Ahmet Dedeoğlu
06-26-2008, 05:08 PM
Türk Milli Futbol takımımız Avrupa şampiyonasında tarih yazdı!..Yarı finale kadar geldi.Yarı finalde, gelmiş geçmiş en iyi futbolunu oynamasına rağmen Almanya'ya 3-2 yenilip Avrupa 3.sü oldu.Milli takımımızla gurur duyuyoruz.
Şimdi bu sansasyonel başarımızın ardından bu şampiyona boyunca gelişen olaylara şöyle bir göz atalım..
Türkiye'nin Çek'lerle oynadığı ve 3-2 kazandığımız maç unutulmazlar arasına girdi.UEFA'nın resmi açıklamasına göre,bu maç son 50 yılın en iyi maçı seçildi.
Türkiye,2-1 kazandığı İsviçre maçında,3-2 kazandığı Çek maçında,normal süresi ve uzatma periodu 1-1 biten ve penaltılarla kazandığımız Hırvatistan maçında son dakikalarda golleri attı.Bu ;Türklerin inancını,kazanma arzusunu,kararlılığını gösterirken bu maçlarla ortaya çıkan bize özgü karekterimiz bütün dünyada büyük bir saygı uyandırdı.
Türkiye bu şampiyonada her yönüyle en çok konuşulan,hayranlık ve saygı duyulan bir ülke olmuştur.Milli Takımımızın Teknik Direktörü Fatih Terim'de olumlu ve olumsuz en çok tartışılan ve gündemde olan antrenör olmuştur.
Şimdi turnuva boyunca konuşulan ve aklımızda kalan çarpıcı ve önemli gelişmeleri bir hatırlayalım.
İlk Portekiz maçında Fatih Terim Arda'yı oynatmamış,Bayern Münih'te orta sahanın sağında büyük işler yapan Hamit Altıntop'u da daha az verimli olacağı ve istemediği bir yerde sağ bekte oynatmıştı.Başarı detaylarda gizlidir.Ne oldu o maç?Kötü futbol oynadık.Rakibi gözümüzde büyüttük ve kendi oyunumuzu oynayamadık.Netice hüsran.
İkinci maçta,yani İsviçre maçında Arda oynadı.Ancak Hamit yine sağ bekte başladı.Kadro yine değişmiş,Gökdeniz ve Tümer ilk onbirde başlamıştı.Sonra yağmur da başladı.İlk yarıyı 1-0 mağlup kapadık.İkinci yarıda yağmurun ağırlaştırdığı sahaya göre gerekli değişiklikler yapıldı.Semih girdi,Sabri girdi,bir süre sonra Sabri sağ beke Hamit ortanın sağına yani kendi yerine geçti,son dakikalarda biri Semih diğeri Arda ile iki gol bulduk ve maçı 2-1 kazandık.
Çek maçında da kötü ve silik oynadık,2-0 yenik duruma düştük ama Hamit Altıntop'un asistleri Arda ve Nihat'ın iki golüyle yine son dakikalarda maçı 3-2 lehimize çevirmeyi başardık.Maçın son 15 dakikasında gerçekten rakipten korkmadan kendi oyunumuzu rakibe kabul ettirerek oynadık ve zafer geldi.
Maçtan sonra bir kanalın muhabiri Arda'ya sordu." Kutlama yapacakmısınız?" Arda'nın cevabı muhteşemdi." Şimdi şükretme zamanı.Şükretmeye gidiyoruz.Kutlamaya değil."
Hırvat maçında daha iyi oynadık.Top yaptık,topu paylaştık,top uzun süre bizde kalınca biz iyi oynuyoruz ama pozisyon sıkıntısı çektik.Neticede uzatmada 119.dakikada yediğimiz gole 122.dakikada Semihin bazukası ile cevap verdik ve maçı uzatmaya götürdük.Uzatmada biz daha iyi oynadık ama maçı penaltılarla kazandık.
Maçtan sonra Hırvat Teknik Direktörü'nün gökyüzünü göstererek yaptığı yorum ilginçti." Türkler güçlüler ama onlara çok daha büyük bir güç yardım ediyor."
Fatih Terim ise yaptığı basın toplantısında basına çatmaktan,insanları suçlamaktan başka bir şey konuşmadı.
Semih ise,bütün Türk milletinin duaları ile inancımızla maçları çeviriyoruz,dedi.
Şimdi gelelim esas anlatmak istediğimiz konuya.
Eskiden Milli takım da dahil olmak üzere Türk takımları Avrupa arenasına çıktıklarında maçların başlarında biraz iyi oynasalar da sonlarda kondisyon biter,oyundan düşer ve maçlar genellikle bu zaafiyetten kaybedilirdi.Bu turnuvada Fatih Terim'in Amerikadan getirttiği özel kondisyonerler bilimsel çalışma ve beslenme yöntemlerini hazırlık dönemi de dahil olmak üzere takımımıza o kadar iyi uygulamış ve o kadar verimli bir kondisyon yüklemişler ki bu şampiyonada eskiye göre tam tersi bir şekilde maçların sonlarında biz diri kaldık rakipler oyundan düştü.Bu Türk futbolu adına çok güzel bir gelişmeydi.
Bilimsel,bilinçli ve sıkı çalışmanın başarıdaki önemi tartışılmaz.Peki bu turnuva boyunca bir " Mucize " sözcüğü dillerden düşmedi.Büyük bir çoğunluk,Türklerin bu geri dönüşleri bir mucizeydi,derken hatta bizim basında bu görüşe katılırken,Fatih Terim,ben şansa inanmam,mucizeyi insan kendi yapar,gibi ifadeler kullandı.
İşte biz de araştırmalarıımza göre,öğrendiğimiz ve bildiğimiz kadarıyla bu konuya bir açıklık getirelim,dedik.
Yüce Allah Peygamberlerine,insanları doğru yola gelmelerine vesile olmaları adına,olağanüstü güçler ve haller vermiştir.Yeri ve zamanı geldiğinde Allah'ın sevgili kulu olan peygambeler,Allah'a sığınıp dua ederek,Allah'tan istemişler ve Yüce Allah'da onların güzel hatırlarına onlar için olağanüstü haller,yani mucizeler yaratmıştır.İşte Peygamberlerde gözüken bu olağan üstü hallere " Mucize ",yine Allah'ın çok sevdiği kulları olan Allah adamları dediğimiz Evliya ve Veli kullarına bahşettiği olağanüstü hallere de " Keramet " denir.
Yani bu şampiyona da Türk Milli Takımının lehine gelişen olayların mucize ile uzaktan yakından bir alakası yoktur.
Ancak,yine Yüce Allah,şartlarına uygun olarak,içten ve gönülden samimiyetle yapılan duaları da kabul etmektedir.Yani bütün Türk milletinin hulusi kalb ile yaptığı o içten duaları kabul etmiş ve yabancıların bilmedikleri için " Mucize " diye yanlış tanımladıkları o muhteşem gelişmeler yaşanmıştır.
Peki,yukarıda da belirttiğimiz gibi o bilimsel çalışmalar yapılmasaydı,oyunucularmız yeteneklerini sahada büyük bir inanç ve kararlılıkla sergilemeselerdi,savaşıp mücadeler etmeselerdi;Fatih Terim yaptığı büyük yanlışlardan dönüp hatalarından ders alarak doğru taktikleri uygulatmasaydı,bu dualar gerçekleşirmiydi?..O Yüce Allah'ın bileceği bir şey,ama bizim bildiğimiz Allah çalışana verir.Yani bir insan bir işi başarmak için çok çalışacak,o işi başarmak için gerekli maddi bütün sebeplere meşru yoldan sarılaca,sonra da manevi olarak Allah'a sığınıp dua ederek neticeyi Allah'tan bekleyecek.İşte buna İslam dininde yani bizim dinimizde " Tevekkül " deniyor.Tevekkül,yan gelip yatmak,çalışmadan,sebeplere yapışmadan,Allah bana gönderir,demek asla değildir.
Neticede Fatih Terim'in haklı olduğu bir tarafı izah etmiş olduk.Ancak,onun da Türk milletinin muazzam yakarışını,dualarını,Yüce Allah'ımızın da bize yardım etmesini göz ardı etmemesi gerek.Başarıyı kendine mal etmemeli..Sadece kendi bilgi,tecrübe ve çalışmalarına bağlamamalı..Ben,ben,ben dememeli..O konu ile ilgili bütün etkenlerin hakkını vermeli,kabul etmeli,onları da anmalı..O zincirin bütün halkalarını dile getirmeli..
Buna karşı tez olarak,bu düşüncenin bir yanlışı olarak son saniyelerde kazandığımız maçlar,sonra Almanya maçında olduğu gibi son saniyelerde kaybettiğimiz maçlara da dönüşebilir..Hem de böyle çok üst seviye bir maçta gelmiş geçmiş en iyi oyunumuzu hem de dokuz eksik futbolcumuza rağmen oynayarak...
Şu sözü hepimiz biliriz;" Gururlanma padişahım senden büyük Allah var."
Sevgili Ahmet Çakar,maçlar oynanırken bir televizyon kanalında Fatih Terim ile ilgili çok ilginç bir yorum yapmıştı." Halkın % 80' i Fatih Terim'i sevmiyor demiyorum,nefret ediyor."Son maçtan sonraki yorumlarında da bu sözünün arkasında olduğunu gösterdi.Hatta o programdaki yorumcularla beraber ortak bir kanıyı da dile getirmişlerdi." Sadece Fatih Terim'e kızdıklarından konuştuğumuz bir sürü insan Milli Takımın başarısını istemiyor."
Ne acı değil mi?..İnsanlarda bu kötü duygunun oluşmasına sebep olduğu için Fatih Terim şapkasını önüne koymalı ve artık hatalalarını anlayıp,kendini düzeltmeli.Demeçleri ve konuşmalarına dikkat etmeli,infiale ve gönül kırıklıklarına sebep olacak şeyleri söylememeli.Zaten çok güzel bir söz vardır."Söz ağızdayken insanın esiri,ağızdan çıkınca da insan sözün esiridir."
Ayrıca Fatih Terim Milli Takımı da bıraktım diyerek,hatalarına bir tanesini daha eklemiştir.Milli takım tam ekol ve gelenek olacak bir futbol tarzını bulmuşken ve bu tarzı da Fatih Terim takıma oynatmaya başlamışken,Milli Takımı bırakması bence çok ama çok yanlıştır.
Biz,öyle güzel ve affedici bir milletiz ki,Fatih Terim kendini yukarıda anlattığımz manada biraz değiştirip, biraz daha egolarından arınmış mütevazi bir yapıya bürünse,bütün millet bu istisna adamı bağrına basacaktır.Onunla beraber Türk futbolunda da başarılar arka arkaya gelecektir.Bunları bir düşün sevgili Fatih Terim.Biz seni sevmek için hazırız.
Bir basketbol adamı olarak gündemin önemi gereği futbol yazısı yazdım.Sürç-i lisan ettimse affola.
Ahmet Dedeoğlu
Basketbol Antrenörü
Spor Yazarı
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
ahmetdedeoglu@potaforum.com
Şimdi bu sansasyonel başarımızın ardından bu şampiyona boyunca gelişen olaylara şöyle bir göz atalım..
Türkiye'nin Çek'lerle oynadığı ve 3-2 kazandığımız maç unutulmazlar arasına girdi.UEFA'nın resmi açıklamasına göre,bu maç son 50 yılın en iyi maçı seçildi.
Türkiye,2-1 kazandığı İsviçre maçında,3-2 kazandığı Çek maçında,normal süresi ve uzatma periodu 1-1 biten ve penaltılarla kazandığımız Hırvatistan maçında son dakikalarda golleri attı.Bu ;Türklerin inancını,kazanma arzusunu,kararlılığını gösterirken bu maçlarla ortaya çıkan bize özgü karekterimiz bütün dünyada büyük bir saygı uyandırdı.
Türkiye bu şampiyonada her yönüyle en çok konuşulan,hayranlık ve saygı duyulan bir ülke olmuştur.Milli Takımımızın Teknik Direktörü Fatih Terim'de olumlu ve olumsuz en çok tartışılan ve gündemde olan antrenör olmuştur.
Şimdi turnuva boyunca konuşulan ve aklımızda kalan çarpıcı ve önemli gelişmeleri bir hatırlayalım.
İlk Portekiz maçında Fatih Terim Arda'yı oynatmamış,Bayern Münih'te orta sahanın sağında büyük işler yapan Hamit Altıntop'u da daha az verimli olacağı ve istemediği bir yerde sağ bekte oynatmıştı.Başarı detaylarda gizlidir.Ne oldu o maç?Kötü futbol oynadık.Rakibi gözümüzde büyüttük ve kendi oyunumuzu oynayamadık.Netice hüsran.
İkinci maçta,yani İsviçre maçında Arda oynadı.Ancak Hamit yine sağ bekte başladı.Kadro yine değişmiş,Gökdeniz ve Tümer ilk onbirde başlamıştı.Sonra yağmur da başladı.İlk yarıyı 1-0 mağlup kapadık.İkinci yarıda yağmurun ağırlaştırdığı sahaya göre gerekli değişiklikler yapıldı.Semih girdi,Sabri girdi,bir süre sonra Sabri sağ beke Hamit ortanın sağına yani kendi yerine geçti,son dakikalarda biri Semih diğeri Arda ile iki gol bulduk ve maçı 2-1 kazandık.
Çek maçında da kötü ve silik oynadık,2-0 yenik duruma düştük ama Hamit Altıntop'un asistleri Arda ve Nihat'ın iki golüyle yine son dakikalarda maçı 3-2 lehimize çevirmeyi başardık.Maçın son 15 dakikasında gerçekten rakipten korkmadan kendi oyunumuzu rakibe kabul ettirerek oynadık ve zafer geldi.
Maçtan sonra bir kanalın muhabiri Arda'ya sordu." Kutlama yapacakmısınız?" Arda'nın cevabı muhteşemdi." Şimdi şükretme zamanı.Şükretmeye gidiyoruz.Kutlamaya değil."
Hırvat maçında daha iyi oynadık.Top yaptık,topu paylaştık,top uzun süre bizde kalınca biz iyi oynuyoruz ama pozisyon sıkıntısı çektik.Neticede uzatmada 119.dakikada yediğimiz gole 122.dakikada Semihin bazukası ile cevap verdik ve maçı uzatmaya götürdük.Uzatmada biz daha iyi oynadık ama maçı penaltılarla kazandık.
Maçtan sonra Hırvat Teknik Direktörü'nün gökyüzünü göstererek yaptığı yorum ilginçti." Türkler güçlüler ama onlara çok daha büyük bir güç yardım ediyor."
Fatih Terim ise yaptığı basın toplantısında basına çatmaktan,insanları suçlamaktan başka bir şey konuşmadı.
Semih ise,bütün Türk milletinin duaları ile inancımızla maçları çeviriyoruz,dedi.
Şimdi gelelim esas anlatmak istediğimiz konuya.
Eskiden Milli takım da dahil olmak üzere Türk takımları Avrupa arenasına çıktıklarında maçların başlarında biraz iyi oynasalar da sonlarda kondisyon biter,oyundan düşer ve maçlar genellikle bu zaafiyetten kaybedilirdi.Bu turnuvada Fatih Terim'in Amerikadan getirttiği özel kondisyonerler bilimsel çalışma ve beslenme yöntemlerini hazırlık dönemi de dahil olmak üzere takımımıza o kadar iyi uygulamış ve o kadar verimli bir kondisyon yüklemişler ki bu şampiyonada eskiye göre tam tersi bir şekilde maçların sonlarında biz diri kaldık rakipler oyundan düştü.Bu Türk futbolu adına çok güzel bir gelişmeydi.
Bilimsel,bilinçli ve sıkı çalışmanın başarıdaki önemi tartışılmaz.Peki bu turnuva boyunca bir " Mucize " sözcüğü dillerden düşmedi.Büyük bir çoğunluk,Türklerin bu geri dönüşleri bir mucizeydi,derken hatta bizim basında bu görüşe katılırken,Fatih Terim,ben şansa inanmam,mucizeyi insan kendi yapar,gibi ifadeler kullandı.
İşte biz de araştırmalarıımza göre,öğrendiğimiz ve bildiğimiz kadarıyla bu konuya bir açıklık getirelim,dedik.
Yüce Allah Peygamberlerine,insanları doğru yola gelmelerine vesile olmaları adına,olağanüstü güçler ve haller vermiştir.Yeri ve zamanı geldiğinde Allah'ın sevgili kulu olan peygambeler,Allah'a sığınıp dua ederek,Allah'tan istemişler ve Yüce Allah'da onların güzel hatırlarına onlar için olağanüstü haller,yani mucizeler yaratmıştır.İşte Peygamberlerde gözüken bu olağan üstü hallere " Mucize ",yine Allah'ın çok sevdiği kulları olan Allah adamları dediğimiz Evliya ve Veli kullarına bahşettiği olağanüstü hallere de " Keramet " denir.
Yani bu şampiyona da Türk Milli Takımının lehine gelişen olayların mucize ile uzaktan yakından bir alakası yoktur.
Ancak,yine Yüce Allah,şartlarına uygun olarak,içten ve gönülden samimiyetle yapılan duaları da kabul etmektedir.Yani bütün Türk milletinin hulusi kalb ile yaptığı o içten duaları kabul etmiş ve yabancıların bilmedikleri için " Mucize " diye yanlış tanımladıkları o muhteşem gelişmeler yaşanmıştır.
Peki,yukarıda da belirttiğimiz gibi o bilimsel çalışmalar yapılmasaydı,oyunucularmız yeteneklerini sahada büyük bir inanç ve kararlılıkla sergilemeselerdi,savaşıp mücadeler etmeselerdi;Fatih Terim yaptığı büyük yanlışlardan dönüp hatalarından ders alarak doğru taktikleri uygulatmasaydı,bu dualar gerçekleşirmiydi?..O Yüce Allah'ın bileceği bir şey,ama bizim bildiğimiz Allah çalışana verir.Yani bir insan bir işi başarmak için çok çalışacak,o işi başarmak için gerekli maddi bütün sebeplere meşru yoldan sarılaca,sonra da manevi olarak Allah'a sığınıp dua ederek neticeyi Allah'tan bekleyecek.İşte buna İslam dininde yani bizim dinimizde " Tevekkül " deniyor.Tevekkül,yan gelip yatmak,çalışmadan,sebeplere yapışmadan,Allah bana gönderir,demek asla değildir.
Neticede Fatih Terim'in haklı olduğu bir tarafı izah etmiş olduk.Ancak,onun da Türk milletinin muazzam yakarışını,dualarını,Yüce Allah'ımızın da bize yardım etmesini göz ardı etmemesi gerek.Başarıyı kendine mal etmemeli..Sadece kendi bilgi,tecrübe ve çalışmalarına bağlamamalı..Ben,ben,ben dememeli..O konu ile ilgili bütün etkenlerin hakkını vermeli,kabul etmeli,onları da anmalı..O zincirin bütün halkalarını dile getirmeli..
Buna karşı tez olarak,bu düşüncenin bir yanlışı olarak son saniyelerde kazandığımız maçlar,sonra Almanya maçında olduğu gibi son saniyelerde kaybettiğimiz maçlara da dönüşebilir..Hem de böyle çok üst seviye bir maçta gelmiş geçmiş en iyi oyunumuzu hem de dokuz eksik futbolcumuza rağmen oynayarak...
Şu sözü hepimiz biliriz;" Gururlanma padişahım senden büyük Allah var."
Sevgili Ahmet Çakar,maçlar oynanırken bir televizyon kanalında Fatih Terim ile ilgili çok ilginç bir yorum yapmıştı." Halkın % 80' i Fatih Terim'i sevmiyor demiyorum,nefret ediyor."Son maçtan sonraki yorumlarında da bu sözünün arkasında olduğunu gösterdi.Hatta o programdaki yorumcularla beraber ortak bir kanıyı da dile getirmişlerdi." Sadece Fatih Terim'e kızdıklarından konuştuğumuz bir sürü insan Milli Takımın başarısını istemiyor."
Ne acı değil mi?..İnsanlarda bu kötü duygunun oluşmasına sebep olduğu için Fatih Terim şapkasını önüne koymalı ve artık hatalalarını anlayıp,kendini düzeltmeli.Demeçleri ve konuşmalarına dikkat etmeli,infiale ve gönül kırıklıklarına sebep olacak şeyleri söylememeli.Zaten çok güzel bir söz vardır."Söz ağızdayken insanın esiri,ağızdan çıkınca da insan sözün esiridir."
Ayrıca Fatih Terim Milli Takımı da bıraktım diyerek,hatalarına bir tanesini daha eklemiştir.Milli takım tam ekol ve gelenek olacak bir futbol tarzını bulmuşken ve bu tarzı da Fatih Terim takıma oynatmaya başlamışken,Milli Takımı bırakması bence çok ama çok yanlıştır.
Biz,öyle güzel ve affedici bir milletiz ki,Fatih Terim kendini yukarıda anlattığımz manada biraz değiştirip, biraz daha egolarından arınmış mütevazi bir yapıya bürünse,bütün millet bu istisna adamı bağrına basacaktır.Onunla beraber Türk futbolunda da başarılar arka arkaya gelecektir.Bunları bir düşün sevgili Fatih Terim.Biz seni sevmek için hazırız.
Bir basketbol adamı olarak gündemin önemi gereği futbol yazısı yazdım.Sürç-i lisan ettimse affola.
Ahmet Dedeoğlu
Basketbol Antrenörü
Spor Yazarı
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
ahmetdedeoglu@potaforum.com