PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Fener bu takımı eler!..


Ahmet Dedeoğlu
04-02-2008, 03:43 AM
Fener bu takımı eler!..
Yazımın gidişatı içinde sayacağım ve yorumlayacağım bir sürü yanlışa rağmen Fenerbahçe,deplasmanda yedi bin seyircinin müthiş baskısı altında Siena'ya, son saniyede yediği formalite üçlüğü saymazsak ancak 4 sayı ile yeniliyorsa;rakibini çözen Fener bu takımı İstanbuldaki ikinci maçta yener,gider üçüncü maçta Sienada da yenip eler..
Maçın yorumuna girip yapılan bireysel ve taktiksel yanlışları incelemeye başladığımızda,resmi olarak sayılan bu formalite üçlüğü ile birlikte 73-66 olarak tescillenen skor zaten kafadan iyi hücum edilmediğini ve hücumdaki tıkanıklığı gösteriyor.
Fener'in sezon başından beri sert ve yıpratıcı baskılı savunmalara karşı bir hücum zaafiyetinin olduğunu ve iyi hücum edemediğini görüyor ve yazıyorduk.Kaybedilen Aris maçından sonra yazdığım " Yazık oldu!.." ve " Bu Fener'den herşey beklenir!.." başlıklı yazılarımı okuyanlar bu tespitimizde haklı olduğumuzu bu maçta da görmüşlerdir.Tekrar bu konuda teknik analiz yapmak istemiyorum.Okumayanlar arşivden bakabilirler.
21 top kaybı yapmış bu maçta Fener.Yani topa sahip olduktan sonra karşı potaya şut atamadan geri dönüş adedi bu rakam.
Amerikada bazı kolej takımları özel bir istatistik tutar.Maç boyunca Ball Possesion,yani topa sahip olma adedi bir tarafa yazılır ve bu Ball Possesion ile kaç defa rakip potaya iyi şut atıldığının adedi de bir tarafa kaydedilir.
Sahip olunan topun önemini vurgulayan bu istatistik ile sezon boyunca en az top kaybı hedeflenmiş olur.Bu analiz neticesinde her maçta ne şekilde top kayıpları yapıldığının da bir analizi gözden geçirilir.Pas hataları varsa,baskı altında atılan sharp/keskin paslar antrenman planlanmasında önceliği alır.Stepsler,dripling hataları,hücum fauller vs.her türlü top kaybını gidermek için özel çalışmalar yapılır.Bizim takımlar da bu tür istatistikler tutuyordur herhalde.
Topun değerini bilen,top kayıplarını asgariye indiren ve en az hata yapan takımlar Winner takımlardır.
Bununla beraber, topun değerini bilip oynamak demek,yavaş oynamak anlamına gelmez.Sete sette de Fener'in bu maçta kaybettiği top adedi bir hayli fazla idi.Hatta bir ara Tanjeviç,ligde Efes maçında da yaptığı gibi point guardsız oynattı Feneri.Ömer Onan ve Preldziç oyun kurucu olarak oynadılar bir 3-5 dakika.Efes baskı yapmadığı için o maçta tutan bu taktik Siena'nın dış adamlara uyguladığı amansız baskı yüzünden bu maçta tam anlamıyla fiyasko ile sonuçlandı.O sürede Fener karşı potaya şut atamadı doğru dürüst..
En son " Gül ve Diken!.." başlıklı yazımı Tanyeviç'e ithaf etmiştim.Ama bu Gül'ün dikeni can yakıyor..
Fener'in hücumdaki tıkanıklığından bahsettik.Günümüz basketbolunda zamana karşı yarışılıyor.Eskiden 30 saniye olan topa sahip olma süresi 24 saniyeye indi.10 saniye olan orta sahayı geçme süresi 8 saniyeye indi.Peki günümüz basketbolunda hızlı hücum ve hızlı hücumun sonunda zamana karşı yarış nedeniyle keşfedilen ve bütün iyi takımların sistemlerinin önemli bir parçasını teşkil eden Transition Offense/Geçiş Oyunları'nı Fener'in hücum sisteminde gören veya farkeden var mı?..Ben idmanlarına gitmediğim için çalışıp çalışmadıklarını bilmiyorum.Sadece maçlarda izlediğim kadarıyla böyle bir sistem göremedim Fener'de.Halbuki bu sisteme o kadar yatkın ki Fener kadrosu...
Tanjeviç,oyuncuların yapılarına ve özelliklerine uymasa da eski usul sistemlerde ısrar ve inat ediyor..Çağımız basketbolundaki yenilikleri alıp oyuncuya göre sistem oluşturmuyor..Neticede bu Transition Offense'ın güzelliklerinden azami derecede istifade edebilecek entegrasyona sahip olan bu güzelim kadroya demode,modası geçmiş hücum sistemleri ile yazık ediyor..Büyük bir ribaund üstünlüğüne rağmen,alınan savunma ribaundlarından sonra Fener bu maçta doğru dürüst hızlı hücum yapamadı.Ha bu konuda Siena'yı da tebrik etmek lazım.Geriye takım olarak çok iyi koştular ve savunma transition'unu çok iyi yaptılar.

İnat ve ısrar dedik de;yukarıda bahsettiğim önceki yazılarımda ( özellikle en son " Gül ve Diken!.." yazımda ) ısrarla yazmıştım.Rytas ve Siena gibi hızlı hücum eden takımlara karşı iki ağır uzunumuz Oğuz Savaş ve Vidmar birarada oynamamalı,demiştik.Savunma transition'u,yani rakibin hızlı hücumlarını önleme dengesinde bu iki uzunun geri koşma handikapları yüzünden çok fast break sayıları yiyebiliriz,diye uyarmıştık.Ayrıca her iki maçta da rakiplerin 4-5 pozisyonlarındaki uzunlarının benzer özellikleri,yani dışarıdan atma ve penetre etme özelliklerinden dolayı bunların savunmalarında ayağı çabuk olan Ömer Aşık ve Semih Erden'in birarada mümkün olduğu kadar çok oynamaları gerektiğine işaret etmiştik.Üstelik son lig maçında iyileştiği gözlenen Mirsad Türkcan'da bu Siena serisinde çok önemli bir rol üstlenecek diye düşündük.Sienada dışarıdan atan ve yüklenen uzunlar Storenook ve Lavrinoviç tahmin ettiğimiz doğrultuda başımıza çok iş açtılar ilk maçta.Yine maça Vidmar ve Oğuz Savaş ile başlayan Tanjeviç,kolay sayılar yedikten ve fark açıldıktan sonra hatasını anladı ve gerekli oyuncu değişikliklerini yaptı.
Solomon bu maçta çok etkisizdi.Aşırı konsantrasyon da zararlı olabiliyor.Büyük beklentiler içindeydi galiba.Başta Vidmar olmak üzere genç ve tecrübesiz takım arkadaşlarının yaptıkları basit hatalardan oluşan top kayıpları Solomon'u oyundan düşürdü.Gereksiz teknik faul aldı.Faullerini dörtledi.Ama bütün bunlara rağmen Tanjeviç onu motive etmeliydi.Hücumda kilitlenen bölümlerde onunla bir uzuna tepede ikili oyunlar oynatabilirdi.Yarı Türkçe yarı İngilizce;Come on,Solomon the King devreye gir,gibi sözler kullanıp motive edebilirdi.Oyundan düşen yıldızları tekrar oyuna sokmak coachların görevlerindendir.Ama o,Solomon'u oyuna sokmadı.Solomon duygusal bir yapıya sahip,böyle motivasyonu Tanjeviç yapamıyor ama hiç olmazsa kenarda Nedim Karakaş veya yardımcı coachlar yapabilir.
Neyse biz devam edelim..Kinsey kritik anlarda iki üçlük attı takımı rahatlattı,iyi işler yaptı.Sonra bir kenara alındı,uzun süre kenarda oturdu.Tekrar girdiğinde ise ritmini kaybetmiş ve soğumuştu,etkili olamadı.

Şimdi bütün bu olumsuzluklar bardağın boş tarafı..Bardağın dolu tarafına baktığımızda,bütün yanlışlara,Solomon'un etkisizliğine rağmen rakibini elinden kaçıran ve bölüm bölüm iyi oynayıp rakibine üstünlük sağlayan bir Fener izledik.Kaldı ki Siena sert savunmasıyla ve takım oyunuyla Avrupa'ya bu sene damgasını vurmuş bir takımdı.İşte bu takıma karşı hem de kendi evinde nerdeyse galip gelecek konuma gelmek de,başta Tanjeviç olmak üzere Fener'in artısı ve gelecek maçlar için işin bizi ümitlendiren tarafıydı..
Fener oyuncu kalitesi olarak Siena'dan daha iyi bir takım.Bu da bize umut veriyor.Oyuncular kapasitelerini sahaya tam anlamıyla yansıtabilirler,daha iyi konsantre olabilirlerse Siena'yı elerler.Tabii Solomon'un devreye girmesiyle..Buna bu maçta onlar da inanmıştır sanırım.

Ahmet Dedeoğlu
Basketbol Antrenörü
RİBAUND Programı Editörü
ahmet_dedeoglu57@hotmail.com

azizcan
04-03-2008, 12:54 AM
hocam haklsnz ama zaten aydın ors bu takımı bırakıp efesi yenerken takıma transition oyununu monte etmsti oturmus bi kadroydu tam ii olacak zmanda aydın hoca gonderildi yada bıraktı orasını bilemiorum..tanjevicde kendi sistemini yansıtmak istedi sanırım ama aydın hoca kadar basarılı olamicak bu kesin nedense dısardan gelen adamlar daha tatlı oluyor bence fenerbahceyi tartısmadan once bu yanlıslarıda konusmak gerek merak ettigim soru su neden oturmus bi takımın antrenoru gonderlir sistem deistrilir bu kdar kolaymı???

Kemal Başaran
04-03-2008, 11:45 PM
türkiyede bu iş yapılıyorsa kolay kardeşim.Değer kıymet bilinmiyor maalesef bizde.Şimdilerde bir semt adı'' VEFA'' yani anlayacağın.Nitekim saçma sapan hücum anlayışı,fütursuzca oyunculara yaklaşımı yüzünden 65-86 yenilerek elendik.Yolunda gittiğini düşünmüyorum,oyuncularında antrenöre yeteri kadar saygı duyduğunu zannetmiyorum.Geçtiğimiz sezonlarda Aydın hocam mirsadı oyundan almaya kalkerken Mirsad çıkmak istemezdi hırsından bir dünya kavga ederlerdi ama şimdi bu hırs ve azmi göremiyorum maalesef