PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Okuldaki sıralama hayatta terse dönüyor


Ahmet Dedeoğlu
04-10-2008, 05:18 PM
Okuldaki sıralama hayatta ters dönüyor

Birkaç gündür yaptığı işte sivrilen insanların hayat hikayelerini, kendileriyle farklı zamanlarda yapılmış mülakatları okuyorum.
Dikkatimi çeken iki şey oldu. Ama önce belirtmeliyim: Sivrilen ve hayat hikayesi derken sonradan arkada kalan boşluğu doldurmak için ısmarlama yazdırılan rötuşlanan hikayeleri çok büyümüş işadamlarını kastetmiyorum.
Benim kahramanlarım mütevazı.. Ekseriyeti yokluktan gelmiş. Varlıklı aileden gelenleri ise ailesinin işini devam ettirmemiş.. Kendisine bir yol çizmiş.
Dikkatimi çeken özelliklerine gelince hemen hepsi maceracı..
Düzenli bir öğrenci değil.
Mesela biri liseyi bitiremeden İsveç’e gitmiş. Günlerce aç kalmış.. Sonra bulaşıkçılık yapmış. Depolarda çalışmış.. Avrupa’yı dolaşmış..ki 70’li yıllar.
Dönüp liseyi bitirmiş.
Sonra üniversiteye girmiş..
Sonra yine ara verip tekrar yurt dışına çıkmış.
Bir başkası küçük yaşta ailesinin yanından ayrılmış. Bir iş kurmuş batmış, başka bir işi denemiş batmış.. Maaşlı işe dönmüş. O arada okulunu bitirmiş. Tekrar iş kurmayı denemiş ve başarmış.
Yani bu tipler, “İlerde büyük adam olacak amcası” kategorisine girmiyor.
Yine okuduğum notları emekli bir askere anlattım.
Biz harbiyede okurken, sınıfın sivrisi üç beş kişiydi ve herkes onların ilerde çok iyi yerlere geleceğini mesleğinin zirvesine çıkacağını tahmin ediyordu.
Ağzı var dili yok tipler de vardı.
Çok başarılı da değillerdi. Onlar için de yarı yolda dökülürler tahmini yapılıyordu.
Yıllar sonra tersinin doğru olduğunu gördük. Sivrilenler yarı yolda döküldü.. İş hayatında da çok başarılı olamadılar. Bizim hesaba katmadıklarımız sivrildi. Emekli olanları ya da yarı yolda mesleği bırakanları işadamı oldular. Turizmci, nakliyatçı, hastane sahibi oldular.
....
Genellemek mümkün mü? Bence bir iki istisna dışında mümkün.
Okul arkadaşlarınıza bakın..lise, üniversite yıllarınızı hatırlayın.. Sivrilir ve başarılı olur dedikleriniz nerede?
Hesaba katmadıklarınız nerede?
Okulları hep derece ile bitirip.. Mezuniyet sonrasında işi her ne ise orada bir ömür düzenli mesai yapmak başarı ise tamam..başarı deyince farklı birşey anlıyorsak.. Okuldaki sıralama hayatta ters dönüyor.
Zaten bu iş biraz da kaplumbağa ile tavşanın yarışına benziyor.
Uzun soluklu yarışı da kaplumbağa kazanıyor.
...
Türk insanının ekseriyeti köyde doğmuş şehirde yaşıyor.
Analar babalar geçmişte neye hasret duymuşlarsa, neyin eksikliğini çekmişlerse çocuklarına onları fazlasıyla vererek tatmin oluyorlar.
Çocuklara düşme kalkma, deneme yanılma, başarılı olma, kaybetme, bir daha kaybetme..sonra başarma fırsatı vermiyorlar.. Veremiyorlar.
Daha lise çağında kendini her bakımdan emniyette hisseden genç, yarışın ve maceranın tadını alamıyor.
Bir müddet sonra da hem köreliyor..hem kabuğuna çekiliyor.
Özeti: Ziyan oluyor.

Ahmet Sağırlı’nın Türkiye Gazetesindeki yazısı

muk0
04-10-2008, 06:14 PM
Hocam yaşım o kadar çok değil ama benim de başımdan bir olay geçti ve paylaşmak istiyorum;
İlkokuldayken bir kız arkadaş vardı. Bu arkadaş hem okul birincisi hem de dersane birincisiydi...Ve hocaların hepsinin takdirini kazanmış, en kötü notu 90 olan bir arkadaştı... Ben ise genelde orta sıralarda ve 60-70 alan biriydim. Bu kızdan Kayseri derecesi beklenirken arkadaş benden sadece 0,300 puan yüksek alarak benim girdiğim okula girdi. Ben hep maça giderdim, şampiyon olur il dışına giderdik ve arkadaş bana bir gün ''sen hiç bir yeri kazanamıyacaksın anca basketbol oynuyorsun, il dışına gidiyorsun'' demişti. Şuan da okulda verdiğim selamı bile almıyor :o

Red_Auerbach
04-10-2008, 09:17 PM
Hocam yazı müthiş. Burada paylaştığınız için çok teşekkürler.

Benim de bu konu da gözlemlediğim bir kaç şey var.

Okul yaşamında hep iyi notlarla parlak bir öğrenci olan ve aynı şekilde üniversite yolunu tutup o alanda da başarıya ulaştıktan sonra gerçek hayata atılan insanlarda nedense iş beğenmeme sendromu oluşuyor.

Örnek; En iyi üniversiteyi bitirdikten sonra iş aramaya koyulan kişi, ilanlara bakarken incelediği çoğu ilanın üzerine bir çizik atıyor. Sebep?

Maaşı düşük geç...
Eve uzak geç...
Bana göre değil geç...

Gibi sayısız bahane ile iş beğenemeyen üniversite mezunları bir de ailevi durumları iyiyse boş boş sokaklarda geziyor. Kendine güvenini kaybetmiş, hayata atılma konusunda risk almaktan çekinen bu tip insanlar en sonunda edindikleri tüm becerilerini kaybediyor ve başarısız oluyorlar.

Diğer tarafta ise atılgan ruhlu, risk almaktan çekinmeyen, kaybetmekten korkmayan insanlar da hayatta doğru kazanç yollarını bulana kadar canlarıyla başlarıyla ekmeğin mücadelesini veriyorlar. Günün birinde kazanmaları ve çok makul yerlere gelmeleri önemli değil, önemli olan maceracı yaşamlarını onurlu ekmek mücadeleleriyle bezemiş olmalarıdır.

Daha lise çağında kendini her bakımdan emniyette hisseden genç, yarışın ve maceranın tadını alamıyor.
Bir müddet sonra da hem köreliyor..hem kabuğuna çekiliyor.

Bu konu hakkında da Hümanist Psikolojinin babası Abraham Maslow'un gelişim psikolojisinde ortaya sürdüğü bir kuramı var.

Güvenlik<--- <---Kişi---> --->gelişim

İnsan bu iki kavram arasında hangisine yakınlaşırsa gelişim süreci pozitif yada negatif değer kazanır.
Örneğin;

Kendini tehlikelere karşı aşırı derecede izole edilmiş bir ortamda bulursa dış dünya'ya adım atıp yeni keşifler yapmayı istemez. Çünkü bulunduğu ortam tüm temel gereksinimlerini eksiksiz ve zahmetsiz karşılıyordur.

Diğer yandan normal seviyede güvenliği sağlanan bunun yanında ileriye adım atmasını destekleyici ve dış dünya'yı çekici kılan etkilere maruz kalan insanlar kendilerini hep pozitif yönde geliştirir.