Ahmet Dedeoğlu
05-07-2008, 02:11 AM
Basketbol // Çok İyi Bilmek mi, Çok İyi Öğrenmek mi ?
Faruk Akagün
Basketbol tekniği üzerine yüzlerce kitap yazılmıştır. Her biri ayrı değerdedir.
Zira, bu kitapların her birinde kitabı yazan koçun deneyimleri ve basketbol felsefesi yer almıştır. Özellikle de genç koçlar için bu kitaplar çok kıymetlidir. Bu kitapları okudukça bilgileri artar ve derinleşir. Bir koçun da özellikle ilk yıllarında öncelikle yapacağı da kendini bilgi olarak eğitmek olmalıdır. Bunun da en etkili yolu çok okumak ve çok seyretmektir. Esas önemli kısım da bundan sonra başlamaktadır. En önemli şey, bir koçun bilgi birimlerini ve deneyimlerini oyuncularına yansıtabilmesidir. Bir profesör düşünün sonsuz bilgiye sahip fakat bu bilgilerini öğrencilerine yansıtamıyor ve öğrencilerin dikkatini derslerinde çekemiyor. Ayni şekilde bir koç da oyuncularına bilgisini doğru teknikte ve onların maksimum ilgisini çekerek anlatma sanatına sahip olmalıdır.
Bir koç, hepimizin bildiği gibi yıllık, aylık, haftalık ve günlük programlar yapar. Antrenmana har dakikası planlanmış bir program ile gelir. Hatta antrenman öncesi eğer varsa asistanları ile programı tartışır ve görev bölümü yapar. Günlük antrenman programının içeriği, akışı ve sıralaması da tamamen ayrı bir teknolojidir ki bugünkü konumuzun dışındadır. Bizim tartışacağımız konu ise hazırlanan antrenman programlarının sunuş biçimidir. Bu da metodoloji, teknik ve yetenek gerektirir. Ana amaç her ne olursa olsun oyuncunun dikkatini çekmektir. O zaman bu antrenman sunuş biçimini şu şekilde açalım;
1) HER ANTRENMANIN BİR AMACI OLMALIDIR
Bugün birçok oyuncu çok koşarak yapılan ve pestilini çıkartan bir antrenmanı “iyi çalıştık” diye niteler. Ancak “çok koşmak” ile “amaçlı koşmak” ayrı şeylerdir. Öğrenmek ise tamamıyla farklı şeylerdir. Bir oyuncuya “bugün antrenmanda ne öğrendin?” diye sorulsa çoğu oyuncu bunu sağlıklı cevaplayamaz. Oysa antrenör idman öncesi oyunculara çok kısa bir izahat vererek “bugün fast break savunması, yarım saha baskılı savunmaya hücum ve rakip uzunları man to man savunmada box etme çalışmasına ağırlık vereceğiz” veya eğer fundamental çalışması ise “bugün kısa oyuncular guard penetresi ve topu boş adama çıkartma, uzun oyuncular ise çember altı ayak oyunları çalışacak” şayet kondüsyon çalışması ise de yine amacı belirterek “bugün aerobik kapasitemizi geliştirici uzun mesafe koşular ve sonra da vücudumuzun üst kısmını çalıştıracak halter çalışması yapacağız” şeklinde oyuncuların yapacağı antrenmana bilinçli olarak katılmaalrını sağlamalıdır.
2) OYUNCULARIN ANTRENMANA ZİHİNSEL İŞTİRAKİNİ SAĞLAMAK İÇİN SORU SORULMALIDIR
Yapılan idman esnasında oyunculara “bu drill neyi kazandırma amaçlı yapılıyor, sen ne öğreniyorsun?” şeklinde sorular sorulmalıdır. Antrenman sonrası ufak bir toplantı yaparak, “bu idmanda neyi geliştirdik, ne öğrendik?” gibi bilgi yoklamaları oyuncuların da düşünmeleri ve yaptıkları işin NASIL ve NEDEN’lerini bilmelerini sağlar.
3) ANTRENMANDA KONUŞMA VE AÇIKLAMALAR ÇOK KISA, UYGULAMALAR UZUN OLMALIDIR
Üst yapı oyuncularının yıllardır şahit olduğum en büyük şikayetleri antrenman esnasında sık sık kendilerini durdurarak, uzun uzun konuşarak hem soğumalarına hem de konsantrasyonlarının kaybolmalarına neden oldukları üzerinedir. Bu tip uzun açıklamaların, antrenman sonrasında mutlaka yapılması gereken stretching esnasında yapılması daha iyi olur. Altyapı idmanlarında ise birçok genç antrenörün oyuncularına zaman zaman bilgilerini ispat etmek için veya iyi niyetle de olsa her drili uzun uzun anlatmaları, o yaştaki küçüklerin ilgilerini kaybetmelerine neden olduğu gibi zaten hafta sonu 1-2 saat gelebilen bu oyuncuların topla oynama dakikaları da alınmış olmaktadır. Her iki kategoride de oyuncular topla oynadıkları kadar mutlu olmaktadır ve bu unutulmamalıdır.
4) ANTRENÖRÜN SES TONU VE SAHADA DURUŞ POZİSYONU ÇOK ÖNEMLİDİR
Antrenörün ses tonu sahanın her tarafından duyulacak kadar yüksek bir volümde, eğitici ve otoriter ancak diktatör hissini vermeyecek bir şekilde olmalıdır. Bu nedenle sahada duracağı yer çok önemlidir. Oyuncuların ağzından çıkabilecek her kelimeyi duyabilecekleri açılarda durmalıdır. Kesinlikle arkasını bir gruba dönerek konuşmamalıdır zira ses boğulur ve o gruba ulaşamaz. Dolayısıyla da oyuncuların dikkati dağılır. En verimli yerler sahanın köşeleri veya kenar çizgileridir. Ki bütün oyuncular antrenörün karşısında olur. ANTRENÖRÜN HİTABI, HANGİ YAŞ KATEGORİSİ OLURSA OLSUN HAKARET VE ŞİDDET İÇEREN TAVIRLARDAN UZAK OLMALIDIR.
5) OYUNCULARIN DİKKATLERİNİ KAYBETMEMELERİNİ SAĞLAMAK ÖNEMLİDİR
Antrenman esnasında koç, oyunculara “stop veya düdük” ile “olduğun yerde kal” ikazını prensip olarak öğretmeli ve oyuncularına yapacağı ikazı yanına giderek kısık sesle değil herkesin duyacağı şekilde yapmalıdır. Aksi takdirde diğer oyunculara başka şey ile ilgilenmelerine fırsat yaratılır. Zaman zaman diğer oyunculara “arkadaşının burada ne yapması gerekirdi, fundamental hatası nerede? “şeklinde sorular ile herkesin birbirinin hatasına dikkat etmeleri ve sadece kendini düşünmemeleri sağlanır. Bu sayede oyuncuların “koç nasılsa benimle konuşmuyor” diyerek başka şeyle meşgul olmaları önlenir.
6) DRİLLERİN KALİTESİ DEĞİL OYUNCULARIN ONLARDAN NE KADAR ÖĞRENDİĞİ ÖNEMLİDİR
Her koç antrenmanda çok güzel driller uygulamak ister. Fakat bazı koçlar dirllerin uygulanması esnasında oyuncuların yanlışlarına müdahale etmezler. Oysa şunu göz önünde bulundurmak lazımdır ki herhangi bir kişi de o drilleri bir yerden okuyup antrenmana getirebilir ancak koçun farkı uygulama esnasında yapılan hataları görüp oyunculara doğru şekilde yaptırtmaktır. Yani hatayı bulabilmek koçun sanatı ve farkıdır. Drill’in güzelli değil oyunculara ne kazandırdığı önemlidir. Özellikle altyapı antrenörlerinin bu konuya çok dikkat etmeleri ve dirillerdeki hataları düzeltmenin önemi ve yanlış uygulanan drillerin vakit kaybından başka bir şey olmadığını bilmeleri önemlidir. Ancak bu hata düzeltmeleri antrenmanı kesmeden gerekirse oyuncuyu saha dışına alarak özel ilgilenerek tekrar sahaya döndürmek suretiyle yapılmalıdır.
7) İYİ UYGULANAMAYAN DRİLLER’İ BÖLEREK KÜÇÜK PARÇALAR HALİNDE VERMELİDİR
Bazı driller iyi uygulanamaz ve hem koçu [Only Registered Users Can See Links] hem de oyunculara başarısız oldukları düşüncesini getirir. Bu durumlarda aynı şeyde ısrar etmek ve daha fazla moral bozmak yerine onu parçalara bölmek yine de olmaz ise başka bir drile geçmek yerinde olur.
8) DRİLLER BİR KERE AÇIKLANMALI VE TEKRARLANMAMALIDIR
Üst yapıda oyuncular, kimi dinlemeye iyi konsantre olamadıklarından kimi de vakit çalma amacıyla açıklanan drilleri tekrar tekrar sorarlar. Şayet drill açıkça anlatılmış ise ikinci defa tekrarı ancak antrenmandan saat çalmak veya isteksiz dinlemek ile izah edilebileceğinden tekrarından şiddetle kaçınılmalıdır. Ben şahsen koçluk yaptığım takımlarda bu durumlarda yüksek ses ile 5’e kadar sayıp sonra koşma cezası verdiğimden oyuncularım hem çabuk anlar hem de uygulamaya çabuk geçerlerdi. Ayrıca oyuncuları AKTİF tutmak için bir metotta eğer 3’lü veya 5’li gruplar yapmak gerekiyorsa koç teker teker isim seçeceğine oyuncular “guard, forvet ve pivotlu 3’erli grup olun” diyip 5 saniye vererek onların düşünmelerini sağlamak daha verimli olur. Yine, bir set çalışması esnasında “sahaya iki guard, iki forvet ve bir pivot geldin” diyebiliriz.
9) ANTRENÖRLER SAHADA GÖREV BÖLÜMÜ YAPMALIDIR
Eğer birden fazla antrenör varsa mutlaka görev bölümü yapılmalıdır. Baş antrenör konuşurken yardımcılar susar ki oyuncuların konsantresi bozulmasın. Keza, baş antrenör bir asistanına “şimdi koç x size fast break açılışını gösterecek” diyebilir. Driller veya set çalışmalarında ise görev bölümü çok verimli olur. Set çalışırken, bir asistan örneğin sadece screen’lere diğeri ise hücum ribaunduna dikkat ederken baş antrenör de çalışmayı genel olarak izleyebilir.
10) SADECE HATALARI SÖYLEMEK DEĞİL YAPILAN İYİ ŞEYLER DE ONORE EDİLMELİDİR
Antrenmanda yapılan iyi şeyler de taltif edilmeli bu sayede takımın kendine güveni sağlanmalıdır. Ayrıca ferdi olarak da oyuncuların yaptığı iyi şeyler sözle veya vücut dili ile yani sırtını sıvazlayıp başını okşayarak ödüllenmelidir.
FARUK AKAGÜN
1949 yılında İstanbul’da doğdu.İstanbul Üniversitesi İ.T.İ.A. ve Atatürk Eğitim Enstitüsü İngilizce Bölümünü bitirdi.1963 yılında Modaspor’da basketbola başladı.1970 yılında basketbolu bıraktı.Kadıköyspor’u, Altınyurt’u, Fenerbahçe’yi ve Efes Pilsen Takımı’nı çalıştırdı.1980 yılında 6 ay İsviçre’de seminerlere katılarak basketbol öğreticiliğini pekiştirdi.Daha sonra Taçspor, Eczacıbaşı ve Galatasaray olmak üzere çeşitli klüplerde antrenörlük görevi yaptı.1978-79 sezonunda Efes Pilsen’i, 1989-90 sezonunda Galatasaray’ı 1. lig Şampiyonu yaptı.Basketbol isimli bir kitabı yayınlandı.
Faruk Akagün
Basketbol tekniği üzerine yüzlerce kitap yazılmıştır. Her biri ayrı değerdedir.
Zira, bu kitapların her birinde kitabı yazan koçun deneyimleri ve basketbol felsefesi yer almıştır. Özellikle de genç koçlar için bu kitaplar çok kıymetlidir. Bu kitapları okudukça bilgileri artar ve derinleşir. Bir koçun da özellikle ilk yıllarında öncelikle yapacağı da kendini bilgi olarak eğitmek olmalıdır. Bunun da en etkili yolu çok okumak ve çok seyretmektir. Esas önemli kısım da bundan sonra başlamaktadır. En önemli şey, bir koçun bilgi birimlerini ve deneyimlerini oyuncularına yansıtabilmesidir. Bir profesör düşünün sonsuz bilgiye sahip fakat bu bilgilerini öğrencilerine yansıtamıyor ve öğrencilerin dikkatini derslerinde çekemiyor. Ayni şekilde bir koç da oyuncularına bilgisini doğru teknikte ve onların maksimum ilgisini çekerek anlatma sanatına sahip olmalıdır.
Bir koç, hepimizin bildiği gibi yıllık, aylık, haftalık ve günlük programlar yapar. Antrenmana har dakikası planlanmış bir program ile gelir. Hatta antrenman öncesi eğer varsa asistanları ile programı tartışır ve görev bölümü yapar. Günlük antrenman programının içeriği, akışı ve sıralaması da tamamen ayrı bir teknolojidir ki bugünkü konumuzun dışındadır. Bizim tartışacağımız konu ise hazırlanan antrenman programlarının sunuş biçimidir. Bu da metodoloji, teknik ve yetenek gerektirir. Ana amaç her ne olursa olsun oyuncunun dikkatini çekmektir. O zaman bu antrenman sunuş biçimini şu şekilde açalım;
1) HER ANTRENMANIN BİR AMACI OLMALIDIR
Bugün birçok oyuncu çok koşarak yapılan ve pestilini çıkartan bir antrenmanı “iyi çalıştık” diye niteler. Ancak “çok koşmak” ile “amaçlı koşmak” ayrı şeylerdir. Öğrenmek ise tamamıyla farklı şeylerdir. Bir oyuncuya “bugün antrenmanda ne öğrendin?” diye sorulsa çoğu oyuncu bunu sağlıklı cevaplayamaz. Oysa antrenör idman öncesi oyunculara çok kısa bir izahat vererek “bugün fast break savunması, yarım saha baskılı savunmaya hücum ve rakip uzunları man to man savunmada box etme çalışmasına ağırlık vereceğiz” veya eğer fundamental çalışması ise “bugün kısa oyuncular guard penetresi ve topu boş adama çıkartma, uzun oyuncular ise çember altı ayak oyunları çalışacak” şayet kondüsyon çalışması ise de yine amacı belirterek “bugün aerobik kapasitemizi geliştirici uzun mesafe koşular ve sonra da vücudumuzun üst kısmını çalıştıracak halter çalışması yapacağız” şeklinde oyuncuların yapacağı antrenmana bilinçli olarak katılmaalrını sağlamalıdır.
2) OYUNCULARIN ANTRENMANA ZİHİNSEL İŞTİRAKİNİ SAĞLAMAK İÇİN SORU SORULMALIDIR
Yapılan idman esnasında oyunculara “bu drill neyi kazandırma amaçlı yapılıyor, sen ne öğreniyorsun?” şeklinde sorular sorulmalıdır. Antrenman sonrası ufak bir toplantı yaparak, “bu idmanda neyi geliştirdik, ne öğrendik?” gibi bilgi yoklamaları oyuncuların da düşünmeleri ve yaptıkları işin NASIL ve NEDEN’lerini bilmelerini sağlar.
3) ANTRENMANDA KONUŞMA VE AÇIKLAMALAR ÇOK KISA, UYGULAMALAR UZUN OLMALIDIR
Üst yapı oyuncularının yıllardır şahit olduğum en büyük şikayetleri antrenman esnasında sık sık kendilerini durdurarak, uzun uzun konuşarak hem soğumalarına hem de konsantrasyonlarının kaybolmalarına neden oldukları üzerinedir. Bu tip uzun açıklamaların, antrenman sonrasında mutlaka yapılması gereken stretching esnasında yapılması daha iyi olur. Altyapı idmanlarında ise birçok genç antrenörün oyuncularına zaman zaman bilgilerini ispat etmek için veya iyi niyetle de olsa her drili uzun uzun anlatmaları, o yaştaki küçüklerin ilgilerini kaybetmelerine neden olduğu gibi zaten hafta sonu 1-2 saat gelebilen bu oyuncuların topla oynama dakikaları da alınmış olmaktadır. Her iki kategoride de oyuncular topla oynadıkları kadar mutlu olmaktadır ve bu unutulmamalıdır.
4) ANTRENÖRÜN SES TONU VE SAHADA DURUŞ POZİSYONU ÇOK ÖNEMLİDİR
Antrenörün ses tonu sahanın her tarafından duyulacak kadar yüksek bir volümde, eğitici ve otoriter ancak diktatör hissini vermeyecek bir şekilde olmalıdır. Bu nedenle sahada duracağı yer çok önemlidir. Oyuncuların ağzından çıkabilecek her kelimeyi duyabilecekleri açılarda durmalıdır. Kesinlikle arkasını bir gruba dönerek konuşmamalıdır zira ses boğulur ve o gruba ulaşamaz. Dolayısıyla da oyuncuların dikkati dağılır. En verimli yerler sahanın köşeleri veya kenar çizgileridir. Ki bütün oyuncular antrenörün karşısında olur. ANTRENÖRÜN HİTABI, HANGİ YAŞ KATEGORİSİ OLURSA OLSUN HAKARET VE ŞİDDET İÇEREN TAVIRLARDAN UZAK OLMALIDIR.
5) OYUNCULARIN DİKKATLERİNİ KAYBETMEMELERİNİ SAĞLAMAK ÖNEMLİDİR
Antrenman esnasında koç, oyunculara “stop veya düdük” ile “olduğun yerde kal” ikazını prensip olarak öğretmeli ve oyuncularına yapacağı ikazı yanına giderek kısık sesle değil herkesin duyacağı şekilde yapmalıdır. Aksi takdirde diğer oyunculara başka şey ile ilgilenmelerine fırsat yaratılır. Zaman zaman diğer oyunculara “arkadaşının burada ne yapması gerekirdi, fundamental hatası nerede? “şeklinde sorular ile herkesin birbirinin hatasına dikkat etmeleri ve sadece kendini düşünmemeleri sağlanır. Bu sayede oyuncuların “koç nasılsa benimle konuşmuyor” diyerek başka şeyle meşgul olmaları önlenir.
6) DRİLLERİN KALİTESİ DEĞİL OYUNCULARIN ONLARDAN NE KADAR ÖĞRENDİĞİ ÖNEMLİDİR
Her koç antrenmanda çok güzel driller uygulamak ister. Fakat bazı koçlar dirllerin uygulanması esnasında oyuncuların yanlışlarına müdahale etmezler. Oysa şunu göz önünde bulundurmak lazımdır ki herhangi bir kişi de o drilleri bir yerden okuyup antrenmana getirebilir ancak koçun farkı uygulama esnasında yapılan hataları görüp oyunculara doğru şekilde yaptırtmaktır. Yani hatayı bulabilmek koçun sanatı ve farkıdır. Drill’in güzelli değil oyunculara ne kazandırdığı önemlidir. Özellikle altyapı antrenörlerinin bu konuya çok dikkat etmeleri ve dirillerdeki hataları düzeltmenin önemi ve yanlış uygulanan drillerin vakit kaybından başka bir şey olmadığını bilmeleri önemlidir. Ancak bu hata düzeltmeleri antrenmanı kesmeden gerekirse oyuncuyu saha dışına alarak özel ilgilenerek tekrar sahaya döndürmek suretiyle yapılmalıdır.
7) İYİ UYGULANAMAYAN DRİLLER’İ BÖLEREK KÜÇÜK PARÇALAR HALİNDE VERMELİDİR
Bazı driller iyi uygulanamaz ve hem koçu [Only Registered Users Can See Links] hem de oyunculara başarısız oldukları düşüncesini getirir. Bu durumlarda aynı şeyde ısrar etmek ve daha fazla moral bozmak yerine onu parçalara bölmek yine de olmaz ise başka bir drile geçmek yerinde olur.
8) DRİLLER BİR KERE AÇIKLANMALI VE TEKRARLANMAMALIDIR
Üst yapıda oyuncular, kimi dinlemeye iyi konsantre olamadıklarından kimi de vakit çalma amacıyla açıklanan drilleri tekrar tekrar sorarlar. Şayet drill açıkça anlatılmış ise ikinci defa tekrarı ancak antrenmandan saat çalmak veya isteksiz dinlemek ile izah edilebileceğinden tekrarından şiddetle kaçınılmalıdır. Ben şahsen koçluk yaptığım takımlarda bu durumlarda yüksek ses ile 5’e kadar sayıp sonra koşma cezası verdiğimden oyuncularım hem çabuk anlar hem de uygulamaya çabuk geçerlerdi. Ayrıca oyuncuları AKTİF tutmak için bir metotta eğer 3’lü veya 5’li gruplar yapmak gerekiyorsa koç teker teker isim seçeceğine oyuncular “guard, forvet ve pivotlu 3’erli grup olun” diyip 5 saniye vererek onların düşünmelerini sağlamak daha verimli olur. Yine, bir set çalışması esnasında “sahaya iki guard, iki forvet ve bir pivot geldin” diyebiliriz.
9) ANTRENÖRLER SAHADA GÖREV BÖLÜMÜ YAPMALIDIR
Eğer birden fazla antrenör varsa mutlaka görev bölümü yapılmalıdır. Baş antrenör konuşurken yardımcılar susar ki oyuncuların konsantresi bozulmasın. Keza, baş antrenör bir asistanına “şimdi koç x size fast break açılışını gösterecek” diyebilir. Driller veya set çalışmalarında ise görev bölümü çok verimli olur. Set çalışırken, bir asistan örneğin sadece screen’lere diğeri ise hücum ribaunduna dikkat ederken baş antrenör de çalışmayı genel olarak izleyebilir.
10) SADECE HATALARI SÖYLEMEK DEĞİL YAPILAN İYİ ŞEYLER DE ONORE EDİLMELİDİR
Antrenmanda yapılan iyi şeyler de taltif edilmeli bu sayede takımın kendine güveni sağlanmalıdır. Ayrıca ferdi olarak da oyuncuların yaptığı iyi şeyler sözle veya vücut dili ile yani sırtını sıvazlayıp başını okşayarak ödüllenmelidir.
FARUK AKAGÜN
1949 yılında İstanbul’da doğdu.İstanbul Üniversitesi İ.T.İ.A. ve Atatürk Eğitim Enstitüsü İngilizce Bölümünü bitirdi.1963 yılında Modaspor’da basketbola başladı.1970 yılında basketbolu bıraktı.Kadıköyspor’u, Altınyurt’u, Fenerbahçe’yi ve Efes Pilsen Takımı’nı çalıştırdı.1980 yılında 6 ay İsviçre’de seminerlere katılarak basketbol öğreticiliğini pekiştirdi.Daha sonra Taçspor, Eczacıbaşı ve Galatasaray olmak üzere çeşitli klüplerde antrenörlük görevi yaptı.1978-79 sezonunda Efes Pilsen’i, 1989-90 sezonunda Galatasaray’ı 1. lig Şampiyonu yaptı.Basketbol isimli bir kitabı yayınlandı.