PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : İçimizdeki Köpekbalığı


Ahmet Dedeoğlu
03-04-2008, 05:58 PM
Bu yazının gündemi biraz geçti ama,yeniden açılan potaforum'un değerli üyeleri için faydalı olur belki diye yayınlıyorum aşağıda.




İçimizdeki köpekbalığı
Şimdi bu başlığı görenlerin aklına hemen,Mustafa Denizli'nin uzun süre gündemi meşgul eden,karıştıran ve hararetli tartışmalara neden olan o meşhur " İçimizdeki İrlandalılar " sözü gelmiştir sanırım.Hani yazacağım konu ile hiç alakası olmamasına rağmen bana bile hatırlattığına göre, eh konuyu bilmeyenler ama o zamanki gündemi takip edenlere haliyle anında çağrışım yaptırmıştır.
Neyse dedik ya o sözün konumuzla alakası yok diye.O zaman biz kendi gündemimize ve sadede gelelim.Zaten bizim işimiz futbol değil basketbol.Bununla beraber,şimdi anlatacağım kıssa sadece basketbol ve futbol değil,dünyadaki bütün sporlar ve hatta bütün meslekler için geçerli.Dahası hayatımızın bir parçası.Tabii bu kıssadan alacağımız hisseden bahsediyorum.

Japonların taze balık merakı ve keyfi meşhurdur.Balıkçıda balık yerken bile o balığı canlı ve hareketli olarak görmeden pek yemek istemezler.
Japon balıkçıları da bu keyfi verip müşterilerine taze balık yedirmek için birçok çareye başvurmuşlar.Balıkçı teknelerine büyük buzluklar yaptırmışlar.Ama sahile dönene kadar balık tazeliğini yitirirmiş.Sonra teknelere havuzlar yapmışlar.Yine aynı netice.En sonunda havuzlara demir kafesler içinde köpek balıkları koymuşlar.Tutulan balıklar havuzda yüzerken köpek balığı korkusundan hep hareketli ve hep tedirgin olduğundan,sahile gelene kadar tazeliğinden birşey kaybetmiyormuş.Sahile geldiğinde de taze balık hastası Japonlar için taptaze ve çok lezzetli bir yiyecek oluveriyorlarmış.
İşte hikaye bu.
Kıssadan hisse; başarı ve istikrar için her zaman içimizde bir köpekbalığı bulundurmamız gerekiyor.Şimdi diyeceksiniz ki;içimizde bulundurmamıza pek gerek yok,etrafımızda o kadar çok ki,her zaman tedirgin,gergin,hareketli,heyecanlı ve canlı canlıyız.Artık bu size kalmış.Ama ne derseniz deyin,rehavet ve gevşeklik insanın ve bütün canlıların kanında vardır.Bu rehaveti ve ataleti atacak;içimizdeki potansiyali ortaya çıkaracak dış etkenlerden oluşan bir motivasyon aramaksızın," Self Motivation " denilen kendi kendini motivasyon sistemini,yani içimizdeki köpekbalığını hep uyanık ve işler halde tutmalıyız.Bu bizi daha dahalara götürecek,hedeflerimizi yükseltecek,bilgi ve tecrübemizi artıracak,çok çalışmaya sevkedecek,neticede istikrarlı başarılar yakalamamızı ve şampiyonluklar kazanmamızı sağlayacaktır.
Türk Telekom'un önlenemez yükselişi ve başarıları,Akatlardaki son 20 sayılık Beşiktaş zaferinin ardından Ercüment Sunter'in mikrofonlara adeta haykırarak feveranı,Türk Telekom takımının içinde köpekbalığı bulundurduğunu gösterdi sanki.
Ne demişti Sunter " İspanyada Barcelona'yı,Real Madrid'i deviren hem ülkesinde hem de ULEB CUP' ta şampiyonluğun en büyük favorilerinden gösterilen kupanın Beşiktaş ile birlikte namağlup takımı olan Juventut Badalona'yı biz değil de üç büyüklerden biri yenseydi basında manşetlerden inmezdi.Ancak bizim büyük başarımız birer satırla geçiştirildi.Teessüf ediyorum."
Belli ki dolmuş Ercüment Sunter.İçine ata ata birikmiş.Sonunda da patladı.Ben de öyleyim ya,neyse.Ben de Sunter gibi bir gün patlayabilirim ama,zamanı ve yeri gelirse.Bizimki de ayrı hikaye,ama herkesi bişekilde ilgilendiren hikaye.Yani basketbol dünyamızın sorunları.Bencillik,baş olma sevdaları,kıskançlık,haset,kibir;beni seveni,yandaşlarımı yükseltirim ters gideni ters yüz eder, silahımı çeker alaşağı ederim anlayışı.
Halbuki o kendilerine yandaş görmedikleri insanlar çok doğru,dürüst ve belki de kendilerine yandaş gördüklerinden daha da faydalı olacak insanlar olabilir.Yani akıllarıyla hareket etseler hem kendileri kazanacak hem de Türk basketbolu.Ama,kibir aklı örter.

Herkesin kendine göre silahları var,önemli olan bu silahları hep iyiniyetle Türk basketbolunun menfaati ve geleceği için olumlu yönde kullanmak..Türk basketboluna hizmet eden,emek veren insanları yok etmek değil,ön plana çıkarıp onore etmek ve hizmetlerinin artması için motive etmek..Sevgi ve saygı anlayışı içinde birlik ve beraberlik ruhuyla Türk basketbolunu layık olduğu en yüksek mertebeye çıkarmak için antrenörüyle,yöneticiyle,oyuncusuyla ve basınıyla topyekün seferberlik ilan edip,savaş baltalarını kırmak ve hep beraber barış çubuğunu tüttürmek.Millet olarak bir bütün olmak.Yani acıyı,tatlıyı,başarıyı,üzüntüyü paylaşmak neticede ruhen mutlu ve huzurlu olmak..
Neyse yaram deşildi de..Ben yaramı sararım.30 yıllık basketbol antrenörü olarak en azından bu camiada kimin ne olduğunu öğrendim.Alt seviyede de olsa çok şampiyonluklar ve istikrarlı başarılar kazandım.Türk basketboluna hizmet ediyorum diyen gazete ve site sahiplerinin ayaklarına gittim.Kendim içn değil ama Türk basketboluna örnek olması,kulüplerimizi ve gençlerimizi teşvik etmesi adına bu başarılardan bahsedin biraz dedim.Ben zaten basketboldan, Türk basketboluna hizmet etmekten başka bir şey beklemedim.Bir satır bile yazmadılar.Kaldı ki TGRT ana haber bültenindeki spor haberlerinde bir şampiyonluk başarımız görüntüler eşliğinde yayınlanmıştı.Türkiye gazetesi dahil birkaç tane gazete ve basketbol sitesinde de detaylı verildi başarılarımız.Yani haber değeri vardı bu başarıların.Şimdi mesela iki sene üstüste iki kategoride yani hem yıldızlar hem de gençlerde İstanbul ligi şampiyonluğunu kazanan İhlas Koleji basketbol takımlarının başında benim ve bütün ekibin verdiği emekleri ve emekçileri ve de kurumu onore etmek,tanıtmak Türk basketboluna hizmet değilmidir.Başka kulüpler de buna bakarak çıtalarını yüksetlmeye çalışırlar,örnek alırlar bu başarıları.Zaten bizi ve sistemimizi örnek alan birçok takım ve antrenör de oldu ondan sonra.Bunlar hem bizi izlemekle hem de yayınları okumak ve izlemekle oldu.Yayınlayanlar sağolsun.Ancak hem basketbola hizmet ediyorum diye bangır bangır reklam yapıp hem de altyapıdaki kulüplerimizin kazandığı başarıları hiç olmazsa onları teşvik açısından bir satırla bile gündeme getirmeyenlere sitemim benim.

Daha neler neler.Çok kırıldım ama hiç kırmadım.Aldatıldım ama hiç aldatmadım.Kul hakkı çok ama çok önemli benim için çünkü.Baktım işler kırma noktasına geliyor.Çekildim,bıraktım,vazgeçtim.Ben bıraktım ama basketbol beni bırakmadı,geri döndüm.Gerekirse yaşadıklarımı ve insanların art niyetli davranışlarını detaylarıyla ve uzun uzun hem RİBAUND programında hem de yazılarımda anlatırım.Halkımızı bilinçlendirmek adına bu olumsuzlukları kendi yöntemimle mesaj ve ders verecek biçimde olumlu bir neticeye bağlayarak herkes için mutlu sonla bitecek şekilde bağlarım.Ancak şunu da kesinlikle söyleyebilirim ki kim bana ne yaparsa yapsın kimseye düşmanlığım yok,yaradılışım gereği olamaz da zaten.Kalbimi yokluyorum bi şekilde bağlantılarım olan iyilik veya kötülük yapan herkese karşı sevgi doluyum.O kimseler de kalbini yoklasın.Eminim ki onların da bana karşı sevgileri vardır.Çünkü kalp kalbe karşıdır.Unutmayalam şu güzel sözü;Yaradılanı seveceksin Yaradandan ötürü.

Türk Telekom ve Ercüment Sunter büyük işler yaptınız.Badalona zaferi gerçekten çok konuşulması gereken büyük bir başarı.Konuşuruz da.Gelin RİBAUND programıma konuk olun.Uzun uzun konuşalım maç görüntüleri eşliğinde.Biz,RİBAUND programında yorumcum Engin Bayav ile tanıdık taımadık ayırımı yapmadan Türk basketboluna hizmet eden bütün emekçileri ağırlıyoruz.Bazen eleştiriyoruz.Ama yapıcı bir şekilde.İstediğin zaman bizi ara Ercüment Sunter.Konuk alalım.Telekomun başarılarını,artılarını ve eksilerini konuşalım,seyirciyi aydınlatalım.Aynı üç büyükler,Efes ve coachları gibi.Karşıyaka ve iki Antalya takımı da öyle.Ama bir farkla,ilk beş takım şu sloganı ve besteyi koro halinde söylüyor." Avrupa Avrupa duy sesimizi,şu gelen Türklerin ayak sesleri.."

Uleb Cup'ta da grubunda namağlup birinci olan Beşiktaş ile birlikte Galatasaray ve Telekom gruptan çıkmayı garantilediler.Üç takımımız da son sekize kalacak gibi gözüküyor.Ne güzel şeyler bunlar.Türk basketbolu Avrupaya damgasını ve yumruğunu vurdukça o kadar seviniyoruz ki..
Benim bir hayalim var.İspanya gibi Türkiye' de Euroligde beş takımla temsil edilsin.
Şimdi bu sene Uleb Cup' taki takımlarımızdan biri finale kalır ve şampiyon olursa, direk Eurolig'e alınacağından seneye Euroligde üç takımla mücadele edeceğiz.Yani bir takımımız daha Avrupada üst seviyeye ve gözönüne çıkacak inşallah.Ha Uleb Cup' ta bir takımımız finale kaldı ama şampiyon olamadı diyelim.Finalde de Juventut Badalona ile oynadı diyelim.Badalona İspanyada şu anda lider durumda.Bu durumda direk Eurolig'e katılacağından finale kalan takımımız da Eurolige alınacaktır,tıpkı geçen sene Real Madrid'e finalde kaybeden Litvanya'nın Rytas takımının alındığı gibi.
Görülen o ki Türk basketbolunun geleceği çok parlak.Güzel şeyler olacak inşallah.

Her pazar akşamı saat 20.10-21.10 arasında canlı yayınlanan MELTEM TV' deki RİBAUND programında basketbolseverleri bilgilendirmeye ve aydınlatmaya devam ediyoruz. Yorumcum Engin Bayav ile birlikte Türk basketbolunu ve takımlarımızın son durumlarını maç görüntüleri eşliğinde masaya yatırıp tartışıyoruz.Gelen sms mesajlarını değerlendirip yorumlar yaparak izleyicilerimizin kafasındaki soruları cevaplayarak hizmetlerimize devam ediyoruz.
Programın tekrarı da aynı gece 01.00-02.00 arasında.
Basketbolseverler [Only Registered Users Can See Links] sitesinde arama boşluğuna ahmet dedeoğlu yazıp search'ü tıklayarak kaçırdıkları RİBAUND programını youtube'da izleyebilirler.
Bütün takımlarımıza başarılar dilerken,RİBAUND programı olarak Türk basketboluna emeği geçen herkese teşekkürlerimizi sunmayı bir borç biliyoruz.

Ahmet Dedeoğlu
Basketbol Antrenörü-Spor Yazarı
RİBAUND Programı Editörü

BüŞrA
03-04-2008, 06:50 PM
çok teşekkürler hocam :)