikçe bazı önemli birinci ve ikinci lig antrenörleri kulüp kulüp dolaşıp bazen de işsiz kalmayı göze almaktansa spor okulları yolu ile düzenli bir geliri garanti ederek spor okulları koordinatörlüğü boyutunda basketbolun içinde kalmayı tercih etmişlerdir. İstanbul’daki spor okullarında öğrenci başına aylık ücretler 50 ytl ile 300 ytl arasında değişmektedir. Bu miktarlarla birkaç salonluk organizasyonlar ile 200-300 çocuğa kadar oyuncu toplanabilmektedir. Her geçen gün gelişen sektörde pastadaki payın büyüklüğünün farkına varan kimi 2. lig ekiplerinde yıllık bütçenin önemli bir bölümü spor okullarına yıkılarak altyapı çalışmalarının göz ardı edildiği de gözlemlenmektedir. Basketbol okullarında devamlılığı sağlayabilmek adına her geçen gün yenisi açılan spor kulüpleri ile bu okullardaki öğrenciler lisanslı bir şekilde İstanbul liglerinde oynatılmaktadır.
Tüm bunların sonucu olarak İstanbul altyapı liglerinin niteliginde köklü
degişimler gerçekleşmektedir. Maddi amaçlı spor okullarında yetişen yetersiz yada yeteneksiz birçok oyuncu denkliği sağlanamayan bir lig organizasyonunda trajikomik maçların kahramanları olarak tüm bu uygulamaların esas amacının basketbol eğitimi zihniyetinden çıktığını ispat etmektedir. Durum öyle bir hal almıştırki para hırsı ile gözü dönmüş birçok organizasyonda yeterliligi oyunculardan çok daha fazla tartışılacak antrenörler çalıştırılarak maliyetler kısılmakta, bazen de yetersiz saloınlarda yirmişerli gruplar halinde sahaya istif edilen oyuncular, antrenman adı altında yaptıkları bir saatlik koşturmacanın ardından o çok yeterli basketbol bilgilerini edinmiş olmaktadırlar. BESYO’ lu ALAY ‘lı tartışmasının çokça tartışıldığı günümüzde nereden olursa olsun antrenörler ancak ve ancak bu spor okullarında iş bulabilmekte. Bazen komik rakamlara basketbol düşkünlükleri ve emekçi ruhları sömürülmektedir.
Türk basketbolunun geleceğini oluşturmada kulüpler lazım gelen altyapı yatırımlarını yapmadıkça spor okulları bu bozuk düzenlerini devam ettirmek zorunda kalacaklardır. Esasında çok önemli bir noktada basketbola hizmet etme potansiyeline sahip olan spor okulları birçok çocuğun basketbol ile tanışmasındaki önemli rolünü kaybederek karşımıza saydığım bu olumsuz özellikleri ile çıkmaktadırlar. Bu durumda liglerimizdeki 70 -80 sayı farkla biten mücadelelerde ve bu bozuk altyapılaşmalarda acaba bazı takımlar mı fark atıyor yoksa basketbolumuz mu fark yiyor?
M. Şahin Kundakcı
Her geçen gün yeni bir tanesi açılan basketbol okulları temel anlamda basketbola yeni başlayan çocuklarımızın spor eğitimlerini sağlamak amacı ile kurulan ve tüm yaşlarda basketbol öğrenilmesine zemin hazırlayan sportif organizasyonlardır. İlk anlamı ile kulağa hoş gelen bu yapının özünde önemli bir açığı kapattığı tartışılmaz bir gerçektir. Bu açığın giderilmesi için kimi spor kulüpleri yatırım yapmakla birlikte birçoğu da gerekli yatırımı kendi içerisinden sağlayan spor okulları, bu özelliklerinden dolayı bir sektör halini almaktan kurtulamamıştır.
Sektörleşmenin bir sonucu olarak spor okullarının işlevinde de bazı değişikliklerin oluşması kaçınılmaz bir hal almıştır. Her sektörde olduğu gibi spor okulculuğunda da yoğun bir rekabet ortamı doğmuştur. basketbola faydalı olabilecek sonuçları da olan bu rekabet ortamında reklamın gerekliliği sonucunda kimi zaman ünlü coachlar ve sporcular spor okullarında antrenörlük yapmış, kimi zaman da önemli spor kulüplerinin isim hakları kullanılarak basketbol adına bir albeni kazandırılıp organizasyonlar süslü hale getirilmiştir.
İşte bu rekabet ortamında bazı uygulamalar amacından uzaklaşarak
basketbol dışında etkenlere hizmet eder hale gelmiştir. Spor okullarının getirileri yükseldikçe bazı önemli birinci ve ikinci lig antrenörleri kulüp kulüp dolaşıp bazen de işsiz kalmayı göze almaktansa spor okulları yolu ile düzenli bir geliri garanti ederek spor okulları koordinatörlüğü boyutunda basketbolun içinde kalmayı tercih etmişlerdir. İstanbul’daki spor okullarında öğrenci başına aylık ücretler 50 ytl ile 300 ytl arasında değişmektedir. Bu miktarlarla birkaç salonluk organizasyonlar ile 200-300 çocuğa kadar oyuncu toplanabilmektedir. Her geçen gün gelişen sektörde pastadaki payın büyüklüğünün farkına varan kimi 2. lig ekiplerinde yıllık bütçenin önemli bir bölümü spor okullarına yıkılarak altyapı çalışmalarının göz ardı edildiği de gözlemlenmektedir. Basketbol okullarında devamlılığı sağlayabilmek adına her geçen gün yenisi açılan spor kulüpleri ile bu okullardaki öğrenciler lisanslı bir şekilde İstanbul liglerinde oynatılmaktadır.
Tüm bunların sonucu olarak İstanbul altyapı liglerinin niteliginde köklü
degişimler gerçekleşmektedir. Maddi amaçlı spor okullarında yetişen yetersiz yada yeteneksiz birçok oyuncu denkliği sağlanamayan bir lig organizasyonunda trajikomik maçların kahramanları olarak tüm bu uygulamaların esas amacının basketbol eğitimi zihniyetinden çıktığını ispat etmektedir. Durum öyle bir hal almıştırki para hırsı ile gözü dönmüş birçok organizasyonda yeterliligi oyunculardan çok daha fazla tartışılacak antrenörler çalıştırılarak maliyetler kısılmakta, bazen de yetersiz saloınlarda yirmişerli gruplar halinde sahaya istif edilen oyuncular, antrenman adı altında yaptıkları bir saatlik koşturmacanın ardından o çok yeterli basketbol bilgilerini edinmiş olmaktadırlar. BESYO’ lu ALAY ‘lı tartışmasının çokça tartışıldığı günümüzde nereden olursa olsun antrenörler ancak ve ancak bu spor okullarında iş bulabilmekte. Bazen komik rakamlara basketbol düşkünlükleri ve emekçi ruhları sömürülmektedir.
Türk basketbolunun geleceğini oluşturmada kulüpler lazım gelen altyapı yatırımlarını yapmadıkça spor okulları bu bozuk düzenlerini devam ettirmek zorunda kalacaklardır. Esasında çok önemli bir noktada basketbola hizmet etme potansiyeline sahip olan spor okulları birçok çocuğun basketbol ile tanışmasındaki önemli rolünü kaybederek karşımıza saydığım bu olumsuz özellikleri ile çıkmaktadırlar. Bu durumda liglerimizdeki 70 -80 sayı farkla biten mücadelelerde ve bu bozuk altyapılaşmalarda acaba bazı takımlar mı fark atıyor yoksa basketbolumuz mu fark yiyor?
M. Şahin Kundakcı