Ahmet Dedeoğlu
04-25-2008, 04:30 AM
[Only Registered Users Can See Links] NASIL BİR PİVOT?[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links]) 1980’lerde, yani aklımın ermeye başladığı dönemlerde, Amerika’dan gelen kasetler sayesinde yılda birkaç kez NBA maçı seyretme fırsatını yakalardık. Kasetin geldiği günlerdeki ve o kaseti video oynatıcısına taktığımız anlardaki heyecanımı ise anlatmam mümkün değil. TRT’nin tek kanallı o dönemlerinde Avrupalı oyuncuları ise sadece Dünya şampiyonası yada Olimpiyatlar gibi çok özel turnuvalarda seyredebiliyorduk. Sanıyorum bugünün gençlerinin, diğer pek çok konuda olduğu gibi bu konuda da bizlerden şanslı olduklarını söylememize gerek yoktur.
O dönemlerin uzunları Bill WALTON, Karem Abdul JABBAR, Efe AYDAN, Arvydas SABONIS gibi oyuncular hepimizin gıpta ile baktıkları isimlerdi. Bu oyuncular ve dönemlerindeki diğer uzunların ortak özelliği ise, pivot fundementali dediğimiz, pota altında birebir hücum-savunma oyununda ortaya çıkan teknik becerilerinin üst seviyede olması sayesinde rakiplerine üstünlük sağlayabilmeleri idi.
1990’lara geldiğimizde pivotların artık yavaş yavaş kas kütlelerini ve genel kuvvetlerini arttırdıklarını görüyorduk. Bu durum itiş-kakışı daha çok seven, rugby ile sumo güreşi karışımı bir oyun oynayan iri pivot enflasyonunun yaşanmasına sebep oldu. Avrupa basketboluna katılan Amerikalı oyuncular sayesinde buralara kadar sirayet eden bu genel özellik, bizim oyuncularımızı da daha fazla kuvvet antrenmanı yapmaya yöneltti. Türk oyuncularda ancak bu sayede, yani kas kütlelerini ve genel kuvvetlerini arttırarak Amerikalı oyuncularla mücadele edebilir hale gelmeye çabalıyorlardı.
Pivotların bu oyun biçimi 2000’lere gelindiğinde NBA yönetiminin aldığı globalleşme ve dünyaya açılma politikalarının bir sonucu olarak, özellikle Yugoslavya kökenli Avrupalı oyuncuların NBA takımlarında çoğalmasıyla yavaş yavaş ortaydan kalkmaya başladı. Artık daha az kas kütlesine sahip ama çabuk kuvveti üst seviyede gelişmiş, ayrıca pivot fundementalinin yanında, dış oyuncu tekniğine de sahip ve sahanın her yerinde oynayabilen pivot oyuncuları tercih edilmekte. Peki hiç düşündünüz mü, bu değişim nasıl oluyor?
Burada öncelikle değinmemiz gereken konu Avrupalı altyapı antrenörlerinin bakış açısı ve oyuncu olmaya çabalayan gençlerin mevcut potansiyelleri olmalı. Bu antrenörlerin büyük çoğunluğu kendi takımlarına, altyapı oyuncularının genel özelliği olan “gelişmekte olan yetenek” sendromundan kurtulabilmek için kendi takımlarına motion offense dediğimiz hareketli hücum prensiplerine dayalı bir oyun oynatmaktalar. Yani henüz kas-iskelet gelişimini tamamlamamış ve bu sebeple çabuk kuvvet antrenmanı yaptırılamayan, yetenekli ama bu yeteneklerini geliştirmekte olan oyuncuları her mevkide oynatarak, daha açıkça anlatmak gerekirse kısaların post-up yapıp, uzunların dışarıda oynadıkları bir oyunda çabuk ve genel kuvvetlerini geliştirici bir sistem.
90’ların ortasından itibaren Türkiye şampiyonalarında da izlediğimiz takımlar (Mehmet OKUR’lu Oyak Renault, Hidayet TÜRKĞOLU’lu Efes Pilsen v.b.) üstün yetenekli oyuncularının stilleri sebebiyle genellikle bu sistem içinde oynamaktaydılar. Bu durum beraberinde, hareketli hücuma yönelik antrenman yapma zorunluluğunu da getirdiğinden, bu oyuncular her mevkide rahatlıkla oynayabilen oyuncular durumuna geldiler. Günümüz gençlerinin de yaptıkları çalışmaların bu yönde olması, onlara artı değer kazandıracaktır. Peki ülkemizde bu değişime ayak uydurabilen antrenör var mı?
Kulüplerimiz altyapı takımlarını oluştururken hangi hedefe yönelik istikamet gösterirlerse, antrenörler de bu yönde çalışmaktadırlar. Bu sebeple bir iki yetiştirici antrenör dışında kalan pek çok antrenör gelecek kaygısı ve benzer sebeplerle fundemental antrenmanlarını daha az, taktik çalışmaları ve sistem antrenmanlarını ise daha fazla yapmaktadır. Bu durum ise diğer oyuncular gibi pivot mevkiinde oynayan oyuncuları da etkilemektedir.
Şimdi günümüz gerçeklerine dönelim ve altyapılarda çalışan antrenör arkadaşlarımıza birkaç öneride bulunalım. A takım antrenörleri yada coachların günümüz pivotlarından beklentileri nelerdir? Önce bunları tespit ederek başlayalım.
1. Pivot fundementalini iyi bilecek ve uygulayacak. Böylece pota altında bire bir oynarken hem hücumda hem savunmada rakibine üstünlük sağlayacak.
2. Ribaunt özelliği gelişmiş olacak ve boyalı alanda pozisyon almayı bilecek.
3. Gerektiğinde kullanabileceği dış şutu olacak.
4. Yine gerektiğinde kanata yada tepeye çıkarak top alacak ve bire bir oynayabilecek.
5. Asist özelliği olacak. (Hem pota altında, hem de dışarıdan pas verebilecek)
Gördüğünüz gibi 80’lerin pivotlarına nazaran daha fazla fundemental özelliği olması gerekirken, 90’ların pivotları gibi gerektiğinde hamallık yapacak birini tarif ettik. Ama gerçek bu ve altyapı antrenörlüğü yapan dostlarımızın da bu gerçeği görmesi gerek. Sebebi oldukça basit.
Bir oyuncunun ileride neleri yapabilmesini istiyorsak, yedi yada sekiz senesini bizimle geçirecek olan bu oyuncunun uzun vadeli antrenman programına tüm bu özellikleri oluşturup geliştirebilecek çalışmaları koymalıyız. Sakın ola ki ana sebebi yanlış anlamayın. Bizler Türk altyapı antrenörleri olarak NBA2e değil, öncelikle Avrupa’nın gözbebeği olan Türk basketboluna oyuncu yetiştiriyoruz. Ve ülkemizdeki coachlarda biz ne tip oyuncu yetiştiriyorsak o oyuncularla oynamak durumundalar. Bu sebeple kendimizi Dünya’dan soyutlamadan ve tüm ülkelerdeki liglerin beklentilerine uygun ancak öncelikle kendi liglerimizde oynayabilecek üst düzey oyuncular yetiştirmek durumundayız.
Umarım bugünden itibaren hepimiz bu beklentileri karşılayabilecek çalışmaları yapmaya başlarız. Unutmayın ki bizler ne kadar çok iyi oyuncu yetiştirirsek, basketbola olan ilgi ve maddi destek o kadar fazla artacak ve bizlerin de büyüyen bu pastadan alacağımız pay da bu değişimle doğru orantılı olarak büyüyecektir.
[Only Registered Users Can See Links]ır ([Only Registered Users Can See Links])
Murat POLAT (mpolat@basketbolegitim.net) - 22 Ağustos 2007
O dönemlerin uzunları Bill WALTON, Karem Abdul JABBAR, Efe AYDAN, Arvydas SABONIS gibi oyuncular hepimizin gıpta ile baktıkları isimlerdi. Bu oyuncular ve dönemlerindeki diğer uzunların ortak özelliği ise, pivot fundementali dediğimiz, pota altında birebir hücum-savunma oyununda ortaya çıkan teknik becerilerinin üst seviyede olması sayesinde rakiplerine üstünlük sağlayabilmeleri idi.
1990’lara geldiğimizde pivotların artık yavaş yavaş kas kütlelerini ve genel kuvvetlerini arttırdıklarını görüyorduk. Bu durum itiş-kakışı daha çok seven, rugby ile sumo güreşi karışımı bir oyun oynayan iri pivot enflasyonunun yaşanmasına sebep oldu. Avrupa basketboluna katılan Amerikalı oyuncular sayesinde buralara kadar sirayet eden bu genel özellik, bizim oyuncularımızı da daha fazla kuvvet antrenmanı yapmaya yöneltti. Türk oyuncularda ancak bu sayede, yani kas kütlelerini ve genel kuvvetlerini arttırarak Amerikalı oyuncularla mücadele edebilir hale gelmeye çabalıyorlardı.
Pivotların bu oyun biçimi 2000’lere gelindiğinde NBA yönetiminin aldığı globalleşme ve dünyaya açılma politikalarının bir sonucu olarak, özellikle Yugoslavya kökenli Avrupalı oyuncuların NBA takımlarında çoğalmasıyla yavaş yavaş ortaydan kalkmaya başladı. Artık daha az kas kütlesine sahip ama çabuk kuvveti üst seviyede gelişmiş, ayrıca pivot fundementalinin yanında, dış oyuncu tekniğine de sahip ve sahanın her yerinde oynayabilen pivot oyuncuları tercih edilmekte. Peki hiç düşündünüz mü, bu değişim nasıl oluyor?
Burada öncelikle değinmemiz gereken konu Avrupalı altyapı antrenörlerinin bakış açısı ve oyuncu olmaya çabalayan gençlerin mevcut potansiyelleri olmalı. Bu antrenörlerin büyük çoğunluğu kendi takımlarına, altyapı oyuncularının genel özelliği olan “gelişmekte olan yetenek” sendromundan kurtulabilmek için kendi takımlarına motion offense dediğimiz hareketli hücum prensiplerine dayalı bir oyun oynatmaktalar. Yani henüz kas-iskelet gelişimini tamamlamamış ve bu sebeple çabuk kuvvet antrenmanı yaptırılamayan, yetenekli ama bu yeteneklerini geliştirmekte olan oyuncuları her mevkide oynatarak, daha açıkça anlatmak gerekirse kısaların post-up yapıp, uzunların dışarıda oynadıkları bir oyunda çabuk ve genel kuvvetlerini geliştirici bir sistem.
90’ların ortasından itibaren Türkiye şampiyonalarında da izlediğimiz takımlar (Mehmet OKUR’lu Oyak Renault, Hidayet TÜRKĞOLU’lu Efes Pilsen v.b.) üstün yetenekli oyuncularının stilleri sebebiyle genellikle bu sistem içinde oynamaktaydılar. Bu durum beraberinde, hareketli hücuma yönelik antrenman yapma zorunluluğunu da getirdiğinden, bu oyuncular her mevkide rahatlıkla oynayabilen oyuncular durumuna geldiler. Günümüz gençlerinin de yaptıkları çalışmaların bu yönde olması, onlara artı değer kazandıracaktır. Peki ülkemizde bu değişime ayak uydurabilen antrenör var mı?
Kulüplerimiz altyapı takımlarını oluştururken hangi hedefe yönelik istikamet gösterirlerse, antrenörler de bu yönde çalışmaktadırlar. Bu sebeple bir iki yetiştirici antrenör dışında kalan pek çok antrenör gelecek kaygısı ve benzer sebeplerle fundemental antrenmanlarını daha az, taktik çalışmaları ve sistem antrenmanlarını ise daha fazla yapmaktadır. Bu durum ise diğer oyuncular gibi pivot mevkiinde oynayan oyuncuları da etkilemektedir.
Şimdi günümüz gerçeklerine dönelim ve altyapılarda çalışan antrenör arkadaşlarımıza birkaç öneride bulunalım. A takım antrenörleri yada coachların günümüz pivotlarından beklentileri nelerdir? Önce bunları tespit ederek başlayalım.
1. Pivot fundementalini iyi bilecek ve uygulayacak. Böylece pota altında bire bir oynarken hem hücumda hem savunmada rakibine üstünlük sağlayacak.
2. Ribaunt özelliği gelişmiş olacak ve boyalı alanda pozisyon almayı bilecek.
3. Gerektiğinde kullanabileceği dış şutu olacak.
4. Yine gerektiğinde kanata yada tepeye çıkarak top alacak ve bire bir oynayabilecek.
5. Asist özelliği olacak. (Hem pota altında, hem de dışarıdan pas verebilecek)
Gördüğünüz gibi 80’lerin pivotlarına nazaran daha fazla fundemental özelliği olması gerekirken, 90’ların pivotları gibi gerektiğinde hamallık yapacak birini tarif ettik. Ama gerçek bu ve altyapı antrenörlüğü yapan dostlarımızın da bu gerçeği görmesi gerek. Sebebi oldukça basit.
Bir oyuncunun ileride neleri yapabilmesini istiyorsak, yedi yada sekiz senesini bizimle geçirecek olan bu oyuncunun uzun vadeli antrenman programına tüm bu özellikleri oluşturup geliştirebilecek çalışmaları koymalıyız. Sakın ola ki ana sebebi yanlış anlamayın. Bizler Türk altyapı antrenörleri olarak NBA2e değil, öncelikle Avrupa’nın gözbebeği olan Türk basketboluna oyuncu yetiştiriyoruz. Ve ülkemizdeki coachlarda biz ne tip oyuncu yetiştiriyorsak o oyuncularla oynamak durumundalar. Bu sebeple kendimizi Dünya’dan soyutlamadan ve tüm ülkelerdeki liglerin beklentilerine uygun ancak öncelikle kendi liglerimizde oynayabilecek üst düzey oyuncular yetiştirmek durumundayız.
Umarım bugünden itibaren hepimiz bu beklentileri karşılayabilecek çalışmaları yapmaya başlarız. Unutmayın ki bizler ne kadar çok iyi oyuncu yetiştirirsek, basketbola olan ilgi ve maddi destek o kadar fazla artacak ve bizlerin de büyüyen bu pastadan alacağımız pay da bu değişimle doğru orantılı olarak büyüyecektir.
[Only Registered Users Can See Links]ır ([Only Registered Users Can See Links])
Murat POLAT (mpolat@basketbolegitim.net) - 22 Ağustos 2007