Ahmet Dedeoğlu
04-24-2008, 01:08 AM
İÇSEL MOTİVASYON ve BASKETBOL
Yazar T. TOROS
Pazar, 20 Nisan 2008
Basketbol olgusunun dışsal ödüllerle nasıl kontrol altına alınabileceği hiç düşündünüz mü?
Yani içsel motivasyonun dışsal motivasyonla yer değiştirmesi ya da dışsal motivasyonun içsel motivasyona ağır basması. Konuyu biraz daha açıklamak bakımından içsel-dışsal motivasyon ne demek biraz buna değinmek istiyorum.
Bireylerin sportif aktivitelere katılım nedenleri farklı olabilmektedir. Kişi, içsel nedenlerden ya da dışsal nedenlerden dolayı spor aktivitelerine katılmaktadırlar. Bir kişi, bir başka kişi ya da bir şey olmaksızın kendi hür iradesiyle bir aktiviteye katılıyor ve haz alıyorsa, o kişi için içsel olarak motive edilmiş denilmektedir. Bir kişinin sevdiği için basketbol oynamasında olduğu gibi.
Buna karşın eğer kişi aktiviteye hür iradesi olmaksızın ödül gibi dışsal nedenlerden dolayı katılıyor, haz almaktan çok dışsal düzenlemeler onun davranışını yönlendiriyorsa, o zaman bu kişi için dışsal olarak motive edilmiş denilmektedir. Bir bireyin, ailesinin isteği ve baskısından dolayı ve ya statü kazanmak için aktiviteye katılmasında olduğu gibi.
Spora katılım nedenleri kişiden kişiye değişebilmekte ve kişinin aktivitede kalma süresini etkileyebilmektedir. Bir bireye niçin spor yapıyorsunuz ? diye bir soru yönelttiğinizde; size bu konu ile ilgili bir çok neden sayabilir. Eğlence için, sağlık kazanımları için ya da statü kazanmak için gibi. Daha açık şekilde söyleyecek olursak, spora katılım ve yapılan spor dalının sürdürülmesi, yeni bir şey öğrenme isteği, başarma arzusu, yaptığı işten haz alma, bir grubun üyesi olma isteği vb. gibi içsel nedenlerden dolayı olabileceği gibi; kupa, övgü alma, statü kazanma vb. gibi dışsal nedenlerden dolayı da olabilmektedir. Çocukların spor katılımında başta eğlence olmak üzere, sportmenlik, mücadele ve heyecan, seyahat gibi 4 temel motive edicinin olduğunu ve bunu diğer dışsal ödüllerin takip ettiği belirlenmiştir. Genelde hiçbir çocuk spora başlarken para kazanmayı, bir başka deyişle dışsal ödülleri düşünmez, daha çok arkadaşları ile birlikte olmayı, onlarla ortak iş yapmayı ve akranları ile oynamayı düşünür . Dolayısıyla fiziksel aktiviteye katılmaya karar veren bireylerin asıl katılma nedenleri haz ve memnuniyettir. Amatör ve profesyonel sporcular için dışsal ödüller farklı olabilmektedir. Örneğin, kupa, madalya, seyahat gibi ödüller daha çok amatör sporcular için düşünülürken, para, yapılan sözleşmenin süresi, burs, statü vb. profesyonel sporcular için düşünülmektedir.
Diğer kontrol edilen faktör, görev katılımıdır. Eğer sporcular ego katılımlıdan çok görev katılımlı iseler, içsel güdülenmeleri daha yüksektir. Ne demektir ego katılımlı ya da görev katılımlı olmak. Güdülenmeye ilişkin bilişsel bakış açısı, hedef perspektifi, algılanan yetenek ve davranım arasında ilişki olduğunu kabul etmektedir. Başarı durumunda göreve katılıma kalıcı ve sürekli davranışlar eşlik etmektedir. Göreve katılıma yönelik güven, güçlü bir çalışma ahlakına, optimal performansa ve sebata yol açmaktadır. Görev yönelimli bir sportif etkinlik sürecinde, seçilen görevin en yüksek düzeyde beceri gelişimine ve kişisel doyum duygusuna yol açması gözetilir. Bu bakımdan, yarışma düzeyleri ve rakipler gibi birey dışı etmenler de önem kazanmaktadır. İlgili dışsal etmenlerin denetlenmesi bir dereceye kadardır. Koçlar, öğretmenler ve diğer yardımcı elemanlar görev yönelimli bir takım, yarışma iklimi yaratarak dışsal etmenlerin beceri gelişimi, kişisel doyum gibi içsel etmenlerle birlikte algılanmasını sağlayabilirler. Görev yönelimli etkinlikler eğitimde ve öğrenmede de olumlu sonuçlar vermiştir. Görev yönelimi akranlarla, takım arkadaşları ile işbirliğini, anlamayı, sıkı çalışmayı, böylece başarı ve genel doyum düzeyini yükseltmeyi içerir. Görev içerikli öğrenmede takımın genel doyum düzeyinin arttığı gözlenmiştir. Görev yönelimli takım ortamında kişi hem beceri gelişimini hem de grup halinde uyumlu öğrenme niteliklerini kazandığından, hataları düzeltme, daha uyumlu grup projelerine yönelme şansı bulmaktadır. Görev yönelimli hedeflerde bireyler beceri, bilgi, ve yetenek gelişimlerini öne alırlar. Böylece birey hedeflerini gerçekleştirerek, kendi gelişiminden haz duyar Yeni ve zorlayıcı görevleri üstlenmekte ısrarcı ve isteklidir ve sürece önem verirler. Özetle görev yönelimli olmak demek yeterliğin sıkı çalışmak ve mutlak bir kapasitenin fonksiyonu olduğunu algılamak demektir. Ego yönelim ise bireyin kendisiyle ilgili algıladığı yeteneğini göreli olarak diğer sporcuların yeteneklerine göre değerlendirmesidir. Sporcu, kendi performansını yalnızca diğerlerinin performansından daha iyi gördüğü zaman kendini yeterli olarak algılayacaktır.
Peki bu durumda gösterilen performans neye göre değerlendirilecektir? En iyi performans=kazanmak mıdır? Elbette ki hayır. Ama sporcu kazanırken sürekli olarak dışsal ödüller alacak olursa bu ödüller onun yeterliği hakkında kendisine bir fikir verir mi? Hayır. O zaman dışsal ödüllerin yararı üzerinde bir kez daha düşünmek gerekecektir. Ödülün kontrol edilen yönüne zıt olarak, bilgisel yön, yine kişinin algılanan yeterliği ile ilişkilidir. Dışsal ödüller kişinin yeterlik ve hür irade duygularına ilişkin içsel güdülenmesini etkileyebilir. Spor ortamında sadece düşük hür irade durumlarında, algılanan yeterlikteki değişimin içsel güdülenmeyi pozitif olarak etkilediği ve bu yüzden düşük hür iradeye sahip bireylerin yeterlik algılarının geliştirilmesinin önemli olduğu vurgulanmıştır. Eğer aktivite, kişinin yeterliliği ile ilgili pozitif bilgi sağlarsa, o zaman kişinin içsel güdülenmesi artacak; eğer aktivite yeterlik ile ilgili negatif bilgi sağlarsa, içsel güdülenmesi ve algılanan yeterliği düşecektir Yüksek yeterlik algısına sahip sporcular olasılıkla içsel olarak güdülenmişlerdir.
Genel olarak maclardan sonra oyuncularin kac sayi attigi ve kac ribaunt aldigi ile ilgileniriz. Ama bu iki sonuc bize gercekten bu takim hakkinda bilgileri verebilir mi? Gercek anlamda bu takimi analiz edebilmek icin bizim ihtiyacimiz olan daha cok bilgidir. Daha once birinci ligi inceleyen bir arastirmada 1. ligde mac kazanmak icin en onemli etkenin 3 sayi yuzdesi ve savunma ribauntu oldugu bulunmustu. Bir takimin gercek analizini cikarmak istiyorsak, en onemli sonuc bu takimin kac sayi denemesi yaptIgIdIr. Yani faul atisi, 2 sayi, 3 sayi ve pota alti denemesinin toplamý bize bu takim hakkinda onemli bilgiler verebilir.
Scout tutarken, oynanan süre, savunma rib., hucum rib. 2. atis, blok, asist, shouting asist, top calma , top kaybi, faul atisi, boyali alan, orta mesafe, 3 sayi gibi bircok degisken tek tek incelenir ve mac kazanmak icin rakip takimi kac sayida tutmak, kac ribaunt almak, kac top calmak, kac asist yapmak …………………….. gibi scout degerleri cikartilir ve hedefler belirlenir.
Ligde mac kazanmak icin “KESİNLİKLE 160 ile 175 sayi arasi sayi denemesi yapmaniz gerekirken” bir takim bir macta 210 bir diger macta 209 sayi denemis, 210 sayidan 75 sayiyi girdirebilmis(% 35), 209 sayidan ise 81 sayiyi girdirebilmis(% 38). Bir diger sonuc 210 sayidan 84 sayi denemesini ve 209 sayidan 104 sayi denemesini sadece bir oyuncu yapmis. 84 sayinin 35’ini (%41) ve 104 sayinin 37 (%35) sayisini girdirebilmis.
Bir mac süresi hepimizin bildigi gibi 40 dakikadir. Dakikada 3 (her hucumu ortalama 20 sn kabul edersek) hucum denemesi yaptigimizi dusunelim , 120 hucum hakkimiz var. Bunun yarisi rakip takimin olursa bizim hucum hakkimiz 60’a duser. 60 hucum hakkimizda 200’un ustunde sayi denemesi yapmissak, takimimiza ihanet etmis oluruz. 60 hucum hakkimizda 160 ile 175 arasi sayi denememiz bize maci kazandirir.Fakat bizim inceledigimiz takim 24 saniye hucum suresinin en azindan 17 ile 20 sn’sini kullanmadan ilk pas atildiginda sayi atan bir takim konumundadir ve rakip takimin savunma yapmasina izin vermeden onlarin yorulmasini bile saglamiyordur. Dunyada hicbir takimin sut yuzdeside % 80’nin ustune cikamayacagina göre bu takimin nasil mac kazanacagini merak ediyorum.
Ayrica scoutları inceledigimizde field goals denilen kisimlara baktigimizda 66 ‘ın altinda olan hicbir takim mac kazanamamis. Yani kazanmak icin 66’ın ustunde olmak gerekir.
Turhan TOROS
Yazar T. TOROS
Pazar, 20 Nisan 2008
Basketbol olgusunun dışsal ödüllerle nasıl kontrol altına alınabileceği hiç düşündünüz mü?
Yani içsel motivasyonun dışsal motivasyonla yer değiştirmesi ya da dışsal motivasyonun içsel motivasyona ağır basması. Konuyu biraz daha açıklamak bakımından içsel-dışsal motivasyon ne demek biraz buna değinmek istiyorum.
Bireylerin sportif aktivitelere katılım nedenleri farklı olabilmektedir. Kişi, içsel nedenlerden ya da dışsal nedenlerden dolayı spor aktivitelerine katılmaktadırlar. Bir kişi, bir başka kişi ya da bir şey olmaksızın kendi hür iradesiyle bir aktiviteye katılıyor ve haz alıyorsa, o kişi için içsel olarak motive edilmiş denilmektedir. Bir kişinin sevdiği için basketbol oynamasında olduğu gibi.
Buna karşın eğer kişi aktiviteye hür iradesi olmaksızın ödül gibi dışsal nedenlerden dolayı katılıyor, haz almaktan çok dışsal düzenlemeler onun davranışını yönlendiriyorsa, o zaman bu kişi için dışsal olarak motive edilmiş denilmektedir. Bir bireyin, ailesinin isteği ve baskısından dolayı ve ya statü kazanmak için aktiviteye katılmasında olduğu gibi.
Spora katılım nedenleri kişiden kişiye değişebilmekte ve kişinin aktivitede kalma süresini etkileyebilmektedir. Bir bireye niçin spor yapıyorsunuz ? diye bir soru yönelttiğinizde; size bu konu ile ilgili bir çok neden sayabilir. Eğlence için, sağlık kazanımları için ya da statü kazanmak için gibi. Daha açık şekilde söyleyecek olursak, spora katılım ve yapılan spor dalının sürdürülmesi, yeni bir şey öğrenme isteği, başarma arzusu, yaptığı işten haz alma, bir grubun üyesi olma isteği vb. gibi içsel nedenlerden dolayı olabileceği gibi; kupa, övgü alma, statü kazanma vb. gibi dışsal nedenlerden dolayı da olabilmektedir. Çocukların spor katılımında başta eğlence olmak üzere, sportmenlik, mücadele ve heyecan, seyahat gibi 4 temel motive edicinin olduğunu ve bunu diğer dışsal ödüllerin takip ettiği belirlenmiştir. Genelde hiçbir çocuk spora başlarken para kazanmayı, bir başka deyişle dışsal ödülleri düşünmez, daha çok arkadaşları ile birlikte olmayı, onlarla ortak iş yapmayı ve akranları ile oynamayı düşünür . Dolayısıyla fiziksel aktiviteye katılmaya karar veren bireylerin asıl katılma nedenleri haz ve memnuniyettir. Amatör ve profesyonel sporcular için dışsal ödüller farklı olabilmektedir. Örneğin, kupa, madalya, seyahat gibi ödüller daha çok amatör sporcular için düşünülürken, para, yapılan sözleşmenin süresi, burs, statü vb. profesyonel sporcular için düşünülmektedir.
Diğer kontrol edilen faktör, görev katılımıdır. Eğer sporcular ego katılımlıdan çok görev katılımlı iseler, içsel güdülenmeleri daha yüksektir. Ne demektir ego katılımlı ya da görev katılımlı olmak. Güdülenmeye ilişkin bilişsel bakış açısı, hedef perspektifi, algılanan yetenek ve davranım arasında ilişki olduğunu kabul etmektedir. Başarı durumunda göreve katılıma kalıcı ve sürekli davranışlar eşlik etmektedir. Göreve katılıma yönelik güven, güçlü bir çalışma ahlakına, optimal performansa ve sebata yol açmaktadır. Görev yönelimli bir sportif etkinlik sürecinde, seçilen görevin en yüksek düzeyde beceri gelişimine ve kişisel doyum duygusuna yol açması gözetilir. Bu bakımdan, yarışma düzeyleri ve rakipler gibi birey dışı etmenler de önem kazanmaktadır. İlgili dışsal etmenlerin denetlenmesi bir dereceye kadardır. Koçlar, öğretmenler ve diğer yardımcı elemanlar görev yönelimli bir takım, yarışma iklimi yaratarak dışsal etmenlerin beceri gelişimi, kişisel doyum gibi içsel etmenlerle birlikte algılanmasını sağlayabilirler. Görev yönelimli etkinlikler eğitimde ve öğrenmede de olumlu sonuçlar vermiştir. Görev yönelimi akranlarla, takım arkadaşları ile işbirliğini, anlamayı, sıkı çalışmayı, böylece başarı ve genel doyum düzeyini yükseltmeyi içerir. Görev içerikli öğrenmede takımın genel doyum düzeyinin arttığı gözlenmiştir. Görev yönelimli takım ortamında kişi hem beceri gelişimini hem de grup halinde uyumlu öğrenme niteliklerini kazandığından, hataları düzeltme, daha uyumlu grup projelerine yönelme şansı bulmaktadır. Görev yönelimli hedeflerde bireyler beceri, bilgi, ve yetenek gelişimlerini öne alırlar. Böylece birey hedeflerini gerçekleştirerek, kendi gelişiminden haz duyar Yeni ve zorlayıcı görevleri üstlenmekte ısrarcı ve isteklidir ve sürece önem verirler. Özetle görev yönelimli olmak demek yeterliğin sıkı çalışmak ve mutlak bir kapasitenin fonksiyonu olduğunu algılamak demektir. Ego yönelim ise bireyin kendisiyle ilgili algıladığı yeteneğini göreli olarak diğer sporcuların yeteneklerine göre değerlendirmesidir. Sporcu, kendi performansını yalnızca diğerlerinin performansından daha iyi gördüğü zaman kendini yeterli olarak algılayacaktır.
Peki bu durumda gösterilen performans neye göre değerlendirilecektir? En iyi performans=kazanmak mıdır? Elbette ki hayır. Ama sporcu kazanırken sürekli olarak dışsal ödüller alacak olursa bu ödüller onun yeterliği hakkında kendisine bir fikir verir mi? Hayır. O zaman dışsal ödüllerin yararı üzerinde bir kez daha düşünmek gerekecektir. Ödülün kontrol edilen yönüne zıt olarak, bilgisel yön, yine kişinin algılanan yeterliği ile ilişkilidir. Dışsal ödüller kişinin yeterlik ve hür irade duygularına ilişkin içsel güdülenmesini etkileyebilir. Spor ortamında sadece düşük hür irade durumlarında, algılanan yeterlikteki değişimin içsel güdülenmeyi pozitif olarak etkilediği ve bu yüzden düşük hür iradeye sahip bireylerin yeterlik algılarının geliştirilmesinin önemli olduğu vurgulanmıştır. Eğer aktivite, kişinin yeterliliği ile ilgili pozitif bilgi sağlarsa, o zaman kişinin içsel güdülenmesi artacak; eğer aktivite yeterlik ile ilgili negatif bilgi sağlarsa, içsel güdülenmesi ve algılanan yeterliği düşecektir Yüksek yeterlik algısına sahip sporcular olasılıkla içsel olarak güdülenmişlerdir.
Genel olarak maclardan sonra oyuncularin kac sayi attigi ve kac ribaunt aldigi ile ilgileniriz. Ama bu iki sonuc bize gercekten bu takim hakkinda bilgileri verebilir mi? Gercek anlamda bu takimi analiz edebilmek icin bizim ihtiyacimiz olan daha cok bilgidir. Daha once birinci ligi inceleyen bir arastirmada 1. ligde mac kazanmak icin en onemli etkenin 3 sayi yuzdesi ve savunma ribauntu oldugu bulunmustu. Bir takimin gercek analizini cikarmak istiyorsak, en onemli sonuc bu takimin kac sayi denemesi yaptIgIdIr. Yani faul atisi, 2 sayi, 3 sayi ve pota alti denemesinin toplamý bize bu takim hakkinda onemli bilgiler verebilir.
Scout tutarken, oynanan süre, savunma rib., hucum rib. 2. atis, blok, asist, shouting asist, top calma , top kaybi, faul atisi, boyali alan, orta mesafe, 3 sayi gibi bircok degisken tek tek incelenir ve mac kazanmak icin rakip takimi kac sayida tutmak, kac ribaunt almak, kac top calmak, kac asist yapmak …………………….. gibi scout degerleri cikartilir ve hedefler belirlenir.
Ligde mac kazanmak icin “KESİNLİKLE 160 ile 175 sayi arasi sayi denemesi yapmaniz gerekirken” bir takim bir macta 210 bir diger macta 209 sayi denemis, 210 sayidan 75 sayiyi girdirebilmis(% 35), 209 sayidan ise 81 sayiyi girdirebilmis(% 38). Bir diger sonuc 210 sayidan 84 sayi denemesini ve 209 sayidan 104 sayi denemesini sadece bir oyuncu yapmis. 84 sayinin 35’ini (%41) ve 104 sayinin 37 (%35) sayisini girdirebilmis.
Bir mac süresi hepimizin bildigi gibi 40 dakikadir. Dakikada 3 (her hucumu ortalama 20 sn kabul edersek) hucum denemesi yaptigimizi dusunelim , 120 hucum hakkimiz var. Bunun yarisi rakip takimin olursa bizim hucum hakkimiz 60’a duser. 60 hucum hakkimizda 200’un ustunde sayi denemesi yapmissak, takimimiza ihanet etmis oluruz. 60 hucum hakkimizda 160 ile 175 arasi sayi denememiz bize maci kazandirir.Fakat bizim inceledigimiz takim 24 saniye hucum suresinin en azindan 17 ile 20 sn’sini kullanmadan ilk pas atildiginda sayi atan bir takim konumundadir ve rakip takimin savunma yapmasina izin vermeden onlarin yorulmasini bile saglamiyordur. Dunyada hicbir takimin sut yuzdeside % 80’nin ustune cikamayacagina göre bu takimin nasil mac kazanacagini merak ediyorum.
Ayrica scoutları inceledigimizde field goals denilen kisimlara baktigimizda 66 ‘ın altinda olan hicbir takim mac kazanamamis. Yani kazanmak icin 66’ın ustunde olmak gerekir.
Turhan TOROS