PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : İsraf ve Tasarruf!..


Ahmet Dedeoğlu
05-06-2008, 02:53 PM
Bir dostumun kaleminden..


> Beş yaşında idim.
> Rahmetli babaannem pirinç
> ayıklıyordu.
> Bir tane yere düştü.
> Babaannem eğildi,
> aramaya başladı.
> Sağa bakıyor, sola bakıyor,
> bulmaya çalışıyordu .
> Çocukluk işte,
>
> -Aman babaanne dedim.
> - Bir pirinç tanesi için bu
> kadar caba harcamaya, yorulmaya değer mi?
> Rahmetli ilk defa
> sertleşti bana karşı, öfkeyle doğruldu.
> -Sen oturduğun yerden
> ahkâm kesiyorsun, ' dedi.
> - Hiç pirinç üretilirken
> gördün mü? İnsanlar ne kadar zorluk çekiyorlar. Bir
> pirinç tanesinde kaç insanin göz nuru, alın
> teri, emeği, çilesi var biliyor musun?'
> Utancımdan kıpkırmızı
> olmuştum.
>
> Aradan yıllar geçti.
> Hukuk Fakültesinde
> öğrenciyim.
> Alain'in proposlarini okuyorum.
> Birden
> irkildim.
> Babaannemi hatırladım.
> Alain, bir insan
> yerde bir iğne görüp de eğilip almazsa, bütün uygarlığa
> karşı ihanet etmiş olur diyordu.
> İlave ediyordu.
> Bir iğnenin üretiminde binlerce insanin alın
> teri, göz nuru, el emeği vardır diyordu.
>
> On dokuz
> yıl evveldi.
> Stockholm'e gitmiştim.
> Bir otele
> indim.
> Geceydi.
> Sabahleyin, traş olmak i çin
> lavaboya gittiğimde, aynanın yanında ilginç bir not
> gördüm.
> 'Lütfen traştan sonra jiletinizi çöpe atmayın,
> yanda bir kutu var oraya bırakın, bir tek jiletle dahi olsa, İsveç
> çelik sanayisine yardımcı olun' diyordu.
> Doğrusu hayretler
> içinde kaldım.
> Çocukluğumdan beri çelik eşya denince
> akla İsveç çeliği gelir.
> Birçok
> eşya üzerinde' İsveç çeliğinden yapılmıştır'
> diye yazardı.
> İste o ülke, kullanılmış bir tek ufacık
> jiletin bile çöpe gitmesini istemiyor, ona sahip çıkıyor,
> gelen turistlere rica yollu uyarıda
> bulunuyordu.
>
> İsviçre'de zaman zaman, belli periyotlarda
> radyolar, televizyonlar bir haberi duyurur.
> 'Şu tarihte, su
> saatte, adamlarımız gelecek.
> Siz lütfen hazırlığınızı yapın.
> Okumadığınız,
> ilgilenmediğiniz, kullanmadığınız ne kadar kitap, dergi, gazete varsa,
> kâğıt, ambalaj, kutu varsa, velev ki, bir ilaç prospektüsü dahi ols a,
> kapının önüne koyun. İsviçre'nin kalkınmasına yardımcı olun. Fazla
> ağaç ziyanına engel olun.'
>
> Japonlar son derece sade,
> basit, yalın mütevazı yasayan insanlardır.
> Evlerini
> mobilya ile eşya ile dolduranlar Japonlara göre ruhen tekamül
> edememiş, hayatın manasını anlayamamış, zavallı
> kimselerdir.
> Böyleleriyle; evini mezat
> salonuna çevirmiş zavallı, diye
> eğlenirler.
> Bir insanin gösteriş için eşyanın esiri olması
> ne kadar acıdır.
> Vaktiyle Japon ekonomisi darboğazdan
> geçiyor. İç borçlar, dış borçlar gırtlağı aşıyor.
> Zamanın
> başbakanı meclisi toplar.
> Kürsüye çıkar.
> Durumu
> olanca açıklığı ve tehlikeleri ile anlatır ve;
>
> -Şu andan itibaren der,
>
> -Allah şahidim olsun ki, Japonların iç ve
> dış borçları son kuruşuna kadar ödenmeden, pirinçten başka
> bir şey yemeyeceğim.
> -Şu üstümdeki elbiseden
> başka elbise giymeyeceğim.
> Dediklerini yapar, en üstten en
> alta bir israftan kaçınma kampanyası açılır.
> Japonya
> bütün borçlarını öder. Bu durumun toplumun
> bütün kesimlerini, tek istisna olmadan
> kapsadığını söylemeye gerek yok.
> Geçenlerde
> Japon imparatorunun sarayını gördüm.
> Yarabbim, ne kadar
> sade, ne kadar mütevazı, ne kadar gösterişten uzak...
>
>
> *Gerekmediği halde elektriği yakmakla, suyu kapamadan bos
> yere akıtmakla, gece çamurlu ayakkabılarımızı temizlemeden yatmakla,
> yemek yediğimiz kapları yıkamadan bırakmakla biz de zalimler sınıfına
> geçmiyor muyuz?
>
> *Hayat çok ince, akil almaz incelikte
> ipliklerle örülmüştür. Her şey o kadar birbirine bağlıdır
> ki, İlk okul okuma kitabımızdaki bir sözü hiç unutmadım.
>
> Bir
> mıh bir nalı kurtarır.
> Bir nal bir atı, bir
> at bir komutanı,
> Bir komutan bir orduyu,
> Bir ordu bir
> ülkeyi kurtarır diyordu..
>
> Maddi durumumuz ne olursa olsun,
> ister zengin olalım ister fakir, hepimiz çok dikkatli olmak
> zorundayız.
> Burada parayı da, maddiyatı da aşan büyük bir edep
> ve incelik vardır.
>
> Sanırım ' iletilmesi 'gereken bir
> mesaj varsa o da budur...

ogün bülent
05-21-2008, 01:38 PM
hocam elleinize sağlık umarım genç kardeşlerimiz ,çocuklarımız ve zaman zaman akıllanmayan bizlerde yol olur ve bu yazdıklarınızı kulağımıza küpe yapıp hatırlarız ....

Kemal Başaran
05-29-2008, 01:53 AM
ogün bülent hocamıza katılıyorum ve dedem hep bu sözü söylerdi bana bunu hatırlatmak isterdi.Oğlum büyük adam olmak istiyorsan ahkam kesmek istiyorsan kabadayı olmak istiyorsan unutma ''en büyük kabadayılık EFENDİLİKTİR' derdi.Bizde görgümüzü ahlakımızı efendiliğimizi israf etmemekle ve tasarrufu göz önünde bulundurup yoğurursak kıyısından köşesindende olsa ülkemize bir iz bırakmış katkı sağlamış oluruz düşüncesindeyim.