Ahmet Dedeoğlu
03-27-2008, 01:32 AM
Gül ve diken!..
Fenerbahçe uzatmaya giden maçta Galatasaray'ı dört sayı farkla yenerken,iki takım için de altı çizilecek olumlu ve olumsuz birçok done maçın sonucuna etki yaptı.
Özellikle Coach'lar,Willie Solomon,Fatih Solak ve Cüneyt Erden beşlisi tartışılmaya ve konuşulmaya değerdi.
Solomon'dan başlayalım.En etkisiz maçlarından birini oynamasına ve 11 tane üçlük kaçırmasına rağmen,gene en kritik anlarda kendini gösterdi ve galibiyette önemli pay sahibi oldu.Hücumda verimli olamamasına rağmen,savunmada süperdi.İlk maçta olduğu gibi Dee Brown'a müthiş bir savunma yaparak oyundan düşürdü.Takım arkadaşlarını da bu ön sahadaki baskılı savunmasıyla ateşledi, oyunda tuttu.Solomon'lu Fener ilk yarıda öyle müthiş ve sert bir savunma yaptı ki,adeta üst seviyede bir Eurolig takımının yine üst seviyede bir Uleb takımına karşı büyük farkını izledik.Kaldı ki bu 20 sayılara çıkan skordaki farkta Solomon'un sayı katkısı yok gibiydi.Hücumda ne kadar kötü oynarsa oynasın,karşı takımın point guardı Dee Brown olduğu sürece oyunda kalmalıydı ve kaldı da.Burda Tanjeviç'in güzel bir coach artısı ve katkısı görüldü.
Keza,ilk yarının son anlarına kadar grogi durumda olan ve son anlarda biraz toparlanıp farkı 14 sayıya kadar indiren Galatasaray'da coach Murat Özyer, ilk yarıda Fener'in 2.10 un üzerindeki dört uzununa karşı içeride muazzam bir boy farkı dezavantajının doğurduğu handikapı 2.10 un üzerindeki hücum potansiyali kısıtlı ama savunma ve pozisyon bilgisi çok üst seviyede ve de blokçu bir Fatih Solak'ı oyuna alarak giderdi.Fatih savunmada çok iyi yer kapladı,blok yaptı,birebir rakiplerini iyi tuttu,ribaund aldı,yardımlara gitti ve takımı ateşledi.Bu ateşleme ile maçın son dakikalarında Cimbom ilk defa öne bile geçti.
İşte Fatih'in savunmada takımı ateşlemesine,hücumda Cüneyt Erden;her zaman övgü ile bahsettiğimiz müthiş cool,yani soğukkanlı yapısı,oyun zekası,tecrübesi ve en kritik yerlerde attığı başarılı üç tane üçlükle büyük katkı yaptı ve oyundan düşmemesini sağladı.
Coach'lara gelince...Şurası bir gerçek ki Tanjeviç,sezon başından beri bildiği doğrularda ısrar ederek,insisting coaching ile o bildiği doğruların çoğunluk tarafından da doğru olarak kabul edilmesini sağladı.
Kabul..Vidmar ve Preldziç'teki ısrarı meyvelerini veriyor.Peki bu maça takımla birlikte fırtına gibi başlayan Vidmar'ı ikinci periodda oyundan aldıktan sonra bir daha hiç sokmamak niye?..Hangi gerekçe ile,gerçekten çok iyi oynayan ve rakibin pota altını domine eden ve de hem savunmda hem hücumda içeride sağladığı büyük üstünlükle 20 sayıya çıkmasında çok önemli rol oynayan bir oyuncu,kenara alındıktan sonra farkın inmesine ve de rakibin öne geçmesine rağmen bir daha oyuna sokulmaz?..Ben anlayamadım.Biri bana anlatsın..
Galatasaray alan savunmasına geçtikten sonra Fener,bu savunmaya hiç verimli hücum edemedi.Bu zaafiyet Eurolig maçlarında da görülüyordu zaten.Yani alan savunmasına,hele standart bir 2-3 zone'a hücumda post ve pivotta,yani yüksek ve alçak postta iki oyuncu olacak,top iyi çevrilecek,post'a yüksek postta mutlaka top geçecek,onun topu yönlendirmesi ile boş atışlar bulunacak.Pas Penetresi,tıpkı dripling penetresi gibi alan savunmalarına karşı en etkili hücum silahıdır.Ancak Fener o kadar durağan oynadı ki,Galatasaray'ın alan savunması hiç yorulmadı,her hücum oyuncusunun karşısında hep bir savunma oyuncusu vardı.Haliyle atılan şutlar force ve dengesiz oldu.
Tanjeviç'in bir yanlışı da man-to-man savunma tam oturmuş ve iyi giderken,anlamsız bir savunma değişikliğine gidip alan savunmasına geçmesi oldu.Alan savunmasında çok açık verdiler ve üstüste özellikle Cüneyt'ten üçlük yediler.
Tam otuzbir adet üç sayı atışı kaçırmış Fener.Bu kadar şut kaçıran ve % 18 gibi çok düşük bir isabet yüzdesi ile oynayan bir takım,bu kadar güçlü bir rakibi yenebiliyorsa,her şeye rağmen başarılı sayılır.
Başlıkta yazdık ya;Gül ve diken,diye...Hani,gülü seven dikenine katlanır,diye bir söz vardır.İşte öyle bir şey bu Tanjeviç olayı..
Mirsad iyileşti ya,artık son maçların çok başarılı 4 numarası,özellikle Eurolig maçlarında en kritik yerlerde attığı bir sürü başarılı üçlükle takımının Final Eigth'e kalmasında önemli rol oynayan Rasim Başak'ı artık ara ki bulasın..
Son maçların en başarılı oyuncusu olan Rasim,bu maçta,özellikle dışarıda iki tane 4 numarası olan bir rakibe karşı hiç denenemizmiydi?..Hele ki alan savunmasına karşı dışarıdan atıcı bir oyuncu gereksinimi had safhadayken...
Murat Özyer'in alan savunması ve Fatih Solak hamleleri güzeldi.Hele alan savunmasını zone pres ile tamamlayıp,sonra tekrar man-to-man'a geçmesi,savunma değişiklikleri ile rakibi şaşırtması akıllı bir coaching'di.
Şurası bir gerçek ki;yukarıda yazdığımız yanlışlar düzeltilip -ki dahası da var ama şimdilik bu kadarı yeterli-doğrular sonuna kadar uygulansa,doğru oyuncu rotasyonu maçın sonuna kadar kullanılsa,bu Fener,Avrupada her takımı yener,Siena engelini aşıp Final Four'a da kalır,kupayı da alır.Tabii Solomon'un o bildiğimiz müthiş hücum gücünü ve diğer oyuncuların da gerçek potansiyallerini sahaya tam olarak yansıtmaları şartıyla...
Ha bu arada;Galatasaray'da dışarıdan atamayan ama içeride çok etkili olan bir Gaines faktöründen kaynaklanan Vidmar-Oğuz ikilisinin birararada başarılı olmaları inşallah Tanjeviç'i yanıltmaz.Siena gibi dışarıdan uzunlarının özellikle Lavrinoviç ve Storenook'un müthiş şut ve penetre tehditleri ve de takım olarak çok fast break atan bir sert savunmaya dayalı hızlı hücum sistemini benimsemeleri,bu maçta ayakları çabuk Ömer Aşık,Mirsad Türkcan,Semih Erden ve de gerekirse Rasim Başak dörtlüsünün uzun tercihlerinde daha çok rol alması gerektiğini gösteriyor.Tabii ki Oğuz da ,Vidmar da oynamalı.Ama bu seride birarada oynamamalı.Savunma transition'u,yani rakibin hızlı hücumlarını önleme balansı bu seride en dikkat edilmesi gereken konulardan başlıcası..Bu dengede de çabuk ve hızlı uzunlara ihtiyaç var.Bizden söylemesi..
Ahmet Dedeoğlu
RİBAUND Programı Editörü
ahmet_dedeoğlu57@hotmail.com
Fenerbahçe uzatmaya giden maçta Galatasaray'ı dört sayı farkla yenerken,iki takım için de altı çizilecek olumlu ve olumsuz birçok done maçın sonucuna etki yaptı.
Özellikle Coach'lar,Willie Solomon,Fatih Solak ve Cüneyt Erden beşlisi tartışılmaya ve konuşulmaya değerdi.
Solomon'dan başlayalım.En etkisiz maçlarından birini oynamasına ve 11 tane üçlük kaçırmasına rağmen,gene en kritik anlarda kendini gösterdi ve galibiyette önemli pay sahibi oldu.Hücumda verimli olamamasına rağmen,savunmada süperdi.İlk maçta olduğu gibi Dee Brown'a müthiş bir savunma yaparak oyundan düşürdü.Takım arkadaşlarını da bu ön sahadaki baskılı savunmasıyla ateşledi, oyunda tuttu.Solomon'lu Fener ilk yarıda öyle müthiş ve sert bir savunma yaptı ki,adeta üst seviyede bir Eurolig takımının yine üst seviyede bir Uleb takımına karşı büyük farkını izledik.Kaldı ki bu 20 sayılara çıkan skordaki farkta Solomon'un sayı katkısı yok gibiydi.Hücumda ne kadar kötü oynarsa oynasın,karşı takımın point guardı Dee Brown olduğu sürece oyunda kalmalıydı ve kaldı da.Burda Tanjeviç'in güzel bir coach artısı ve katkısı görüldü.
Keza,ilk yarının son anlarına kadar grogi durumda olan ve son anlarda biraz toparlanıp farkı 14 sayıya kadar indiren Galatasaray'da coach Murat Özyer, ilk yarıda Fener'in 2.10 un üzerindeki dört uzununa karşı içeride muazzam bir boy farkı dezavantajının doğurduğu handikapı 2.10 un üzerindeki hücum potansiyali kısıtlı ama savunma ve pozisyon bilgisi çok üst seviyede ve de blokçu bir Fatih Solak'ı oyuna alarak giderdi.Fatih savunmada çok iyi yer kapladı,blok yaptı,birebir rakiplerini iyi tuttu,ribaund aldı,yardımlara gitti ve takımı ateşledi.Bu ateşleme ile maçın son dakikalarında Cimbom ilk defa öne bile geçti.
İşte Fatih'in savunmada takımı ateşlemesine,hücumda Cüneyt Erden;her zaman övgü ile bahsettiğimiz müthiş cool,yani soğukkanlı yapısı,oyun zekası,tecrübesi ve en kritik yerlerde attığı başarılı üç tane üçlükle büyük katkı yaptı ve oyundan düşmemesini sağladı.
Coach'lara gelince...Şurası bir gerçek ki Tanjeviç,sezon başından beri bildiği doğrularda ısrar ederek,insisting coaching ile o bildiği doğruların çoğunluk tarafından da doğru olarak kabul edilmesini sağladı.
Kabul..Vidmar ve Preldziç'teki ısrarı meyvelerini veriyor.Peki bu maça takımla birlikte fırtına gibi başlayan Vidmar'ı ikinci periodda oyundan aldıktan sonra bir daha hiç sokmamak niye?..Hangi gerekçe ile,gerçekten çok iyi oynayan ve rakibin pota altını domine eden ve de hem savunmda hem hücumda içeride sağladığı büyük üstünlükle 20 sayıya çıkmasında çok önemli rol oynayan bir oyuncu,kenara alındıktan sonra farkın inmesine ve de rakibin öne geçmesine rağmen bir daha oyuna sokulmaz?..Ben anlayamadım.Biri bana anlatsın..
Galatasaray alan savunmasına geçtikten sonra Fener,bu savunmaya hiç verimli hücum edemedi.Bu zaafiyet Eurolig maçlarında da görülüyordu zaten.Yani alan savunmasına,hele standart bir 2-3 zone'a hücumda post ve pivotta,yani yüksek ve alçak postta iki oyuncu olacak,top iyi çevrilecek,post'a yüksek postta mutlaka top geçecek,onun topu yönlendirmesi ile boş atışlar bulunacak.Pas Penetresi,tıpkı dripling penetresi gibi alan savunmalarına karşı en etkili hücum silahıdır.Ancak Fener o kadar durağan oynadı ki,Galatasaray'ın alan savunması hiç yorulmadı,her hücum oyuncusunun karşısında hep bir savunma oyuncusu vardı.Haliyle atılan şutlar force ve dengesiz oldu.
Tanjeviç'in bir yanlışı da man-to-man savunma tam oturmuş ve iyi giderken,anlamsız bir savunma değişikliğine gidip alan savunmasına geçmesi oldu.Alan savunmasında çok açık verdiler ve üstüste özellikle Cüneyt'ten üçlük yediler.
Tam otuzbir adet üç sayı atışı kaçırmış Fener.Bu kadar şut kaçıran ve % 18 gibi çok düşük bir isabet yüzdesi ile oynayan bir takım,bu kadar güçlü bir rakibi yenebiliyorsa,her şeye rağmen başarılı sayılır.
Başlıkta yazdık ya;Gül ve diken,diye...Hani,gülü seven dikenine katlanır,diye bir söz vardır.İşte öyle bir şey bu Tanjeviç olayı..
Mirsad iyileşti ya,artık son maçların çok başarılı 4 numarası,özellikle Eurolig maçlarında en kritik yerlerde attığı bir sürü başarılı üçlükle takımının Final Eigth'e kalmasında önemli rol oynayan Rasim Başak'ı artık ara ki bulasın..
Son maçların en başarılı oyuncusu olan Rasim,bu maçta,özellikle dışarıda iki tane 4 numarası olan bir rakibe karşı hiç denenemizmiydi?..Hele ki alan savunmasına karşı dışarıdan atıcı bir oyuncu gereksinimi had safhadayken...
Murat Özyer'in alan savunması ve Fatih Solak hamleleri güzeldi.Hele alan savunmasını zone pres ile tamamlayıp,sonra tekrar man-to-man'a geçmesi,savunma değişiklikleri ile rakibi şaşırtması akıllı bir coaching'di.
Şurası bir gerçek ki;yukarıda yazdığımız yanlışlar düzeltilip -ki dahası da var ama şimdilik bu kadarı yeterli-doğrular sonuna kadar uygulansa,doğru oyuncu rotasyonu maçın sonuna kadar kullanılsa,bu Fener,Avrupada her takımı yener,Siena engelini aşıp Final Four'a da kalır,kupayı da alır.Tabii Solomon'un o bildiğimiz müthiş hücum gücünü ve diğer oyuncuların da gerçek potansiyallerini sahaya tam olarak yansıtmaları şartıyla...
Ha bu arada;Galatasaray'da dışarıdan atamayan ama içeride çok etkili olan bir Gaines faktöründen kaynaklanan Vidmar-Oğuz ikilisinin birararada başarılı olmaları inşallah Tanjeviç'i yanıltmaz.Siena gibi dışarıdan uzunlarının özellikle Lavrinoviç ve Storenook'un müthiş şut ve penetre tehditleri ve de takım olarak çok fast break atan bir sert savunmaya dayalı hızlı hücum sistemini benimsemeleri,bu maçta ayakları çabuk Ömer Aşık,Mirsad Türkcan,Semih Erden ve de gerekirse Rasim Başak dörtlüsünün uzun tercihlerinde daha çok rol alması gerektiğini gösteriyor.Tabii ki Oğuz da ,Vidmar da oynamalı.Ama bu seride birarada oynamamalı.Savunma transition'u,yani rakibin hızlı hücumlarını önleme balansı bu seride en dikkat edilmesi gereken konulardan başlıcası..Bu dengede de çabuk ve hızlı uzunlara ihtiyaç var.Bizden söylemesi..
Ahmet Dedeoğlu
RİBAUND Programı Editörü
ahmet_dedeoğlu57@hotmail.com